Pin-up genellikle kızları kocaman göğüsleri, kıvrımlı vücut hatları, sıkı korseleri ve çoğu zaman dolgun bacaklarının çizgilerini vurgulayan jartiyerleriyle ya bir şeyler pişirirken ya da kazayla açılan eteklerinin şaşkınlığıyla temizlik yaparken resmedilirler. İngilizce’de Pin-Up Model ya da Cheesecake olarak da bilinen Pin-up kızları isimlerini “duvara asılması niyetiyle üretilmiş” fotoğraflarından ya da illustrasyonlarından alıyor. Türkçe’deki karşılığı da iğnelemek ya da raptiyelemek olarak çevrilebilecek Pin-up akımı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Betty Grable ile Amerikan askerleri arasında kabul gördü ve sonrasında tüm dünyaya yayıldı. Missouri doğumlu Elizabeth Ruth “Betty” Grable, ikonik “banyo suiti” pozuyla neredeyse bütün Amerikan askerlerinin dolaplarını ve dolayısıyla hayellerini süsledi. Bu kült fotoğrafta imzası bulunan Frank Powolny daha sonra Marilyn Monroe’nun da efsane haline gelecek fotoğraflarını çekecekti. Powolny’nin yıllık 300.000$’la döneminin en çok kazanan yıldızı Betty Grable’la yarattığı bu akım; o dönemlerde Amerikan ordusunda görev alan Hugh Hefner’ın ilerleyen yıllarda Playboy dergisini açması için ona ilham verdi. Bu fotoğrafın etkisi Pamela Anderson, Dita Von Teese, Carmen Electra, Katy Perry gibi isimlerin büründükleri figürlerle günümüzde bile devam ediyor.

betty

Pin-up akımının yaygınlaşmasında, dönemin şartlarına göre “kolay ulaşılabilir” bir mecrada dağıtılıyor olmaları büyük pay oynadı. Dergilerden kesilen sayfalar, gazetelerden kesilen kupürler, kartpostallar veya litografik baskılarla dağıtılan illustrasyon ve fotoğraflar her yaştan erkeğin duvarını, defterini ve hayallerini süsledi. Bu tutkunun erkekler arasında bir histeriye dönüşmesinden sonra devasa boyda posterler de üretilmeye başladı ve yalnızca Hollywood’ta, milyonlarca Pin-up kızı posteri satıldı.

Pin Up 2

19. yy.’ın sonlarında Burlesque sanatçılarının ve gösteri kızlarının kendi reklamlarını yapmak amacıyla bastırdıkları kartviztler; dönüştükleri Pin-up rüzgarıyla kadınların eğlence sektöründeki yerini ve yansıtılış biçimlerini de kökten değiştirdi. Eskiden yalnızca lokallerine gelen izleyiciler tarafından tanınan ve takip edilen kadınlar, tüm Amerika’da (ve sonra Dünya’da) tanınır olmanın yolunu Pin-up akımı üzerinden keşfettiler. Ayrıca ilginçtir ki, “Vargas Girls” örneğinde de görülebileceği üzere, günümüzdeki muhafazakar eleştirilerin tam tersine övgüyle ve ilgiyle karşılandılar. WWII dönemindeki bombardıman uçaklarının ya da bombaların üzerine “süsleme” olarak çizilen Pin-up kızları cinsel obje gibi değil, cephede savaşan askerleri neşelendirmek için görev yapan vatanseverler olarak kabul görüyorlardı. Yalnızca bir izleyici vasfıyla Pin-up kızlarını yorumlayan kadınlar da hemcinslerinin cinsel başkaldırılarını ayıplayarak değil, alkışlayarak takip etti. Çünkü kadın vücudunun ve güzelliğinin özgürce yansıtılışını baskılayan Viktoryen dönem anlayışının reddedilişi birçok kadının ilgisini ve desteğini topluyordu. Bir süre sonra bazı “muhafazakar” kadınlar Pin-up akımına karşı protestolar düzenlemeye başladı. Sayıları, özellikle Orta Amerika’da hızla çoğaldı. Pin-up’ı kadınların namusunu, ağırbaşlılığını yok eden, genç erkekleri ve toplum ahlakını zehirleyen bir “illet” olarak tanımlıyorlardı. Kadın vücudunun teşhiri ve cinsel özgürlük “Amerikan değerlerine bağlı” ailelerin başına gelebilecek en kötü şey olarak yansıtıldı. Ve bu noktada Pin-up akımının kaderi çizilmiş oldu: Pin-up kızları artık form değiştirecekti.

Pin Up 1

80’lerin başından itibaren Pin-up kızları ve medyadaki kadın cinselliği birbirinden ayrılarak yön değiştirdi. Eskiden “kadından beklenebilecek rollerde” karşımıza çıkan Pin-up kızları, 80’lerden itibaren hayatın her alanında devreye girmeye başladılar. 19.yy.’da ya mutfakta ya da ev işleriyle uğraşırken resmedilen kadınlar artık alışveriş yaparken, araba kullanırken, iş hayatında, kısacası hayatın tüm dinamikleriyle beraber resmedilmeye başladılar. Feministlerin bir kısmı kadın cinselliğinin baş kaldırısı olarak kabul ettikleri Pin-up’ı desteklerken, diğerleri “kadın cinselliğinin metalaştırılması” nedeniyle buna şiddetle karşı çıktı. Bunun dışında bir yandan da “kadın güzelliğinin idealize edilmesi” durumu sorun yaratıyordu. Bazı kadınlar “güzellik” anlayışının kalıplaştırılmasından şikayet ederken, moda ve kozmetik sektörünün bu duyguyu “sömürdüğünü” iddia ediyordu. Tüm bu karmaşanın içinde Pin-up; hem feministlerin, hem muhafazakarların hem de liberallerin tartıştığı bir konu haline geldi. Hatta feministlerin ve muhafazakar kadınların tamamen ayrı perspektiflerden bakmalarına rağmen aynı şeyi savunuyor olması da son derece ilgi çekici… Muhafazakarlar; erkek egemenliğindeki namus anlayışı yüzünden cinsel teşhirin kadının “kutsallığına” zarar verdiğini iddia ederken, feministler kadın kimliğinin “cinsel obje” haline indirgenmesi nedeniyle buna karşı çıkıyor ve rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı.

Images Courtesy of 20th Century Fox