Cuma günü ayın 13’üne denk gelince insanın aklına ister istemez elinde pop-corn evde korku filmi izlemek geliyor. Son yıllarda çekilen filmler bir türlü o eski korku filmlerinin tadını vermiyor. Her ne kadar psikolojik gerilim türüne girse de bunlardan biri de Stanley Kubrick‘in başyapıtı türkçeye Medyum olarak çevrilmiş The Shining.

Stephen King‘in garip dünyasından çıkıp kağıda dökülen kelimelerinin filme alınmış hali The Shining denince sizin de aklınıza otel koridorunda el ele tutuşmuş sevimsiz ikiz kızlar geliyor mu? Benim geliyor ve ikizlerden neden hoşlanmadığımı birkez daha anlıyorum.

Gerçek bir deli bakışına sahip Jack Nicholson kendisine başrolde yer veren Kubrick’in yüzünü kara çıkartmamış. Ailesiyle kış sezonuna giren Overlook Otel‘in bakıcılığı için nefes kesen bir manzarada yer alan otelde insan yüzü görmeden, bir yudum içki içemeden kim 6 ay geçirse herhalde delirirdi. Telepatik küçük başrol oyuncusu Danny ve daha çirkin olamayacak eşiyle otelde başlayan birbirinin aynısı günler, sonunda bir cinnete dönüşüyor ve garip olaylar yaşanmaya başlıyor.

Filmin vurucu sahneleri; asansörlerden boşalan kanlar, labirentte geçen kovalamaca ve tabii ki ikiz kızların Danny’e gözüktüğü zamanlar. Takıntı, delilik ve gerilim dolu bir film olan The Shining, defalarca izleseniz bile hissetmek istediğiniz korku ve gerilimi size her defasında verecek.