Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yonca Demirel still life konseptli fotoğraflarının çekim arkası hikâyesini bizlerle paylaştı.

Yine her zaman ki gibi kendi renklerimin dışına çıkmadan belki birazcık tonunu arttırarak bu kez stil life bir şeyler çekmek istedim. Aslında aklımda yatan şey çok farklıydı ama pazara çıktıktan sonra elimde bunlarla döndüm. Mesela keçi kafası almak istiyordum fakat keçinin beyni alındığı için çekime ya da kafamdaki taslağa uymayacağını düşünerek karideslere yöneldim.

Bir fotoğraf ya da seri çekeceksem her şeye kendim dokunmak istiyorum. Makyaj, saç, kıyafet seçimi ya da mekân bunlarla ben uğraşmalıyım. Çok fazla sahipleniyorum galiba.  Bu çekimde sprey boyayı ne kadar sevdiğimi anladım. Elime geçen her şeyi boyamak istedim ve zor tuttum kendimi. Çok da planlanmış bir çekim değildi. Uzun zamandır herkesin farkında olduğu bir durum var; renklerin dünyasına girdik ve pop kültürünün yükseldiği Tumblr dünyasında yaşıyoruz; ananasın önlenemez yükselişi :) Bir şekilde benimde bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim ve tüm gün boyunca karides kokusuyla iç içe bir ortamda bulundum.

Sprey boya yaparken maskesiz olmam ya da misina ile karidesleri bağlarken kopan bacaklar, dengede durmayan sebzeler…  Four Rooms filmindeki Robert Rodriguez’in odasındaydım :) Çok eğlendim, özellikle son kare ” goodbye” en çok güldüğüm kare. Karidesin ruhu var sanki mesaisini bitirmiş ve gidiyor.

İşte bunlar hep sprey boya !

Yonca Demirel