Kinfolk’un başından beri takip ettiğim üçüncü, yani son workshop’ı beni en heyecanlandıranıydı. Zeynep, event detaylarını gönderdiği zaman bu sefer Çamlıhemşin’de olacağını öğrendim ve uzun zamandır görmek istediğim bir yer olduğu için heyecanla 14 Eylül’ün gelmesini bekledim. Ev sahipliğini Moyy Mini Otel’in yaptığı etkinlik beni fazlasıyla tatmin edecek şeyler barındırıyordu: Yemek, seyahat ve doğa. Moyy Mini’nin ne kadar harika bir yer olduğu ise bir başka yazı konusu…

Sabah 10:00’da başlayan etkinlik için otele bir gece öncesinden varış yaptık. Herkes bol oksijen ve Fırtına Vadisi’nin huzur veren su sesi sayesinde enerjik ve heyecanlıydı. Otelde kahvaltılar yapılıp, son hazırlıklar tamamlandı ve rehberimiz Uğur Biryol eşliğinde yola koyulduk. Başlangıçta programımızda Ayder Yaylası’nı da görmek vardı ama sadece Çamlıhemşin yakınındaki köyleri gezmek bile bütün günümüzü aldı ve ayaklarımıza kara sular indi. Ortan, Çinçiva, Zilkale ve Habak köylerini gezip, Peri Köprüsü’nün güzelliği karşısında tek kelimeyle büyülendik.

Sakinleştirirken aynı zamanda ürperten yeşillerin arasından düşmemeye çalışarak tepelere tırmanırken herkesin aklında aynı şey vardı: En iyi fotoğrafı yakalayabilmek. Zorlu tırmanışların bizi mutlaka değdi dedirtecek manzaralara çıkarıyor oluşu doğa gezintimizin en zevkli kısmıydı. Aralarda soluklanmak için tepelere kurulmuş konakların cana yakın sahipleriyle kısa sohbetlerimiz ve ‘Burada yaşamak acaba nasıldır?’ diye sorularımız oldu. Gezintinin sonlarına doğru, tam da güneş sırtımızdaki yakıcılığını azaltmışken terkedilmiş Deliemet Konağı’nın içinde bulduk kendimizi. Yukarı çıktığımızda ise Moyy Mini Otel’in sahibeleri Özlem, Özge ve Özay Hanım’ın ellerinden çıkma nefes kesen bir sofra ile karşılaştık.

Yöresel peynirler, dip soslar, közlenmiş patlıcanlar ve biberleri saatler süren yolculuğumuz sonunda ziyadesiyle hak ettik ve hakkını da verdik. Orman, kamp, temiz hava ve keşfetmek temalı soframız çıralar, kestane balı ve Geraldnine Cooks’un hazırladığı baharat karşımı ile süslenmişti. Dönüş için toplamamız gereken enerjiyi kurulan sofra bize fazlasıyla vaad ediyordu.

Doğayla olan sert sınav yerini lezzetli yemek, iyi müzik ve samimi sohbetlere bırakınca ertesi gün şehre dönmek daha da zor geldi. ‘Bir daha ki sene görüşmek üzere Rize!’ diyerek anları fotoğraflamak yetersiz kaldı.