Çağan Irmak öyle güzel, öyle insani ve öyle gerçek filmler yapıyor ki bir filmini izledikten sonra tekrar tekrar izletebilecek kadar kazanıyor izleyiyici. Unutursam Fısılda, gerçekten izleyiciyi filmin ve senaryonun içine çeken, sizi alıp filmin geçtiği yıllara götüren bir yapım olmuş. Yönetmen ve senarist Çağan Irmak, sınırlarda o kadar ihtiyatlı geziyor ki ve sığındığı tek şey kaya gibi sağlam senaryosu ve onikiden vurduğu oyuncu seçimi.

Bir Yeşilçam tadı veren Unutursam Fısılda, ne acıtasyonu abartıyor ne de hikayeyi uzattıkça uzatma yoluna gidiyor. Üstelik sadece bir trajediden de bahsetmiyor ünlü yönetmen, müzik sektöründeki çatlaklar, ailelerin çocuklarının hayallerine engel olmaları, ün, güç ve paranın insanda yol açabileceği değişiklikler üzerinde de düşündürüyor izleyicileri…

Filmin Konusu Ne?

İzmir’in Ödemiş ilçesinde çekilen Unutursam Fısılda’nın konusu müzik, aşk ve Alzheimer etrafında şekilleniyor. Küçük bir kasabada büyüyen Hatice (Farah Zeynep Abdullah) kaymakamın oğlu Tarık (Mehmet Günsur) ile en büyük hayali olan şarkı söylemeyi kafasına koyuyor ve arkasında ailesini bırakıp, yaşadığı evi terkediyor. Hatice’nin ailesini terketmesi, birtakım olaylara sebep oluyor elbette. İstanbul’a giden ikili, orada arkadaşları Erhan (Kerem Bürsin) ile biraraya gelerek plak şirketlerinin kapılarını tek tek çalmaya başlıyorlar.

Başta fazlasıyla hayalperest başlayan bu durum, bir süre sonra o kadar doğru noktalara parmak basıyor ki, o zamanlar müzik dünyasının aranjmandan ibaret olması, insanların yeniliklere açık olmaması, halk o dönemde ne severse sanatçıalrın da o müziği yapmaları, sanatçıların müziklerini özgürce icra edememeleri ve popülere oynamaları, filmde çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Burada hem gençlerin hayallerinin peşine düşmeleri gerektiği hem de düzene karşı kafa tutunca bir şeylerin değişebileceğini görüyoruz Çağan Irmak’ın yarattığı dünyada…

Filme hem bir solistin gölgesinde kalan bestekar Tarık gözünden, hem bu uğurda ailesini terkeden Ayperi (Hatice) gözünden, hem de sağ duyusunu hiçbir zaman kaybetmeyen Erhan yönünden bakmak lazım. Gerçekten empati yapmayı gerektiren bir konusu var Unutursam Fısılda’nın.

Farah Zeynep Abdullah’ta kesinlikle bir assolist ışığı var. Sahnedeyken, oynarken, top koşturan Hatice haliyle bile kendisini hayranlıkla izlettiriyor. Mehmet Günsur’un beden dilinden, ses tonuna, duruşuna kadar söylenecek çok bir söz yok çünkü her zaman çizgisini koruyan bir sanatçı oldu kendisi. Kerem, kariyerinde emin adımlarla ilerleyen, gittikçe Amerika’da büyümesinden kaynaklanan telaffuz problemini aşan, ekrana yakışan bir oyuncu. Ekibin yaşlı tayfası zaten çok değerli, yılların oyuncuları…

Filmde sürekli günümüzle geçmiş arasındaki geçişler ve genç karakterleri canlandıran Hümeyra gibi, Işıl Yücesoy gibi önemli oyuncular iki periyodu da sıkılmadan izlettiriyor. Özellikle Hatice’nin kardeşi Hanife’nin yaşlılığını canlandıran Işıl Yücesoy’un gel gitleri, kardeşine çok kızgın olmasına rağmen kıyamaması insanı oldukça duygulandırıyor.

Hümeyra, inanılmaz önemli bir sanatçı. Her bir mimiğini, ses tonunu ve bakışını öyle iyi kullanıyor ki o tam bir Ayperi. Kaybetmiş, mutsuz, hasta ama yaşadığı hiçbir şeyden pişman olmamış bir kadın… Hayata hala kafa tutuyor…

Filmin müziklerinde Kenan Doğulu harika bir iş çıkarmış. İnsan izlerken keşke Farah Zeynep yerine sesi daha güzel olan biri seçilseydi diyor ama Zeynep’teki assolist ışığı o kadar gerçek ki rolünü hakkıyla göğüslüyor.

Film, alzhemier hastalığına çektiği dikkatle en sonunda sosyal sorumluluk projesiyle hastalığa terk edilmiş nice önemli sanatçıyı da akıllara da düşürüyor.

Kısacası Çağan Irmak’ın Unutursam Fısılda’sını izlemek belki hayatınızda bir şey değiştirmeyecek ama en azından içinizde bir yerlere dokunacak ve o dönemde sanatçı olmanın zorluklarını unutanlara hatırlatacak. İnsanız nihayetinde dedirtecek… Hepimizin umuda çok ihtiyaç duyduğu şu günlerde, keşke herkes hayallerine bu filmdeki kadar masum yollardan ulaşabilse…

İyi Seyirler.