Featured Posts

Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
2 Nov

Sivas Filmini Neden Sevmedik?

Başka Sinema kapsamında geçtiğimiz gün ön gösterimini izlediğimiz Sivas filmi için Kaan Müjdeci ile yaptığımız röportajı, filmi izledikten sonra yayınlamamaya karar verdik. Neden mi?

Salondan çıkmamak için defalarca direndiğimiz filmde, köpeklerin gözlerindeki acı ve korku fazlasıyla gerçekti. Gerçekten köpek dövüşü yaptırdığı bilinen bir kişiye ödeme yaparak köpeği almak ve bu işi bir meblağ karşılığı ticarete dökmek, çekimlerde veteriner bulundurulduğu söylenmesine rağmen, köpek dövüşünü konu edinen bir filmin hayvan istismarını meşrulaştırmasına engel olmuyor. Veterinerler, köpek dövüşlerinin antikoru değil, veterinerlerin olduğu yerde hayvanlar istismar edilmiyor diye bir genelleme de yapılamaz.  Köpek dövüşünü sinematik bir dille allayıp pullayan, bunu karakterlerin hayatının merkezine koyan ve bunu toplumsal bir norm, bir gelenek, görenek, anane gibi yansıtan bir film olması Sivas’ın asıl problemi.

Daha önce de filmlerinde hayvanlara görsel şiddet uygulanan, hatta hayvan istismarı sebebiyle eleştirilen yönetmenler oldu, fakat hiçbiri kendisini savunmak için kamera arkası fotoğraflarını basına servis ederek “ama biz veteriner bulundurduk” deme ihtiyacını gütmedi. Madem Müjdeci filmi kimse için çekmedi, “arkadaşlar arasında toplaşır izleriz” diye düşündü, tüm bu “duyarlılık” çabalarının sebebi ne? Köpek dövüşü yaptırdığı bilinen bir kişi ile alacak verecek mevzularının tartışılması, ya da çekimlerin “veteriner kontrolünde” yapılmış olması Çakır’ın ya da filmdeki diğer köpeklerin akıbetinin esas noktasını mı oluşturuyor?

İzledik ve gördük ki Sivas Anadolu’da yaygın bir uygulama olan köpek dövüşünden teknik anlamda fayda sağlamış bir film; hayvanların korkusu, telaşı, agresyonu olduğu gibi perdeye yansıyor. Yapım ekibi profesyonel bir ekiple ya da günümüzde son derece gelişmiş olan görsel efekt teknikleriyle köpek dövüşünü simüle etmek yerine, hali hazırda dövüş köpeği olan bir hayvanı “para karşılığı” filmde kullanmayı uygun görüyor. “Başına bir iş gelirse” diye, depozito olarak sahibine verilmiş bir para. Yani Çakır, veteriner kontrolünde olsun ya da olmasın setteki dekorun bir parçası gibi. Zaten çekimlerin ilk yarısı bitince de dekoru kaldırıp, köpeği dövüştürdüğünü bildikleri sahibine geri veriyorlar. Basın açıklamasında “Bakıcısının bulunduğu bir yerde kendisine kötü davranılmasının mümkün olmadığı açıklama gerektirmeyecek kadar nettir.” denmiş fakat, köpeğe kötü davranmanın tanımı filmdeki, küfür mizahı kadar kesif bir açılım göstermiyor. Köpekleri dövüştürmek, agresif yönlerini ortaya çıkarmak, şiddete yöneltmek ve kameranın olmadığı anlardaki akıbetini görmezden gelmek “kötü davranmak” sayılmıyor mu? “Çekimler sırasında, ÇAKIR dahil hiçbir hayvan zarar görmemiştir.” dendiğine göre demek ki sayılmıyor. Basın açıklamasını “ÇAKIR’a zarar verenlerin; onu kendilerinden biri olarak benimseyen film ekibi değil, filmin başarısından nemalanmaya çalışan ve köpek dövüşü gibi hiçbir vicdana sığmayacak bir uğraşı, iş ve meslek edinen kişiler olduğu ortadadır.” diyerek bitirmişler.

Film ekibi gerçekten “kendilerinden biri” olarak tanımladıkları bir varlığı “15.000TL” karşılığında, istismara karşı savunmasız olacağı bir yere gönderirler miydi bilmiyoruz. Eğer söz konusu köpek dövüştürücüsü magazin programlarına çıkmasaydı, bunları konuşmaya tenezzül edecekler miydi onu da bilmiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da eğitimli ve profesyonel kişilerce, insani bir ortamda yetiştirilmiş gösteri köpekleri yerine zaten “dövüş köpeği” olarak kullanılan Çakır’ı filmin merkezine almış olmaları. Hem de “Köpek dövüşü gibi hiçbir vicdana sığmayacak bir uğraşı, iş ve meslek edinen kişiler” dedikleri bir insanla ticari ilişki içine girerek.

Kısacası biz Sivas’ı beğenmedik. Umarız bir dahaki sefere, ne yazık ki köylerde yaygın olduğuna inanılan zoofiliyi konu edinmez Müjdeci. Onun için de “veteriner kontrolünde” servis edilecek başka kamera arkası öyküleri dinlemek istemiyoruz.

AYŞİN İLDEŞ

İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra University of The Arts London ve Chelsea College’da iletişim ve medya üzerine eğitim aldı. Çeşitli yayınlarda yıllardır kültür-sanat, sinema, müzik, seyahat, dekorasyon ve gastronomi alanlarında editörlük yapmanın yanı sıra, markalara ve kişilere dijital iletişim danışmanlığı, yaratıcı içerik ve kurumsal blog yönetimi, kurumsal dergi yaptığı işlerden bazıları. Yazı İşleri Müdürü ve Kurumsal İletişim Sorumlusu olarak çalıştığı Büyük Kulüp'ten ayrıldıktan sonra Kurucu Ortağı olduğu Beyoğlu Creative'i hayata geçirdi. Yeni projeler tasarlamaya ve çeşitli platformlarda yazmaya devam ediyor.

7 Comments
  • Kerem Ozan

    Filmi izlemedim, büyük ihtimalle haklısınız. Fakat “köpek dövüşünü sinematik dille allayıp pullamak, karakterlerin hayatının merkezine koymak” gibi kriterlerle yola çıkarsanız, içlerinden Amores Perros’un akla ilk geldiği bir çok başarılı filmi de karşınıza alırsınız. İzlemeden yorumunuz hakkında önyargılı olmak istemiyorum, ama yanlış motivler argümanınızı haksız kılıyor.

    04 November 2014 at 10:47 Reply
    • EMEL BİLGE ÇINAR

      Sayın Kerem Ozan,

      Argümanımızın haklı ya da haksız olduğunu tartmadan önce tam olarak anlamaya çalışmanızı arzu ederiz. Sivas filmini savunmak için Ameros Perros örneğini veren ilk takipçimiz siz olmadınız. Fakat biz burada bir sinema filminin köpek dövüşünü “konu edinmesini” tartışmıyoruz. Dünyadaki tüm gerçekler bir sinema filminin konusu olabilir. Buradaki problem, “gerçekten köpek dövüşü yapan” bir insan ile ticari ilişki içine girilerek, bu konuyu filmin merkezine almalarıdır. “Dövüşen köpekleri konu alan bir film için gerçek dövüş köpeği kullanmak” ve bunun üzerine “köpek dövüştürmek vicdanlara sığmaz” demek çok büyük bir çelişkidir. O köpeğin çekimler esnasında zarar görüp görmemesi mesele değildir. Mesele “köpek dövüşü” yaptıran bir kişinin bu davranışını “sinema filmi çekmek” amacıyla meşrulaştırmaktır.

      Peki Ameros Perros bunu nasıl yaptı? “Eğitimli güvenlik köpekleri” kullanarak. Yani dövüş köpeği değildiler. Köpek dövüştürdüğü bilinen insanlara para verilerek “kiralanmadılar.” Bizim için filmin çok iyi olması, barındırdığı etik sorununu görmezden gelmemiz için yeterli değil. Zaten bu yazıda sinema değerini değil, sinema değerini ön plana koyup ilerlerken görmezden geldikleri hayvan istismarı gerçeğini ele alıyoruz. Gördüğünüz üzere argümanımız herhangi bir yanlış motiv üzerine şekillenmedi, tam tersine sizinki eksik bilgi üzerine şekilleniyor.

      04 November 2014 at 11:20 Reply
  • Bora Yüceer

    Size katılmadığımı uzun uzun açıklamak bile zaman kaybı. Gerçekten komiksiniz. Daha doğrusu traji-komik.

    04 November 2014 at 15:04 Reply
    • EMEL BİLGE ÇINAR

      Uzun uzun açıklamayıp, bizi sizinkine kıyasla çok daha büyük bir zaman kaybına uğramaktan kurtardığınız için teşekkür ederiz.

      04 November 2014 at 15:12 Reply
  • Bahar

    Harika bir yazı olmuş. Açıkcası sanat mefhumunun ardına sığınılıp herhangi bir canlının ruh ve beden bütünlüğüne saygı gösterilmemesini kabul edemiyorum. İster bağnazlık deyin, ister aşırı duyarlılık bu bizim gibi insanların görüşü ve sanat seviciliği uğruna bunu dillendirmekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim gibi düşünen insanların olduğunu bilmek çok güzel. Teşekkür ederiz.

    Nevşehir Barınak Gönüllüleri

    11 November 2014 at 19:23 Reply
  • Sinan

    Hassasiyetiniz çok güzel, umarım yazınız sonraki filmlere de ışık tutar. Bu konuda sektör çok yaralı ve parasız olduğundan sizin gördüğünüz olumsuzlukları bir süre daha göreceğiz malesef. Ancak ne animasyonu ne simülasyonundan bahsediyorsunuz onu anlamadım. Altın pusula filmi ile karıştırdınız sanırım. Dua edin kerhanenin içini çekmemişler, orada da gerçek hayat kadınları var.

    11 January 2015 at 19:51 Reply
  • can lafcı

    sonuna kadar haklısınız. doğru düzgün çıkıp kardeşim zaten köpek dövüştürüyorlardı ben de gittim çektim dövüş sahnelerine de bunu koydum dese yönetmen sorun yok. sinema filmi çekiyorum diye köpek dövüştürüp hayvanlara acı çektirip sonra kıvırmak hoş değl. bir de bu itirazlara trajikomik diyenler var köpek dövüştürmek güzel bunu eleştirmek trajikomik aman ne güzel

    29 August 2016 at 11:03 Reply

Leave a reply