Kim olduğum, ne yaptığım, amacımın ne olduğu, o kadar uzun bir hikaye ki, size sayfalarca anlatabilirim. Benimkisi de, klasik bir hikaye, çocukluğumdan beri hep çiziyordum ben, sonra birileri kullandı beni ve yaptığım işleri. Mizah dergileri, yayınevleri, reklam ajansları, çocuk kitapları, yol boyu harika tatmin olduğum dönemler ve müthiş yenilgiler.

Bir şekilde, hayatta kalmama yardımcı olan bir eylem yazıp çizmek. Piyasaya iş yapan diğer ölümlülerden tek farkım, hiçbir zaman isim olmak, bir gruba dahil olmak ya da aldığım ödüllerle sistemin öğüttüğü şımarık bir karakter olma çabası içine girmedim. Girenleri, eskiden hiç yadırgamazdım, ama dünyanın geldiği şu sevgisizlik boyutunda, o tip adamları ve sınırsız egolarını kabullenemiyorum artık.

Şu maceralı yolculuğum boyunca, kendimle bu gezegen arasında olanları, içinde nefes alamadığımız bu betonarme bataklığı, mutlu ya da mutsuz ettiğim kadınlarla yaşadığım durumları, şahit olduğum korkunçlukları ve insanoğlunun yeri geldiğinde ne tehlikeli bir yaratık olabildiğini anlatır oldum. Aldığım eğitimlere değil de, hayat tecrübeme ve anlatma ihtiyacıma borçluyum yarattıklarımı.

Yıllar geçtikçe, yazan tarafım, çizer ve beni bastırır oldu. Son yıllarda içimde hep yazmak, çığlık çığlığa olanları anlatmak isteyen bir adam oluştu. Mizaha inanmıyorum artık, konuşma balonlu binlerce karikatür çizdikten sonra böyle hissediyorum. Göçüp gideceğim güne kadar üretmek, çizdiklerimi sergilerde değil de, hediye ettiğim, tanımadığım insanların duvarlarında görmek peşindeyim. Her sabah simit aldığım adamın oturma odasında benim acı çekerek ürettiğim çizgilerin duruyor olması, benden sonra da duracak olma ihtimali, beni çok heyecanlandırıyor.

Blogspot

Facebook

Twitter