Hem bu kadar basit olup hem bu kadar estetik olabilen şarap şişesinin ve servisinin geçmişten günümüze yaptığı uzun yolculuktan ve bize neleri ve ne kadar çok şeyi ifade edebildiğine dikkatlerinizi çekmek isteriz. Mitolojide “Tanrıların İçkisi” olarak kabul edilen şarabın servisi, eski dönemlerde toprak sürahi/testilerde ve kadehlerde yapılıyordu. Romalılar’ın “Amphora”, Yunanlılar’ın da “Amphoreus” dedikleri bu testiler, şarabın havalanmasına olanak sağlayan bir “karaf” görevi görerek fıçılardan misafirlerin kadehlerine servis edilmesine aracılık ediyordu.

Mesagge In The Bottle

1600’lü yıllarda ise cam şişenin icadı, şarap endüstrisini kökten değiştirdi. Mantar tıpaların da gelişimi sayesinde şişe boynunun mantar ile desteklenmesi, günümüz karakterine bürünen şişelerin içinde şarabın nefes alarak saklanmasına olanak sağladı. XVII. yüzyıldan beri kurulmuş şarap, şişe ve mantar denklemi; et, kemik, ruh denklemindeki gibi insan vücudunun bir tasvirine dönüştü. Mantar, şarabın oksitlenmesini önleyerek yavaşça yıllanmasını sağlarken (vücudun ruh bulmasını), şarap da mantarın kuruyup esnekliğini yitirmesine engel oluyor. Mantarın esnekliğini yitirmesi şişeden çıkarılamaz olması demektir. Yani bu da tam olarak ruhun kendisine bir vücut bulmasına benzetilebilir.

Şarap şişeleri ise UV ışınlarına karşı geçirgenliği önleyen renkleri (bal yeşili) ve basınca dayanıklılıklarıyla, ruhumuzu saran ve binbir günah örten bir gram et misali sarar şarabı…

Şarap şişelerinin tasarımının altındaki diğer bir detay ise şişenin altındaki çukur tabandır. Bunun amacı ise servis sırasında elin ısısını almaması ve servis kolaylığı sağlamasıdır. Profesyonel servis;  sağ elin başparmağı bu çukura gelecek şekilde yerleştirilerek, diğer 4 parmak şişeyi alttan kavrayacak şekilde yapılır.

Message In The Bottle

Bu kadar detaylı düşünülerek tasarlanan şarap şişesi dışında başka nerede saklayabilirdik şaraplarımızı ve ruhumuzu.