Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Fotoğrafları, yemekleri ve çiçekleriyle Kinfolk uzun zamandır radarımdaydı. Kinfolk Flower Potluck Istanbul isimli bir event’ten haberdar olmak beynimde ve ruhumda kısa süreli bir karıncalanmaya neden olmuştu. Çiçek aranjmanı ardından yenilecek yemekler ve en az yemekler kadar lezzetli sohbetleri düşününce  www.eventbrite.com‘dan biletimi alarak heyecanla 27 Nisan’ın gelmesini bekledim.

 

Elimde sepet dolusu  yola getirilmeyi bekleyen çiçeklerimle Kumbaracı Yokuşu’ndan inerken hiç beklemediğim kadar iyi bir mimarisi olan binanın kapısında buldum kendimi. Sokaktaki herkes elimdeki çiçeklerden nereye gittiğimin farkında olarak o kapıyı işaret ediyordu bana. İşte bu kapı beni Frumatik‘in mabedine ulaştırdı. Çoğunlukla kimse birbirini tanımıyordu veya sadece birlikte geldiği kişiyi tanıyordu. Masanın üzerinde duran ev yapımı sangria adeta ortamdakileri kaynaştırma görevi görüyordu. Herkes içkilerini içip, terasta çektiği ‘Instagram’lık fotoğraflarını paylaştıktan sonra üzeri her nevi çiçekle kaplı kocaman masanın etrafında yerlerimizi aldık.

Pg7ksPU

Vesarire‘den Ayça ve Yunus’un yönlendirmeleriyle çiçeğe nasıl dokunmasını ve bakmasını bilenler ve henüz yeni tanışmanın verdiği çekingenlikle onları incitmekten korkar olanlar olarak ikiye ayrıldık. Ben onları nasıl tutacağını bilmeyen nerede başlayacağını kestiremeyen taraftaydım. Açıkçası event’in başından beri çiçeklerden çok yemeklerdi düşündüğüm.

Önlüğümü takıp sepetimin içini doldurduğum ovasis’e okaliptüsler ve şimşirlerden bir zemin yaptıktan sonra erengül ağırlıklı bir aranjman yapmayı başardım. O anda düşündüğüm tek şey onları en güzel haliyle ve en doğru uyum içinde yerleştirebilmekti. O zaman anladım ki çiçek işiyle uğraşmak belkide dünyanın en kafa rahatlatıcı işlerinden, hatta kimileri için terapi olabilecek uğraşlarından biriymiş. Her zamanki sabırsızlığımla en önce bitirenler arasında yerimi alıp boşalan sangria bardağımı taze limonatalı olanıyla değiştirdim. Çiçek işi sabır, emek ama en çok da zevk istiyor. Bazen bir insanın dış görüntüsüne bakarak yaptığı işlere baktığınızda aslında önemli ip uçları görebiliyorsunuz. Ayça ve Yunus’un yüzünde de çiçeğe duyulan bunca aşk, tutku ve heyecan varken neler ortaya çıkarabilecekleri sizi şaşırtmıyor. Herkes çiçeğini bitirdikten sonra sıra kesilmiş dal parçaları ve koparılmış yapraklarla dolu masayı temizlemekteydi. Onlarca elin yardımıyla yere düşen çiçek artıklarına aldırmadan Food Project, Eda ve Zeynep’in ellerinden çıkma çeşit çeşit yemeği sofraya taşımaya koyulduk. Herşey paylaşmak üzerine, taze, sağlıklı ve belli ki aşkla yapılmış. Karaköy’de yeni açılan Komodor’un nefis pizzaları ve Kekliktepe‘nin zeytinyağları da masaya eklenince artık her şey tamamdı. Kimisi yemeğin üzerine şarap, kimisi KronotRop’un meşhur kahvesini tercih etti.

VWLRSfz

Kocaman bir masa etrafında hem bir şeyler üretmenin hazzı, hem yeni insanlar tanımanın heyecanı hem de yeni tatlar ve ilhamlar almanın mutluluğuyla girdiğim kapıdan çıkarken Zeynep’e bu harika gün için teşekkür ederek oradan ayrıldım. Bundan sonrası ise benim için bir sonraki event’i zevkli bir bekleyiş olacak.

http://vimeo.com/65446979

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Fotoğraflar için Eda İldam‘a teşekkürler…