Bazı insanlar, özellikle dönem modasından esinlemek söz konusu olduğunda adeta ürperiyor. Doğal olarak bir çoğumuz, günlük hayatın koşuşturması içinde Scarlett O’Hara gibi görünmek için zaman ayıramıyoruz. Fakat dönem ruhuna uygun giyinmek yalnızca özel partiler ya da düğünler için düşünülen bir alternatif olmamalı. Her zamanki görünümünüze de ufak dokunuşlarda bulunarak bir dönemin ruhunu ekleyebilirsiniz. Mad Men ve Pan Am sağolsun, bu dönemin 60’lar olmaması için artık hiçbir neden yok.

İşte hazırladığımız illustrasyonlarla 60’lar zarafetine kavuşmanın köşe taşları:

Oldmagnet: 60'lar Elbise

Yaz hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla 60’ların desenli elbiselerini giymek için bundan daha iyi bir zaman yok. Burada dikkat etmeniz gereken tek şey vücut tipiniz. Eğer kiloluysanız yatay çizgilerden ve kalın, geometrik şekillerden kaçının. Saten benzeri parlak kumaşları tercih etmeyin. Eğer basenleriniz genişse, ilgiyi o bölgeye çekecek biçimde kabarık elbiseler giymeyin. Ayrıca kalem etek benzeri dar kesimli elbiselerle uçları yere değecek kadar uzun bias-cut kıyafetler sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterecektir. Bugünlerde bunu bir sorun olarak gören pek yok, ama fazla zayıfsanız dikey desenlerden ve tek renk elbiselerden kaçınabilirsiniz.

Oldmagnet: 60'lar Çanta

Her gün, beş dakika bile olsa daha iyi görünmek için ufak bir çaba harcayın. Sadece beş dakika. Bunu alışkanlık haline getirmek, kişisel stilinizi oluşturmak için size yardımcı olacak. Bunu sadece makyaj, saç, cilt bakımı olarak düşünmeyin. Geceden hazırlayacağınız kıyafetinize uygun bir çanta —hele ki 60’ların kendine ait renkleriyle donanmış bir tanesiyse, hiçbir efor sarfetmeden daha şık görünmenizi sağlayacak. Sabah kalktığınızda işe gitme telaşıyla çantanızdaki şeyleri birinden diğerine taşımak için uğraşmayın. Ne giyeceğinizi düşünerek, bunu yatmadan önce yapın.

Oldmagnet: 60'lar Stiletto

Rita Hayworth‘u düşünün; Gilda‘da Put The Blame on Mame‘i söylerken giydiği straplez elbisesi ve ayakkabıları Jean Louis‘in binlerce kere devşirdiği bir kırmızı hali ritüeline dönüştü. Hayworth; “Bence bütün kadınların bir derece de olsa zarafeti vardır, ama hepsi kıyafetlerini çıkarınca yok olur” dediğinde muhafazakarlıktan bahsetmiyordu. Ona göre zarafetin formülü soyunmakta değil, giyinmekte gizliydi. Bu nedenle ‘striptease’ etkisini detaylara sakladı; eldivenler, ayakkabılar ve saçlar… Kıyafetiniz arzu ettiğiniz kadar gösterişli olmasa bile ayakkabılar ve askesuarlar ile aradığınız etkiyi yaratabilirsiniz. Önemli olan küçük bir dokunuşla, özensizlikten sıyrılmak ve abartıya kaçmadan vermek istediğiniz mesajı iletmek.

Oldmagnet: 60'lar Dualite

Jean Harlow platin sarısı saçlarıyla “blonde bombshell” olarak tanınıyordu. Bugünlerde herkes doğallığa dönüş diye bağırıyor olabilir; ama herkes istedi diye kendi zevklerinizi törpülemek zorunda da değilsiniz. Doğru ve yerinde kullanımla gösterişi, latex’i, rugan’ı, fosforlu bir ipeği ve hatta ren çakılını bile 60’ların naifliğine kavuşturabilirsiniz. İç çamaşırlarıyla gömülmek isteyen Harlow‘un gardrobu ipek bir şarmözden fazlasını vaad edebilir. Ama azın çok olduğu bu günlerde, ruhunuzdaki zenginliği, rengi, ışıltıyı bastırmadan da zarafet timsali olmayı başarabilirsiniz. Korkmayın, deneyin.

Oldmagnet: 60'lar Ruj

Kontrast, kontrast, kontrast. Renklerin çarpışması sizi fısıltıdan bir çığlığa dönüştürebilir. Örneğin Elizabeth Taylor; siyah saçları ve derin eflatun gözleriyle zıtlık teşkil ettiği için bol bol beyaz giyerdi. O yüzden beyazı sadece düğününüzde giymeyi düşünüyorsanız, bu konuyu gözden geçirebilirsiniz. Fakat Taylor‘ın gözleri kadar, kusursuz dudaklarını ortaya çıkaran kırmızı rujunu da unutmamak lazım. Cat on a Hot Tin Roof‘ta beyazlarla düello yapan kırmızı ruju, müthiş kolsuz şifonuyla birleştiğinde ölümcül bir güzelliğe dönüşmemiş miydi? Eğer tek renk giyecekseniz, makyajsız çıkacaksanız ya da sadece eyeliner size yetiyorsa, dudak tonunuza uygun bir kırmızıyı sürmekten çekinmeyin. Artık kırmızı ruj tantanasından sıkıldığını söyleyenler olabilir; ama kimsenin hasetten yanıp tutuşan iç sesine hesap vermek zorunda değilsiniz. Taylor‘ın yolundan şaşmayın siz.

Oldmagnet: 60'lar Eşarplar

Brigette Bardot‘nun oyunculuk dönemlerindeki hâli sizde neyi çağrıştırıyor? Bize tek bir şey; çabasız bir güzellik. Ne zaman bir fotoğrafına baksak ya bikini giyiyor, ya kafasına bir havlu sarmış ya da kemer tutturulmuş bir leotardı var. Bant veya şık eşarplarla sarılmış saçları “Kim, ben mi?” diye bağıran umarsız tavrını kuvvetlendiriyor. Bu saç bantları Bardot‘nun “30 saniyede hazırlanıp çıktım” imajının temel unsuru sanki. Siz de saçınıza dolayacağınız ipek bir eşarpla —eğer görünümünüze uygun bir kombin oluşturursa, bağbozumu döneminde bir kadeh Beaujolais içmiş gibi hissedebilirsiniz. Ayrıca saç bandınızı ya da eşarbınızı bir çift sandaletle, çizgili ya da çiçekli elbiselerle zenginleştirmeyi de deneyin. Aynaya baktığınızda işe değil, Saint-Tropez‘e gidiyormuş gibi hissetmek hepimizin hakkı olmalı.

Oldmagnet: 60'lar Kürk

Louise Brooks gibi, şehvetengiz bir vamp kadın olmak isteyebilirsiniz. Kısa saçlar, jilet keskinliğinde kâküller, sivri uçlu köşeler ve bol tüylü aksesuarlar… 90’larda yeniden evrilen bu tarzı Coco Chanel külliyatının temel unsurlarından olan inci küpelerle birleştrmek ya da koyu göz makyajı ile tamamlamak sıradan bir iş günü için abartılı gelebilir. Fakat kumaş elbiselere, pantolonlara, üniformalara sıkışmış ruhunuzu en azından haftasonları şaha kaldırabilirsiniz. Anna Wintour‘dan, Edith Head‘e, Milla Jovovich‘ten Marilyn Monroe‘ya birçok kadına ilham olan Louise Brooks‘un kısa saçları günümüze uyarlamanız için sizi bekliyor.

Oldmagnet: 60'lar Saç

Bugün bile kullanılan The It Girl kalıbının kökeni, 1920’lerin sessiz film yıldızı Clara Bow‘a dayanır. Betty Boop‘un doğmasına ön ayak olduğu düşünülen, Mantrap, Dangerous Curves ve Call Her Savage? gibi filmlerle bir nesli kendine hayran bırakan Bow saç örgüleri, dev küpeleri ve koyu göz makyajıyla Amerikan banliyö gençliğinin asiliğini, moda haline getiren ilk kadındı. Zaten Bow gibi kıvırcık saçları, tuhaf topuzları, takma kirpikleri ve çıkık elmacık kemiklerini göz alıcı biçimde bir araya getirebiliyorsanız, kimseden fikir almanıza bile gerek yok. Siz 60’lardan günümüze açılan bir portalsınız adeta, o yüzden bildiğiniz gibi yapmaya devam edin.