Nevra Karaca Design: N7

Bu hafta Sendromsuzlar’da yabancı markalarla yaptığı iş ortaklıklarıyla Türkiye’yi moda sektöründe başarıyla temsil eden genç bir ismi ağırladık: Nevra Karaca.

Bir moda tasarımcısı olmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?

Her şey tesadüfler üzerine kurulu. Lisede Anadolu Meslek Lisesi’nde Moda Tasarımı eğitimi aldım. Hiçbir şeyi planlamadım, benim adıma görmediğimiz güçler benim ne olmam gerektiğine karar verdi. Sadece çizime yeteneğim vardı o kadar… Ben aslında Endüstriyel Tasarım eğitimi almak istedim ama güzel sanatlarda bile yolum Tekstil-Moda Tasarımı’na düştü. Uzun vadede tasarımın başka alanlarına da geçmeyi düşünüyorum. Zaten, şu ana kadar farklı disiplinlerle ortak çalışmalar yaptım.

2003 yılında Genç Moda Tasarımcıları yarışmasında ilk üçe girdiniz. Bu sizin için nasıl bir milad oldu?

iTKiB, İstanbul Tekstil İhracatçılar Birliği’nin düzenlediği bir yarışmaydı. Üniversite öğretmenim “Nevra katılma şansın hiç yok hep torpil var.” dedi ama ben inatla kazanacağıma inandım. Keşke böyle kurumsal mecralarda eşin dostun ve iş adamlarının çocukları derece almasa her şey adaletli olsa… Borsa konsepti ile üçüncü oldum torpilsiz:-) O dönem tasarımımı Naomi Campell giyindi. Daha sonra Elton John’ un partisine aynı tasarımla katıldı. O dönem çok fazla basın çıkışı oldu. Ben o zamanda fırsatları değerlendirip hiç bilgim olmadan şu andaki yeni sektöre girmişler gibi çok bir şey biliyorum ben yaratıcıyım diyip büyük ukalalıkla kendimi dev aynasında görebilirdim. Fakat, ben tercih olarak işin içeriğine ve niteliğine ağırlık verip, işi öğrenmeye çalıştım. 11 senede hem ticari hem de deneysel alanda bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum ve öğrenmeye de devam ediyorum. Sonuç olarak yarışma sayesinde de İtalya’da Domus Academy’ de master yapma şansı yakaladım.

Yurt dışında aldığınız eğitimle Türkiye’de aldığınız eğitimi karşılaştırdığınızda ardaki en belirgin fark nedir?

Benim zamanımda çok farklıydı. Türkiye’de 4 sene eğitim aldım. Patetes baskılarının gelişmişini yaptık. Tekstil öğretmenleri moda tasarımcılarını tanımıyor ve dünyayı pek takip etmiyorlardı. Haftanın 2 günü okula gidiyordum, not ortalamam okulu bitirdiğimde iyiydi. Türkiye’deki eğitim plansız, programsız. Tam üretme zamanımda 4 senem boşuna geçti. Dördüncü sınıfta bizi bilgisayarla tanıştırdılar. Bir bilgisayar, 10 öğrenci. Bu durumun tabii ki politik ve sosyolojik durumları da var. Sonuçta ülkemizde moda tasarımı denen kavramın geçmişi çok eski değil. Domus Academy’de ise sadece 1 sene master yaptım ve doğru sunum nasıl yapılır?, nasıl iletişim kurulur?, ürünü nasıl pazarlarım?, tasarladığımı nasıl dikerim?, özgün ve creative anlamda neler yapabilirim? gibi birçok konu ile alakalı çok kısa sürede bilgi edindim. Bu anlattıklarım 15 sene evveldi. Umarım, bundan sonra daha iyi olur.

Antonio Berardi, Nike, Meltinpot, Bvlgari ve Swarovski gibi ünlü markalarla çalıştınız. Nasıl bir deneyim oldu bu sizin için?

Bu markalara, Domus Academy aracılığı ile capsul koleksiyonlar hazırladım. Swarovski ile tezimde iş birliği yaptık ve bana iş teklif ettiler ama ben iş için Türkiye’de söz verdiğim ve düşüncelerine inandığım kişilerle yoluma devam ettim. Sonuç olarak ortak çalıştığım markaların hem ticari anlamda hem de creative anlamda bana önemli tecrübeler kazandırdığını düşünüyorum.

Şu anda hangi markalarla ve hangi projeler / koleksiyonlar üzerinde çalışıyorsunuz?

10 sene bir ihracat firmasında çalıştım. Genellikle global fast fashion markalarına hizmet verdim. Artık kendi danışmanlık firmamız üzerinden firmalara tasarım servisi veriyoruz. Hayal ettiğimiz projeleri yapmak ve No7 tarafındaki sağlam duruşumuzu bozmamak için ticari tarafımızı da sıcak tutmamız gerekiyor. Bunun dışında 2011 yılında kurduğumuz Nevra Karaca No 7 markası için her sezon koleksiyonlar ve sanatsal iş birlikleri yapmaya calışıyorum. Temmuz ayında Almanya- Bielefeld’de bir moda illustratoru ile ortak sergimiz oldu. Bunun dışında SS 15 koleksiyonumuz üzerinde çalışıyoruz. Akabinde Eylül ayında nitelikli ve başarılı bulduğumuz internasyonel projeler üreten bir mimarlık firması ile ortak calışmayı hayata geçirme durumumuz var. Kısacası az proje olsun, öz olsun niyetindeyiz. Nevra Karaca No7 de düşüncemiz her zaman yurtdışı ağırlıklıydı ve öyle olmaya devam edecek. Fakat, Türkiye’de de nitelikli ve özgün olan projeler üretmek isteriz.

En çok hangi zamanlar ”Bu işi seviyorum!” diyorsunuz?

Parayı düşünmeden, hislerimi yansıtabildiğim ve nitelikli kişilerle yaptığım ortak projelerde kendimi iyi hissesdiyorum

Mesleğinizi devam ettirmek isteyeceğiniz başlıca şehir hangisi olurdu?

İspanya- Barcelona’da kendimi evimde hissediyorum.

Tasarımlarınız üzerine çalışırken o an ortamda olmaz olmaz dediğiniz bir motivasyon kaynağınız var mı?

Ben genellikle karanlık ve az eşyalı olan ortamlarda tasarım yapmayı seviyorum.

Ekim ayında gerçekleşecek olan Mercedes-Benz Fashion Week’e katılıyor musunuz ve Türkiye’de yapılan moda haftaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben açıkçası katılmayı düşünmüyorum. 2007’den beri Tasarımcılar Derneği üyesiyim. 2011 yılından itibaren kendi markam adı altında bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu söyleyeceklerim biraz sıkıcı olabilir. Ama, neyi hissediyorsam ve görüyorsam onu söylemek zorundayım. Türkiye’de elbette moda haftalarının olması çok güzel. Fakat, Türkiye’de yerleşmiş yada yerleşmeye başlayan ortam benim düşüncelerime göre değil. Genlerimize işlemiş olan “O onun tanıdığı, ona ayıp olmasın, o da dostumuz kırılmasın” şeklinde bir çark işliyor. Böyle bir ortamda özgün ve nitelikli tasarımların çıkmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Açıkçası ben zaten bu ortamın pek içinde değilim. Sadece yurtdışındaki faaliyetlerimiz için Türkiye’deki bir teşvik ile alakalı görüşmelerimiz olmuştu. Fakat, orda da belirttiğim düzenin işledigini gördüm. Bunun da değişmesi zor görünüyor. Körler, sağırlar durumu anlayacağınız. Kısacası özgün ve nitelikli işleri eleştirecek bilgide ne yazar var ne de seçecek kurul var. Çoğu tasarımcı da bu samimiyetsiz ortamdan kaçmayı düşünüyor yada kaçıyor. Ben tasarımcının bir derdi olması gerektiğini düşünüyorum . Yoksa sen tasarımcı değil terzisin bu ayrımı yapmak gerekli. Abiye giysi yapılıyor, kırmızı halıdan alıp birkaç yerini değiştiriyor ve tasarımcı olunuyor. Uzun vaadede alttan yetenekli, özgün işler yapmak isteyenler geliyor.Umarım, bu ortam birazcık kırılır.

Bizi tanıştırmak istediğiniz, mutlaka keşfetmelisniz dediğiniz bir veya birden çok yetenek var mı etrafınızda?

Styling tarafinda Marie Revelut’u yetenekli buluyorum. Kendisi Paris’deki çekimlerimizde birçok ürünümüzü kullandı. Onu başarılı buluyorum. Bunun dışında bu aralar bol bol güzel klipler çeken ve uzun vaadede çok başarılı işler yapacağını düşüdüğüm Özgür Biber’i takip etmekte fayda var. Ayriyetten Nohlab’dan Candaş Şişman’ı çok başarılı buluyorum. Kendisi ve Nohlab ekibi ile Paris’te ortak bir sergimiz olmuştu.

Facebook | Instagram | Website