Begüm-Koçum2

Eğer Begüm’ü ve işlerini bir kelime ile tanımlama hakkımız olsa sanırız kullanacağımız kelime çok net: Ulvi. Fotoğraflarının hepsine ayrı ayrı baktığımızda farklı bir derinlik, başka bir samimiyet ve zevkli bir perspektif görüyoruz. Her yeni Sendromsuz katıldıkça güzelleşen Sendromsuzlar bu hafta Begüm Koçum ile daha da güzelleşti….

Fotoğrafla ilk temasın nasıl oldu ve nasıl gelişti?

16 yaşındayken babamın gençliğinden kalma Yashica’yla fotoğraf çekmeye başladım ama bozuktu bir yandan da :) Dijitale geçişim 2007 yılında oldu, biraz garip gelmişti çünkü Polaroid 600′lere çok alışkındım ve “anında sonuç almak” fotoğrafı kağıtta görmekti benim için. Butona bas, bilgisayarda gör, photoshop aç bambaşka bir dünyaydı, analogdan tamamen farklıydı ama eğlenceliydi de (hoş analogtan vazgeçmiş değilim, dijitalden daha çok çekiyorum son 1-2 senedir üstelik) Sonrasında hep yakın çevremi; ailemi arkadaşlarımı kurgu yapmadan, onları hep nasıl hatırlamak istiyorsam aklımda nasıl kalmalarını istiyorsam o şekilde çektim ve bugüne kadar geldi.

Fotoğrafçılığı bir meslek olarak yapmaya ne zaman karar verdin ve öncesinde ne yapıyordun ?

Liseden sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji bölümünde okudum. Aslında çok isteyerek tercih ettiğim bir bölümdü ama çok soğudum. Hem okulun sisteminden bıkmıştım hem de kendimi konuşarak ifade etmekten. Son sınıfta okulu bırakıp Bilgi Üniversitesi POV (photography and video) bölümüne girdim. O dönem bir takım sağlık problemlerim olduğu için dondurmak zorunda kalmıştım ama 2-3 sene sonra devam ettim ve bu sene tez yazıyorum, bitiyor yani ben de inanamıyorum hala, çok uzun sürdü çünkü ve hiç bitmeyecek gibiydi üniversite hayatım.

Fotoğrafçı kimliğinin dışında kendini kim olarak tanımlarsın?

Ben sıfatlandırmayı becerebilen biri değilim. Sadece sevdiklerimi çok seviyorum ve fotoğraf çekmek dışında yapabildiğim en iyi şey bu.

Fotoğraf çekmek için seyahat ettiğin ülkeler arasında en ilginç deneyimin hangisiydi?

İzlanda çok keyifli ve enterasandı. Fiziksel olarak aşırı yorucu ama ruhen çok dinlendiriciydi benim için. O dönem çok aşıktım bir de, attığım her adım bir öncekinden daha yoğundu ve içimden gelen herşeyi içimdeki o kocaman hisle çektim. Dünyanın kuzeyinde, değişik otellerde kalıp geceleri pencerelerden baktım, sigara içmek için dışarı çıktım dondum sonra geri döndüm, daldım uyuyakaldım sonra pencerelerden tekrar baktım. Sabahları Japonlarla aynı masada saçma sapan peynirler yiyip garip şeyler hakkında konuştum.

Türkiye’yi işlerinle çok güzel temsil ediyorsun. Bu alanda varmak istediğin son nokta nedir?

Teşekkürler o güzellik senin. Sahiden çok güzelsin bu arada belirtmeden geçmeyeyim. Elbette var, insanlara “fotoğraf ticaretinin” gerçekten “ticaret” olmadan da işleyebileceğini göstermek istiyorum. Bu tabldot işlerle dergilere başkalarından çalıp çırparak fotoğraf çekip para kazanmak dışında daha yaratıcı işlerle de güzellikler yakalanabileceğini göstermek tek amacım. Bu konuda bir girişimimiz var üstelik, Aslı Yılmaztürk’le yakın zamanda uygulamaya başlıyoruz ama sürpriz olsun çok spoiler vermeyeyim.

Gündemini meşgul eden son projelerinden bahseder misin?

Okulda Bitirme projesi olarak progeria (erken yaşlılık) hastası bir Türk kızını (Gamze Yağar) her ay Almanya’ya gidip fotoğraflıyorum. Haziran ayına kadar (toplam 6 ay sürecek) çekmeye devam edeceğim ve Gamze neredeyse oraya gideceğim aynı tarihte. Onun gelişimini ve hayatını kurgu yapmadan doğal haliyle çekiyorum. Şu an biyolojik olarak 14 yaşında ama bedenen yaklaşık 70-80 yaş arası. Hayatımda bu kadar güzel bakan başka birini görmemiştim bu arada daha önce, keşke hep baksa ben de çeksem diyorum bazen.
Bunu yaparken kendi gelişimimi de farkediyorum üstelik. Çok garip şeyler hissediyorum ismini koyamadığım.

Bizi tanıştırmak istediğin biri/birileri var mı?

Derin Derman (Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi) ve çok iyi bir fotoğrafçı (zorlarsan belki de sana geçen sene bitirdiği master tezinden fotoğraf verir? Çok iyiler) Bir de Deniz Can Çelik, Moda ve Grafik tasarımcı. Birikimi çok, ben sen olsam kurcalarım ikisini de.

Çok Teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

Website
Twitter
Instagram

Fotoğraflar: Begüm Koçum