Dün ilk bölümünü yayınladığımız yazıya bugün devam ediyoruz.

Firefly‘ın distopik, bilimkurgu elementleri Buffy‘nin fantastik korku dünyasından ve ayrıcalıklı genç kuşağın endişelerinden önemli ölçüde ayrılıyor olsa da, ana tema oldukça benzer: Görünüşte birbirinden farklı olan bireyler, kendi zekalarını ve yeteneklerini takdir edecek kadar akıllı olmayan bir çevrede, olağanüstü şartlar altında bir araya geliyor. Sonuç olarak da bazen kazayla bile olsa, dünyayı kurtarmayı başarıyorlar.

Firefly’ın karakterleri Joss’un işlerinde rastladığımız arketiplerle dolu: Farklı adalet anlayışına sahip bir ıssız adam ki doğu ve yanlışları toplumla özdeşleşmeyebilir; sadık ve güvenilir yoldaş ki kahramanı sorgulasa bile daima onun arkasında durur, bunaltıcı, herşeyi kitaplardan öğrenmiş tip ki hayatın kitaplardaki gibi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekte zorluk çeker, inançlı tip ki cemaatinden ayrılmış fakat inancının gereklerini çevresindekilere empoze etmekte kararlıdır, sürekli kavga çıkaran paralı asker, günü olabildiğince iyi şekilde geçirmeyi hedefleyen, kendine güvenen tip ve gerçek gücü, zorlayana kadar anlaşılmayan iyi eğitilmiş kız… Haa tabii yeni güçleri ve sorumlulukları başetmesi gereken genç kadını da unutmayalım.

Firefly's River

Firefly özelinde arketiplerden sonuncusunu Simon‘ın kardeşi River dolduruyor; henüz küçücük bir çocukken beyni ve ruhu hükümet deneyleriyle mahvedilmiş bir kız; ki hikâyenin devamında arada sırada gördüğü kehanetler ve dövüş yetenekleriyle ekibin geri kalanını sağlam bir şoka sürüklüyor. Alışkın olmadığımız bir konseptte, en tanıdık elementlerden biri bu; Joss’un tüm filmlerinde görebileceğimiz süper güçlere sahip, genç kız fikri. Joss Firefly’ı farklı olması için tasarlamış fakat sonra da itiraf etmiş: “Tabii ki River da var; süper güçlere sahip bir genç kız. Kabul edelim ki ben bağımlının tekiyim.”

Ama Joss bu konuda memnun çünkü süper güçlere sahip genç kız, birçok karakterden sadece biri. “Bütün karakterleri keşfetmenize olanak sağlayan ve farklı perspektifleri görebildiğiniz bir dizi olması güzel. Sıkıcı olmayan, evli ve mutlu bir çift yazabileceğim için çok heyecanlanmıştım. Çünkü bu kurguda oldukça nadir karşılaşılan birşey, hayatımızda oldukça fazla yer kaplasa da. Ve Thin Man filminden farklı olarak, ki hiçbir zaman layıkı ile yansıtılmamış olduğuna inanırım güvertede bir inanç adamım da var. İnanç konseptini araştıran biri; inanca sahip olmayanlar ve olanlar arasında hem de.”

Firefly's Reynold

Bu inancı keşfetme meselesi, serinin önemli meselelerinden biri haline gelerek; rahip Shepherd Book‘la inançsız Mal Reynolds arasındaki ilişki suretine büründü. Reynolds, inandığı şeylerin onu yok ettiğini yaşayarak öğrenmiş bir adam” diyor Joss. “Yani inandığı tek şey, bir sonraki iş, bir sonraki maaş günü ve mürettebatını güvende tutmak.” Seri, Tanrı inancının ahlak ile bir tutulmasını sorgularken, ahlak konseptinin kendisini de tartışmaya açıyor; “Başkalarının bize empoze etmeye çalıştığı şey doğru ahlak mıdır?” Joss’a göre Mal “boşluğa bakıpi boşluktan başka birşey görmeyen bir adam— ahlaki bir yapı yok, yardım yok, oradan kimse gelmiyor… Dolayısıyla ne yapacaksam ben yapmalıyım.”

Mal aynı zamanda, kendisi de bir ateist olan yaratıcısının en çok yakınlık kurduğu karakter. “Tabii ki kaptan figürü benim, çünkü o uzun ve yakışıklı fakat laçka ve aynı zamanda ince.” Fakat gerçekte, tüm karakterler, şekillendirilmiş tüm arketipler Joss’un kendi yüzlerinden biri. Belki de bu yüzden Firefly’a çok büyük bir aşk duyuyor—çünkü tüm karakterlere kendinden bir parça damlatmış ve onlarla kendisi arasında, kendi hayatındaki ilişkiler ve dostluklardan yansıyan bir bağ geliştirmiş.

Firefly's Wash and Zoe

Hatta o ilişkilerden birini değiştirmektense, diziyi bırakıp gitmeyi tercih ediyor. Mesela, Zoe ve Wash arasındaki evlilik gibi: “Wash Zoe’nin tam zıttı bir karakter fakat onun için kusursuz eş.” diye açıklıyor. “Dizilerin genelde yaptığı gibi, her küçük romantizmden pay çıkarmaya çalışmak yerine evli ve mutlu bir çift göstermek istedim; kavgaları, sorunları da olan, fakat evli kalmayı başaran bir çift.” Fakat Fox yetkilileri diziyi onaylama aşamasındayken stabil bir evliliğin, senaryoyu dramatik açıdan kısıtlayacağını düşünmüş ve Joss’u çifti ayırması için zorlamış: “Fox’un son söylediği şey diziyi alacağız, ama o çifti ayıracaksın” oldu. Ben de “O zaman diziyi almayın, çünkü benim dizimde bu insanlar evli ve bu dizinin tamamı kadar önemli” dedim.”

Demek ki Firefly’ın karışık sırayla yayınlanması, anlamsız aralar vermesi ve Fox tarafından sabote edilerek bitirilmesinin ardında, o plazadaki bir sülüğün egosu yatıyormuş. Artık buna iyice emin olduk.

Yarın, üçüncü bölümle devam edeceğiz. Tekrar görüşmek üzere!