Yanımda üç beş tişört, birkaç kitap ve not tutacağım ufak defterlerle çıktığım uzun seyahatlerim boyunca hiçbir yerde hiçbir zaman kalıcı olarak kalmayı hayal etmemiştim. Burada ise bir ömür geçirebileceğimi hissetmeye başlamam ayrılmak için beni motive eden ilk etmen oldu. Bunu boylu boyunca başka bir yazıda anlatmak isterim. İkincisi ise Amazonlarda ormanın derinliklerinde yaşayan bir şamanın kulübesinde yapacağım ve sadece benim ve onun olacağı bir seremoni düşüncesinin beni epeyce çekiyor olmasıydı. Kalabalık seremonilerde tecrübe ettiğim ve önceden anlattığım duyguların derinine inebilme ve daha bireysel, içe dönük bir tecrübeyi, yaşamın dünya üzerinde en hareketli olduğu bölgede ve ormanı ve doğayı binlerce yıllık bir bilgelik geleneğiyle tanıyan insanların yaşadığı yerlerde bulabilme fikrine karşı heyecanım bana çiftlikten ayrılma vaktinin geldiğini işaret ediyordu.

Amazonlarda yaşayan şaman W.’ye nasıl ulaşacağımı öğrenip, kardeşlerle vedalaşıp ayrıldım. Tarifin daha çok ağaç renklerinden, nehir kollarından, yoldaki çukurlardan ve içinde kimsenin yaşamadığı orman kulübeler üzerinden yapılması ve kaybolanlarla ilgili anlatılan onlarca hikâyenin getirdiği ürkütücülük beni bir yerliyle yola çıkmaya zorladı. Rehberim P. gençken ormanda birçok kez kaybolmuş.  Haftalarca kendi kendine hayatta kalmayı başardıktan sonra her seferinde yolunu bulmuş. Ondan daha iyi bir yol arkadaşı bulunamazdı…

Şaman W. ve diğer şamanlarla daha sonra yaptığım seremonileri hem üzerinden uzun zaman geçtiği için hem de buraya aktarıcaklarımın yüzeysel kalabileceği endişesiyle es geçeceğim. Zira “Amerika Piresi” blogunun yazarı Kaan Adanalı’nın kendi ayahuasca deneyimini anlatırken dediği gibi “olanları ne kadar detaylı anlatmaya çalışırsam çalışayım anlattıklarımın gerçeğin sadece bir karikatürü ya da yapay hali olduğunu bilmenizi isterim”.

Ayahuasca, “newage” spiritüalizm modasına kapılıp ticarileşmediği, turistik bir amaç haline gelip metalaştırılmadığı sürece ve de elbette onu gerçekten tanıyan bilgelerin rehberliğiyle, domatesi sofrada, güneşin batışını bilgisayar ekranlarında, denizin dalgasını filmlerde, kuşları kafeslerde, bitkileri çiçekçide, mutluluğu elde edilen başarıda, huzuru tüketimde görmeye alışık biz modern toplum bireylerine hiç girmedikleri bir kapı sunarak yaşamın ne kadar basit ve güzel olduğunu gösterecek ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu kanıtlıyor olacak.

Serinin diğer yazıları:

Ayahuasca Yolunda 1

Ayahuasca Yolunda 2

 Yazı ve görsel: Görkem Bereket