Papuzsa

 

Polonya sinemasında yakın zamana kadar Ortadoğu ve Doğu Asya kültürleri göz ardı ediliyordu. Temelini Ortadoğu’dan alan hareketlerle ilgili son gelişmeler bu bakış açısını değiştirdi. Pera Film’in Polonya Sinemasında Oryantalizm programı kapsamındaki 3 biyografik film Doğu kavramına taze bir bakış sunuyor.

Papusza (2013)

Bu drama ilk Romen – Çingene – şair Bronislawa “Papusza” Wajs’in gerçek hayat hikâyesini temel alıyor. Bronislawa “Papusza” Wajs, kendi özgün sesinin farkında bir kadındı. Yalnızca kendi hayatının değil, 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca Romen topluluğunun hayatının da farkındaydı. Papusza, Polonyalı şair Jerzy Ficowski ile tanıştığında, Ficowski şiirlerini kâğıda geçirmesi için onu cesaretlendirir ve onları Lehçeye çevirttirerek yayılmasını sağlar. Bunda Papusza’nın lirik şiirinin büyüsüne kapılan Polonyalı şair Julian Tuwim’in çabalarının da rolü vardır. Papusza’nin edebi çalışmaları Polonya kültürünü kalıcı bir biçimde zenginleştiren Romen topluluğunu gerçek anlamda temsil ediyor ve “Çingene ruhu’”na dair bir kavrayış sunuyor.

Daas (2011)

Görsel açıdan çarpıcı bu dönem dramı 18. yüzyılda yaşamış Polonyalı bir gizemci olan ve kendisinin mesih olduğuna inanan Polonyalı mistik Jacob Frank’ın hayatını konu almaktadır. Frank’in benzersiz inancı Hıristiyanlık ve Museviliğin çeşitli unsurlarını bir araya getiriyordu, Frank ise insanları iyileştirip onlara ölümsüzlük bahşedebildiğini iddia ediyordu. Yahudi otoritelerinin Frank’i kafir ilan etmesinden sonra, uzun yıllar hapishanede kalmış, daha sonra ise Viyana’da yaşamak için Polonya’yı terk etmişti. Frank’in hayatına ve yaşadığı döneme dair entrika ve komployla dolu bu inceleme, Frank’in eski müridi Golinski ve Viyana sarayı müfettişi Klein’in gözünden anlatılıyor. Golinski Viyana’da Frank hakkındaki soruşturmanın başlamasına ön ayak olduğunda, Klein temel bir noktayı gözden kaçırmaktadır — Frank ve kızı Avusturya İmparatoru II. Joseph ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Her iki adam da, dikkatlerini “Frankçiler” dışında başka yönlere odaklamak durumunda kalır. Güç ve yozlaşma üzerine yapılmış bu pürüzsüz ve sade eser, yazar/yönetmen Adrian Panek’in başarı kazanan, ilk uzun metrajlı filmi.

The Master (2006)

45 yaşındaki Rus bir adam bir sirkle birlikte Polonya’da gezmektedir. Bir akşam, hayvanları kafeslerinden salar ve kaplanların, develerin ve fillerin uyku halindeki kasabının pazar meydanında yürüyüşünü keyifle izler. Sonraki gün işini kaybeder. Kendi başına seyahat etmeye başlar, Angela ve Çocukla karşılaşır. Birlikte sokaklarda gösteri yapmaya başlarlar. Usta bıçak fırlatmakta, Angela ona yardım etmekte, çocuk ise akordeon çalmaktadır. Usta yeteneğinin takdir edileceğini düşündüğü Paris’e gitmek istemektedir.

Detaylı bilgi için: Pera Müzesi