“Doğduğum yıllarda, grevler ve fabrika işgalleri varmış. Sonra sokağa postallar çıkmış. Postallar ortamdan sadece psikolojik olarak geri çekildiğinde ise ben ilkokulu yarılamışım. Okula yürüyerek giderken, mahalledeki balıkçı barınağı koyunda coşan dalgaların koya komşu apartmanın duvarını yaladığını biliyorum. Sakin ötesi bir semtti bizimkisi; kışın ısrarla sel alırken semtimizi, yazın Ağustos’un kör sıcağında sahilde toplu geçitler düzenleyen onlarca vatoza birilerinin Haydn etütleri ile eşlik ettiğini bilirim.”

“Ben liseli olduğumda, mevsim ne olursa olsun; şehrimin zaman öldürmek adına şahsıma sunduğu seçenekler çok sınırlı idi: Ya makyajsız, kara kuru ve bodur sınıf arkadaşımız kızların, ya altı ayda bir yeni nüshasına rastlayabileceğimiz Alman porno dergilerinin, ya babamın arabasının anahtarının ya da meşin yuvarlağın peşinde koşacaktım. Porno dergileri elbette itina ile biriktirdim; meşin yuvarlağı da ayağımda yeterince yuvarladım ama bizim jenerasyonun o Alsancak alemlerine bulaşmak yerine, ben şehrin sahaflarına ve plaklara dadandım. Kitap aldım, kitap sattım. Plak aldım, plak sattım. Sonra yine ve biraz daha büyüdüm ama hâlâ sıkıntıdan patlıyordum; lise iki gelip çatınca, ruj kabını tellere sürterek slide çalabileceğim bir gitarım oldu. Derken sonraları tüm parçalarını ezberleyeceğim The Beatles’ın ardından Led Zeppelin ve daha sonrasında ise Muddy Waters, Willie Dixon, The Temptations, Aretha Franklin, Wilson Pickett ve James Brown ile tanıştım. Oysa henüz ergenken, babamın kasetlerine ilk dadandığımda, salt Los Paraguayos ve Los Machucambos dinliyordum. Şarkı söylemeyi de bu iki gruptan dinleye dinleye öğrendim.”

“Üniversite eğitimim için İstanbul’a geldim. Eğitilmeyi ve “reklâmcılıkta toplumsal sorumluluk” dersini reddettiğim ikinci sene, hem fanzin yapmaya başladım hem de İstanbul Blues Kumpanyası’nı kurdum. Az konser, bol şarap, Beat Generation okumaları; sadece zevkine önüne gelen şehirler arası otobüse binip sabahına Anadolu’nun en ilgisiz şehrinde uyanmalar… Sonra da şehri hızla terk ettim.”

“İzmir’de ikinci bir lisans programına yazıldım ve tesadüfen radyocu olup, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en deneysel radyo istasyonda haftada birkaç program yapmaya başladım: Radyoaktif. Sonra Açık Radyo beni çağırınca kurucu ekibe katılıp, istasyonun ilk müzik direktörü olmak gibi bir onurlu görev elde ettim. İki yıl boyunca haftada yüzü aşkın programın müziğini seçerken hakikaten eskaza, İBK’nın ilk albümünü radyoda kaydettim. Derken (bugünden bakınca) Türkiye’nin en eski blues grubuna katıldım: Moe Joe. 1999’a kadar bu iki grubun yanı sıra geleneksel blues’un izini süren Mama & Friends ve Tuzlu Nehir gibi iki ekibi yürüttüm. Ben festivallerde bir sürü caz ve blues efsanesi ile zaman geçirmekteyken İBK ile “Sair Zamanlar”ı kaydettik. Aynı yıl Moe Joe’nun da tamamen kendi kompozisyonlarımızdan oluşan ilk albümü yayınlandı: ‘Chicago İstanbul Mainline’.”

Sarp Keskiner 3

“1993’te Rock Dünyası dergisi ile başlayan yazarlık işimi sonraları Express ve Roll’un kurucu kadrosunda yer alarak taçlandırdım. 1996 – 2004 arası bir sürü röportaj yapıp, muhtelif gruplarımla yüzlerce konser verdim. Bu süreçte Alvin Youngblood Hart, Chris Farlowe, John Hiseman, Philadelphia Jerry Ricks, Otis Taylor, Lucky Peterson, Mick Jagger, Randy Weston, Pharoah Sanders, Yusef Lateef, Randy Crawford, Ray Charles, Nappy Brown, George Benson, Nathan Williams, Eddie Kirkland, Chris Chavez, Lavay Smith, Ali Farka Touré, Yat-Kha gibi isimlerle ya sahnede beraber çaldım; ya albüm kaydettim, ya beraber turneye çıktım ya da onlar bizzat çıkagelip beni kendi sahnemde beğendi.”

“2000’de, İBK dağıldıktan sonra, Orçun Baştürk ve Salih Nazım Peker ile Kırıka’yı kurduk. 2008’de ayrıldığım Kırıka’nın ilk albümünün, halkları sonsuza dek kardeş kalacak Ege’ye yeni bir kent müziği kazandırabilmek adına, önemsenmesi gereken bir önerme sunduğu kanaatindeyim”.

“2000 – 2004 arası dönemde, dünyanın dört bir yanından yaklaşık üç yüz yazarın kısa öyküsünü radyo tiyatrosu formatında müzikledim. (Sanırım bu ülkede en çok kısa öykü müziklemiş isim benim.) Kum-Pan-Ya Tiyatrosu kapsamında hâlâ gurur duyduğum kimi projelerde müzisyen / küratör olarak yer aldım. Bir yandan da bu dönemde tek başıma birçok çalgıyı çalma ve kaydetmeyi deneyledim. Bu edimin bana getirdiği tecrübeleri ise muhtelif tiyatro oyunlarına ve radyo tiyatrosu formunda yayınlanacak nice kısa öykünün müziklenmesinde imbikledim.”

“2005 – 2006 döneminde Türkiye’nin ilk ve son “kayıt kültürü” dergisini yaratıp yayınladım: REC. 2005 – 2008 arası dönemde ise yine Türk Edebiyatı’ndan seçme iki yüz öyküyü (1890 – 1985) müziklerken yaşlanmak için geri döndüğüm şehrim İzmir’de elliyi aşkın konser, seksen civarında parti organize ettim. Başarılan işleri o zamanki bakışımla ifade edecek olursam, ‘bence şehrim İstanbul gibi eğlenmeyi hak ettiği için onca projeyi İzmir’ime taşımayı başardım’.”

“2004’te yayınlanan Saska’nın “Sokkur Saska” albümü; müzik yapma, müziği duyma, müziği kurma konusunda benim için dönüm noktasıdır. O albümden sonra Great Republic Of South, Tabiat Brothers, Leo Malandro, Noksan gibi projelerle nice kayıtlar, albümler, konserler yaptım. Yemek kültürüne kafayı sarma dönemim de başlangıç yılı olarak 2004’ü esas alır ve bence bu ilgimin dallanıp budaklanma şekli, Saska’nın kayıt sürecinde izlediğim metodlarla direkt ilgilidir. 2004’ten bugüne dek hep sanki yemek pişiriyormuşum gibi müzik yaptım; ayrıca yazılarımı veya halen devam etmekte olan röportajlarımı teknik olarak mutfağımdan devşirdiğim izlekler üzerinden kurguladım.”

“2014’e gelirsek: Öncelikle, 2003’ten bu yana hayalini kurduğum Kronovox Archives projesini Müzik Hayvanı ile el ele hayata geçirdim. Derdim kayıp kayıtları, özel seansları, şehirlere has dönemsel almanakları, anlık buluşmalardan ortaya çıkan albümleri kayıt bilgilerine dair detaylarla künyeleyerek sizlere ulaştırmak… Siz albümleri siteden hiçbir bedel ödemeden indirebiliyorsunuz; biz de hâlâ fiziksel baskının cazibesine inananlar için albümleri künyelip, basıp, dağıtıyoruz”.

“Şu sıralar, 2015’te yirminci yılını kutlayacak blues grubum Moe Joe, özel göz ağrım Great Republic Of South, zarif kanatlı sevgilim Saska, aklıma ayar çeken Noksan, solo projelerim Red Abizianas ve Leo Malandro, yeni uğraşlarım Jammer & Ozmeister ve Mr. & Misfits gibi müzikal kökler açısından belki size birbirinden farklı görünen ama bence birbirleri ile kesifçe bağlantılı bir dizi grupla prodüktör – kompozitör olarak müzik üretmeye devam ediyorum. Ayrıca kurulduğu günden bu yana Karga Mecmua ve Sanatatak.com için ‘şu ülkede yeni ne var’ hususunda mülakat yapmaya, makale yazmaya devam ediyorum”.

“Geçen yıldan bu yana, İZMİRDENİZ projesi kapsamında İzmir Körfezi’ni dinamik bir etkinlik alanı olarak yeniden tarif etmek adına neler yapabileceğimize bakıyoruz. Zamanında kağıt üzerinde düşündüğümüz birçok projenin bugün hem BŞB; hem de İzmirliler tarafından keyifle uygulandığına tanık olmanın bana verdiği mutluluğu sizlere tarif etmem oldukça zor… Hâlihazırda ise DK üyesi olduğum Akdeniz Akademisi kapsamında İzmir’i diğer Akdeniz liman kentleri ile kültürel üretim alanında nasıl bağlarız; buna kafa yoruyoruz. Bununla beraber, İzmirli kültür üreticilerini bir araya getirip birbiri ile tanıştırıyor, bu vesile ile şehrin kültür üretim envanterini belgeliyoruz. Yaşadığım şehir benim… Üstelik nüfus artışı anlamında bel çeperi ne kadar kalınlaşırsa kalınlaşsın, şu yosun kokulu şehrime sırılsıklam aşığım.”

GREAT REPUBLIC OF SOUTH

Facebook

Video

Website

MOE JOE

Facebook

Video

SASKA

Facebook

Video

SASKA RR

Facebook

LEO MALANDRO

Website

KIRIKA

Video

ISTANBUL BLUES KUMPANYASI

Video

İZMEDA (İzmir Akdeniz Akademisi)

Facebook