Bize bugün “Kimin filmlerini hiç sıkılmadan defalarca oturup izlersin? deseler cevabımız “Xavier’in filmleri.” olurdu. Xavier’i keşfettiğimiz günden bu yana onu ve filmlerini beğeneceğini bildiğimiz insanlarla oturup yeniden  izlemekten hiç sıkılmıyoruz. Her defasında mutlaka yeni bir detayı ve ufacık bir eşyanın bile kadrajın içinde tesadüfen durmadığını fark ettiriyor size Xavier’in filmleri.

Xavier Dolan’ın bir sinema dehası olduğu bizim için tartışmaya açık bir konu değil. Zira henüz 89 doğumlu Kanadalı yönetmen, oyuncu ve senaristin  4 uzun metraj film sığdırdığı kariyeri ve filmleri Cannes’da alkışları topladı bile.

İlk filmi I Killed My Mother (J’ai tue ma mere) Cannes, Toronto ve Rotterdam gibi prestijli film festivallerinden ödüller toplayan Xavier, festivallere sükseli bir giriş yapıp dikkat çekmeyi başardı. Xavier, yarı otobiyografik bir tatda olan filmde ergenlik döneminde annesinden nefret eden ve annesiyle arasındaki uçurumu diplerde yaşayan bir başrol oyuncusu aynı zamanda.

İkinci filmi İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Heartbeats (Les Amours Imaginaires), Xavier’in ilk filmindeki başarısının bir tesadüf olmadığının en açık kanıtı. Sahne geçişleri, renkler, kurgu ve anlatım bizi her izlediğimizde mest etti. Dolan’ın filmlerinin geneline hakim ilişki yumağı bu filmde tığ işi titizliğinde işlenmiş.

Xavier’in daha önce incelediğimiz filmlerine buradan bakabilirsiniz.

Son olarak Xavier’den kısa bir görsel şölen için Indochine’in College Boy şarkısına çektiği Fransa’da çoktan yasaklanan videoyu izleyin.