Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hem kariyerinde çok başarılı işlere imza atabilmiş hem de Sendromsuz kalabilmiş olmak herkesin harcı değil. Zeynep Erekli ile Bone Magazine vasıtasıyla tanışmaya gittiğimizde karşımızda ego ve mesafe gibi negatif kelimeleri bünyesinden arındırabilmiş cana yakın, rahat ve rahatlatan tarzıyla sanki uzun zamandır tanışıyormuşsunuz gibi hissettiren biriyle tanışacağımızı bilmiyorduk. Onu tanıdıktan sonra yayıncılık sektöründe yıllardır aktif olarak yer alıp işine olan sevgisini, enerjisini ve en önemlisi sabrını hiç kaybetmemiş olmasına hayran kaldık. Buyrun gerçek bir Sendromsuz ile tanışın!

Time Out İstanbul, Travel + Leisure ve Vogue gibi yayınlarla uzun süreli ilişkilerin oldu. Bone Magazine yayın hayatının neresinde duruyor?

Hepsini sahiplendim, hepsinde şaha kalkmaya çalıştım. İki senedir hayatımda sadece Bone var. Bone benim için sadece bir yayın değil; daha büyük ve geniş bir yapı. Yarın-öbür gün Bone markası altında beklenmedik ürünler, fikirler, projeler doğabilir. Heyecan daimi.

Şimdiye kadar bir seyahatinde edindiğin en değerli tecrübe ne oldu?

Esneklik ve güleryüz, insanı her yere götürür. İnsanlar aslen iyidir; yaşam bir hediyedir ve Amerikalılar sanıldığı kadar cahil değiller.

Seyahat ettiğin yerler arasında en çok aklını başından alan şehir hangisi?

Şanslı biriyim; iş veya zevk için olsun bütün seyahatlerim harika geçmiştir. En son aklımı başımdan Tel Aviv aldı. Tel Aviv’e yine gideceğim ve Port Said adlı o dehşet restoranın barında sarhoş olacağım. Ayrıca kalbimin iki kralını anmadan geçemem: Artvin ve Bozcaada. Doğu Karadeniz’in en başıbozuk karakteri Artvin’de dramatik vadiler, sert virajlar, keskin dönüşler, karaçam ormanları… Artvin’e aşık olmamak mümkün değil. Bozcaada’ya ise güzelleme dahi yapamam; adaya adım attığım anda ayaklarım yerden kesiliyor.

En son ne zaman iş dışında seyahat ettin?

Eski Cami’yi görmeye Edirne’ye gitmek seyahat sayılırsa, geçen hafta.

İşten uzaklaşmak ve kafanı dinlemek istediğinde neler yaparsın?

Yayıncılık öyle ki, uzaklaşamıyorsun. Yaşadığım, duyduğum, gördüğüm her şeye potansiyel bir ‘içerik’ olarak bakma refleksini söküp atamam. Telefonumu kapatıp 4 gün internete girmediğim zamanları soruyorsan; yoga kampları.

İstanbul’da en sevdiğin semt ve nedenleri?

Doğup büyüdüğüm ve hala yaşadığım Moda. Nedeni basit ve romantik: sevgime karşılık verdi ve beni şimdiye kadar hayatımın her döneminde çok mutlu etti.

Severek takip ettiğin yayınlar hangileri?

Her şey ve hiçbir şey. Havalı bir yanıt olsun diye söylemiyorum bunu. Karıştırmadığım yerli-yabancı dergi yok. Hiçbirine özel bir bağlılığım da yok. Mutlaka bir isim istiyorsan: hala bütün organlarıyla Vice. İki tane de yazar ismi vereyim: Fatih Özgüven ve Amerikalı seyahat yazarı Peter Jon Lindberg. İkisinin de beyinlerinden kalemlerinin ucunda giden hatta takılmak isterdim, bir süre.

Seni son günlerde en çok ne heyecanlandırdı?

En eski ve değerli insanlarımdan Ozan Açıktan’ın filmi ‘Silsile’, Mart başında gösterime girecek. Şu sıra en büyük heyecanım bu. Bir de yine Ozan’ın bana doğum günü hediyesi olarak aldığı ve paketinin üzerinde “Goes Anywhere, Writes Everywhere” yazan, fişek şeklindeki kalem.

Bizi tanıştırmak istediğin birileri var mı?

Var. Sevgili arkadaşım Heval Okçuoğlu. Bu ara Bone websitesine harika müzik post’ları yazıyor ve bazı akşamlar Münferit’te çalıyor. Dans ve mutluluk garantili setleri var.