”Dünyanın sonunu şiirselleştirmek!”

Lars Von Trier’ in yaptığı işte tam olarak bu: Dünyanın sonunu şiirselleştirmek. Hepimizin aklına en az bir defa gelmiştir dünyanın sonunun nasıl olacağı. Bizi nelerin beklediği, insanların bununla nasıl başa çıkacağı ve belkide en kötüsü nasıl öleceği gibi sorular… Her zaman gerçeğini bilmeye hayal gücümüzün yetemediği senaryolar diğerlerinden ayrılmıştır. Melancholia’da dünyanın son gününe açılmış çaresiz gözlerden öğreniyoruz dünyanın sonunu…

Kadrosunda Kirsten Dunst, Charlotte Gainsbourg, Kiefer Shuterland, Stellan  Skarsgard ve John Hurt gibi güçlü isimlerin yer aldığı filmde  dogma stilinin etkisini oldukça hissediyoruz. Oyunculuklar, kurgu ve filmin derinliği dışında aklımda kalan en güçlü yorum nasıl harika sahneler ve nasıl fotoğraflık kareler olduğuydu.

Filmde dünyaya çarpmak üzere beklenen Melancholia adlı gezegenin iki kız kardeş  ve çevrelerinde gelişen etkilerinden bahsediliyor. Psikolojik problemleri olan Justine (Kirsten Dunst) ve ona yardımcı olmaya çalışan kız kardeşi Claire’ in (Charlotte Gainsbourg) dünyanın sonuna nasıl farklı açılardan yaklaştığının konu edildiği bu harika film, başlangıçta düğün sahnesiyle başlayıp yerini  bunalımlı ve gergin bir bekleyişe bırakıyor.

İki kadın oyuncununda muhteşem bir performans yarattıkları ortada. Ancak soyduğu ünlüler listesine Kirsten Dunst’ ı da ekleyen Lars Von Trier’ i  film dışındaki bu başarısı içinde ayrıca tebrik etmek lazım.