Türkiye’de kaliteli müzik ve kaliteli festival denince akla gelen ilk ismin Can Tanca olması bir tesadüf değil. Lounge FM, Radyo OxiGen ve yaza damgasını vuran  Chillout ve Electronica Festival gibi etkinliklerin arkasındaki isim olan Can Bey ile müzik sektöründen konuştuk.

Türkiye’de ki müzik sektörüne olan katkınız yadsınamaz. Her şey nasıl başladı biraz anlatır mısınız?

Kısaca 12-13 yaşlarımdayken müzik toplamaya başladım. Yurtdışında okurken müzikal rotam yerine oturdu. 1994’te ortağım Birol Giray’ın ısrarlarıyla Power FM’de program yapmaya başladım. 1997’de Radio OxiGen’i kurduk. 1999’da Radio FG, sonrasında Lounge FM…

Yıllar önce Lounge FM’i kurdunuz. Köprünün altından çok sular aktı. Sizce o zamandan bu zamana neler değişti?

Yaklaşık 4 ay sonra 10. yılımıza giriyoruz. Zaman her şeyi değiştiriyor. Radyo özelinde, değişen ve değişmeyen en hayati iki unsurdan bahsetmek gerek. Müzikal duruşumuz hiç değişmedi, prensiplerimizden biran bile taviz vermedik. Kimin kulağından içeri girmek istediğimizi biliyorduk, sanırım bunu başardık ve başarmaya devam ediyoruz. Lounge FM’in yarattığı bir ürün olan Chill-Out Festival sayesinde Türkiye’de festival anlayışı değişti, her sene bilinçli olarak yükselttiğimiz çıta, müzikseverlere her açıdan en iyisini verme konusunda festivali öncü bir marka haline getirdi.

Türkiye’de Lounge müzik kitlesini yaratan biri olarak, bu müzik türü hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Lounge müzik, yelpazesi altında birçok rafine müzik türü barındıyor; Jazz’dan Funk’a, Soul’dan Latin’e, Electronic’ten Ambient’a ve daha birçoğu. Yeni müzik-eski müzik ayırımı yok, bu çeşitlilik radyonun dinlenme oranını yükseltiyor. Bizim ilk günden yapmaya çalıştığımız, dinleyiciye müziği ‘easy listening’ bir biçimde, en yalın haliyle sunmak. Dilediğinizde ön plana çıkardığınız, gerektiğinde arka plana koyduğunuz bir tarz bu; böylece 24/7 evde, arabada ve işte rahatlıkla dinlenebiliyor, hayatınıza eşlik ediyor.

Playlistinizde bu aralar en çok hangi şarkılar dönüyor?

Lounge FM’in tüm müziğini design eden ve ayrıca radyoda program yapan biri olarak playlist’im hem çok geniş hem çok karışık. Bu yüzden birkaç parça adı verebilmem imkansız, aklıma gelmiyor desem yeridir.

Çok kültürlü İstanbul’un farklı tarzda müziğin uluslararası merkezi olabilmesi için, geliştirmeyi planladığınız bir proje var mı? Mesela Kültür ve Turizm bakanlığının bu yönde nasıl bir çalışma içine girmesini arzu ederdiniz?

Halen yapmakta olduğumuz festivalleri daha yüksek noktalara taşıdığımızda bunun gerçekleşeceğinden eminim. Herhangi bir yerden destek istemiyoruz, köstek olmasınlar yeter :)

Cuma akşamını evde geçiren beyaz yakalının gecesine güneş gibi doğan FG’nin eğlence sektöründeki müzik anlayışına olan katkısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

FG, eğlence sektörünün en önemli adresidir. 1999 yılından beri dans müziğinin Türkiye’de ayakta kalan yegane markasıdır. Başka söze gerek yok sanırım…

Chill Out Festival mı yoksa Electronica Festival mı size daha çok hitap ediyor?

İkisi de benim çocuğum, ayırt etmek mümkün mü?

Müzikseverler sayenizde hayran oldukları birçok sanatçı ve grubu canlı dinleme fırsatına kavuştu. Peki sizin için şimdiye kadar Türkiye’ye getirdiğiniz en önemli sanatçı kimdi?

Hem Lounge hem de FG olarak biz sadece radyolarımızda çaldığımız müzik çizgisinde sanatçı getiririz. Bu bağlamda sanatçının önemi, o müziğe verdiği katkıyla doğru orantılı görülmelidir diye düşünüyorum. Bu yüzden FG tarafından Daft Punk, Lounge tarafında Air diyebilirim rahatlıkla.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de müzik dinleme mecrası giderek dijitalleşmeye başladı. Siz de bu akıma uyanlardan mısınız yoksa hala kartonetine dokunabildiğiniz CD ya da plakları satın alıyor musunuz?

Hem dijital, hem analog çalışıyorum :) Benim bayağı geniş bir plak ve cd koleksiyonum var, o yüzden hep dinlemek istediğim albümlere dokunmak isterim.

Müzik dünyası ile ilgili gelişmeleri nerelerden takip ediyorsunuz?

Bağımsız plak firmalarıyla yıllardan beri süregelen bir bağımız var, yeni herşey hemen ulaşıyor zaten. Birkaç internet sitesi, birkaç dergi, birkaç blog bana yetiyor fazlasıyla…

Teşekkürler.