Bana özel olmayacak kadar güçlüydüm ve bu güzeldi.*

‘’İşlerimin geneli kaynak olarak fantastik olan ile distopyadan, kendi hayal dünyam ile çizgi roman kültürünün bir parçası olan süper kahraman olgusundan besleniyor.

Bu kavramlar çalışmalarımda hikayeler kurgulayıp, yeni bir dünya inşa etmeme olanak sağladı. Kurgulardan biri olan ve 2010-2012 yılları arasında sergilediğim “Başka Evrende Aktif” serisi, kişisel olarak beslendiğim bu dünyanın dışında yaşamak zorunda hissetmiş bir süper kahramana dönüşen ve gündelik olana dair detayların fazlaca  olduğu işleri içeriyordu.’’


* “Possible at this Universe” çizgi romanından alıntıdır.  

“Yaptığım işler, içinde olduğum hayata ve bu hayatta olmasını istediğim şeylere dair ipucları verir. Hayal ettiğim yeni dünyayı kurgularken kaynaklarımı içinde yaşadığım zamandan alırım. Üretimlerim kendi içinde teknik ve malzeme açısından değişiklik göstererek kurguladığım yeni dünyanın farklı yüzlerini ortaya koyar.

Rengarenk orman, sirk, kamufile olmuş süper kahramanlar, kablolardan duvarda oluşturulan desenler ve kabloların devamında kulaklıktan çıkan müzikler ve hayatta yapmış olduğum seçimlerin tersini uygulayarak anlattığım ve sonunda fantastik bir kurguya dönüşen sanatçı kitabı hep bu yeni dünyanın doneleridir. Amatör grupların kayıdını tuttuğum ve “Underscene Project” adı altında topladığım açık arşiv ve yaptığım analog korsan radyo yayınları ise içinde yaşadığım dünyanın yeniden kurgulandığı işlerdir.

İşlerim bir yandan objeler üreterek kurduğum dünyanın renklerini ve şekillerini gösterirken, diğer yandan açık arşiv ve radyo yayını gibi serbest paylaşım araçlarıyla ile daha geniş ve çeşitlilik gösteren bir kitleye açılır.

Son işlerimde, yazı, ses ve görsel, bir dil bütünlüğü oluşturarak bir araya gelir. Bu bir aradalık toplum içinde kendiliğinden oluşan gruplara simgesel göndermeler yapan yine bir fantastik hikaye olarak ortaya çıkarak kurguladığım yeni dünya ve yaşadığım gerçek dünya arasında bir bağlantı daha kurar.

Yazdığım hikayeler fiziki deneyimlerimle algısal dünyamı birbirine geçirir. Hikayeyi yazdıktan sonra oluşturduğum görseller hikayede adı geçen karakterlerin somut iz düşümü olarak seyirciye yansıtılırken yaptığım ses de hikayenin atmosferini oluşturmak adına buna eşlik eder.


İşlerimde genellikle örme tekniğini kullanıyorum. Örme; düğümlenme ve iç içe geçmelerle iç dünyam ve gerçek dünya arasındaki birlikteliği oluşturur. Bu bağlantıyı kurmam adına binlerce imlek ve dokuların birbiriyle ilişkilerindeki detaylar, esere yaklaşıldıkça, onun resmin bütünündekinden başka bir şey olduğunu anlatır.”

Merve Şendil’in ana galeri mekanı ve proje odasında sunulacak olan, yarattığı iki dünya arasındaki yaşama dair ipuçları veren, özel bir kurguya sahip sergisi “WHAT IF” 20 Kasım 2014 ile 20 Aralık 2014 tarihleri arasında ALAN İstanbul’da görülebilir.

ALAN İstanbul