Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Barbaros, 1992 İzmir doğumlu ve İzmir’de yaşıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sinema bölümü öğrencisi ve aynı zamanda video ve fotoğraf alanında üretimler yapıyor. İlk kişisel sergisini 18 yaşında İFSAK Genç Fotoğrafçılar Festivali’nde İstanbul’da deneyimlemiş. Barbaros çağdaş sanata olan ilgisini, geçtiğimiz Ocak ayında açtığı ikinci kişisel sergisi ‘noise’la taçlandırdı. Barbaros’la manifestosuna hayran kaldığım muhteşem sergisi hakkında konuştuk.

Sergi nasıl gerçekleşti?

İzmir kentinin sanat dinamiklerini harekete geçirmek ve İzmir üzerinden evrensel sanat ortamına bir çıkış noktası oluşturmayı hedefleyen Port İzmir Projeleri, K2 Güncel Sanat Merkezi ve İzmir Fransız Kültür Merkezi işbirliğinde 2007 yılında başladı. Sergi, 3 yılda bir tekrarlanarak trienal olma özelliği kazandı. Şu sıralar Port İzmir Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali  Trienali’nin üçüncsünün
‘alan’ çalışmaları gerçekleşiyor. Trienal kapsamında Avrupa’dan ,İzmir’den ve fakültemizden çeşitli sanatçılar ve gruplar var. Benimle birlikte 12 sanatçıdan oluşan ‘dar(alan)’ sanat grubumuz ise Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri oluşturmakta. Her birimiz iki haftada bir kişisel sergilerimizi gerçekleştiriyoruz. Süreç boyunca koordinatörlüğümüzü Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi
fotoğraf bölümünde Öğr. Gör. Nezaket TEKİN ve Sinema bölümünde Arş. Gör. Çağdaş ÜLGEN, aynı şekilde sergi küratörlüğümüzü Slovenya’dan Sasa Nabergoj (sanat tarihçi ve küratör) üstleniyor.

Sergiden biraz bahseder misin?

İki video-art, bir video enstalasyonu, dört fotoğraf çalışması ve bir enstalasyon dan yarattığım bu distopya, gürültünün (burada gürültü salt bir ses kavramının dışında daha majör bir konumda yer alıyor) tahakkümü altında ve onu bu tahakkümden kurtarabilecek hiçbir olgu, canlı veyahut ideoloji yok. Aidiyetsiz ve düşünme yetisini kaybetmiş bir durumda. İzmir Alsancak’ta yer alan K2 Sanat Merkezi’nin, sanatçı rezidansı olan iki katlı bir Rum evinin üst katı bu bahsettiğim distopya. Dört odasında farklı çalışmalarla ve farklı sanat disiplinleriyle karşılaştığınız bu odaların her birinde ‘gürültü’ hakim. Hem okuma, hem yazım hem de pratik sürecini topladığımızda, bir seneyi bulan çalışmanın ana imgelemini, günümüzde hemen hemen varlığını bile fark etmediğimiz ‘kablo’ aracılığıyla gerçekleştirdim.

Serginin ana çıkış noktası nedir?

Serginin ana işi ve çıkış noktası ‘negentropi’ isimli 6 dakika 24 saniyelik siyah-beyaz video-art çalışması. Ses ve performansa bağlı videoda doğayı ve doğa dışı bir varlığı temsil eden iki farklı tür yer alıyor. ‘Negentropi’ , termodinami bilim dalının ikinci yasası olan entropinin negatifi olarak tanımlanır. Entropiyi kısaca tanımlamak gerekirse evrende kendi haline bırakılan bütün sistemler, canlılar, nesneler zamanla doğru orantılı olarak bozulmaya, dağılmaya ve yıpranmaya uğrar. Negentropi isimli video-art çalışmam da bir toprak parçasında enerjisini doğadan alan, bu enerjiyi ise kablolar aracılığıyla iletimi ve akışı sağlanan bir inorganik canlı ile karşı karşıyayız. Bu canlının içinde bulunduğu durum, entropik bir durumdur. Ancak doğada yer alan yırtıcı bir memeli canlı tarafından durumlar negatif halini alır.

Serginin enerji kaynağını nasıl çözdün?

Negentropi video çalışmasında da gördüğümüz kablo, aynı görevi sergi alanında da imgeliyor. Yapay enerji kaynağından çıkan iletkenler, sergi alanında ki video-art’ların oynatıldığı LCD televizyonların ana kalbi. Sergide 2m’lik alana, 150-200 adet pet şişe ve toplamda uzunluğu 500 metre elektrik kablosu ile 1.65×1.75 cm boyutunda kaplama kullanıldı.

Serginin manifestosu nedir?

Nesneler sisteminde ‘şey’ lerin birbiri ile olan ilişkileri, sapıklık derecesine varan bir ‘yanılsama istismarına’ dönüştü. Burada zarar gören her zaman nesneleri yaratan yaratıcıları insan organizmasıdır. Yaratım aşamasında dahi yozlaşmaya uğrayan bu ürünler teknoloji devinimi sonrası, iktidar ve otoritelerin ellerinde en salt şekliyle ‘silah’ lara dönüştü. Bu maddeye binaen, insan organizması doğa ile arasındaki ilişkilere de ket vurmuştur.  Bu noktada artık paralellik değerini yitirmiştir. Artık asimetri iktidardadır. Her zaman da öyle olacaktır. İnsanın mekanik, manyetik, iletken olanla beslenmesi ihtiyaçtan çok bağımlılık handikap’ına dönüştürüldü. Açıkçası
toplumları ve kitleleri oluşturan konformist tabaka yığınları ‘bağımlılığa’ dönüşme sürecinde hiçbir zaman akıl ve mantığına başvurmadı.Vuramazdı da. Manyetik olan, istediği zaman akım geçişini durdurma gücüne sahip. Bu güç ona kendi gerçeklerini yarattırdı. Gerçeklik yüzeyi üzerinde yeni bir gerçeklik. Organik + inorganik = organik İnorgonik + inorganik = organik  Asimetrilerin İktidar gücü, bütün denklem ve formüller de bize aynı pozitif değerleri veriyor. İnsan yığınları artık kablo kusuyor.

Doğa, insanı kabul etmiyor.

Website

Instagram

 Facebook

Vimeo