2014‘ü geride bırakmaya çok az kalan şu günlerde, 2014’ün enleri listelerimizi paylaşmaya karar verdik. Numaralandırma yaparken herhangi bir önem sırası gözetmedim, dolayısı ile ilk maddenin son maddeden daha önemli bir olay olduğu gibi bir intiba oluşmasını istemeyiz. Bu listedeki maddelerin temel noktası kitleleri etkilemesi, kendisinden yıllar sonra da etkisini gösterecek önemde özellikler barındırması ve yalnızca bir kesimi ya da coğrafyayı ilgilendirmemesiydi. İşte acısıyla, tatlısıyla benim gözümden 2014’ün en önemli olayları!

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Sony Pictures Hack

Sony Pictures Hack Skandalı

Bu listenin devamında inceleyeceğimiz Celebgate dışında, bir başka hacking olayı da başı dertten kurtulmayan Sony‘nin başına geldi. Sony’nin film stüdyosu Sony Pictures, dangalak bir çalışanın şifreleri “Password” adındaki bir klasörde tutması sonucunda öyle beter seviyede hack’lendi ki, katlanmak zorunda olduğu mali külfet Sony Pictures’ın, hatta Sony’nin bu alandaki tüm faaliyetlerinin sonunu getirebilir. Sylvester Stallone gibi isimlerin ve binlerce çalışanın sosyal güvenlik numaraları, kişisel bilgileri, adres ve telefonları, Sony’nin gelecekte gerçekleştireceği projelerin detaylı yazışmaları, bütçe planları, henüz post-prodüksiyon aşamasında olan filmlerin ham görüntüleri, deneme çekimleri, vizyona girmemiş filmlerin DVD kopyaları… Aklınıza ne gelirse! Kuzey Kore’yi konu alan “The Interview” filminin tüm detayları ortaya çıkınca, Sony’i hack’leyen ya da bu bilgilere ulaşan kişiler, filme gidecekleri açık bir dille tehdit etti. ABD’deki büyük sinema ve eğlence merkezleri Regal, AMC ve Cinemark bu tehditi gözardı etmeyerek The Interview’ın gösteriminin sinema salonlarında yapılmayacağını duyurdu. Filmin oyuncuları filmle ilgili tüm promosyon turlarını iptal etti, tabir-i caizse herkes filmden kaçarak uzaklaşmaya başladı.

Bu noktada Hollywood’un en büyük aktörlerinden biri olan Sony Pictures ciddi bir sansür ve tehditin mağduru olmuş gibi görünse de, ortaya çıkan detaylar stüdyoların hiç masum olmadığını hatta “korsan filmleri durdurmak için” insanların internet bağlantılarını engelletmeyi bile düşündüklerini gösterdi. İki hacking skandalının sonuçları, da internet özgürlüğünü engellemek için kullanılmaya çalışıldığında, bunların “stüdyoların kendisi tarafından yapılıp, yapılmadığı” sorusu akla geliyor. Çünkü sinemaya olan ilgi günden güne azalır, gişe hasılatları ve DVD / BR satışları yıllardır belirli bir çizgide ilerlerken, stüdyoların korsanı bitirmek için yapmayacağı fedakârlık yok. Yine de Sony Pictures’ın uğradığı zarar göze alındığında, bunun gerçekten bir hacking skandalı olduğu ve bir “Password” klasörünün nelere malolabileceğini daha açık görebiliyoruz. Şifre ve kişisel bilgilerinizi, dijital ortamda saklamayın.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Ferguson

Michael Brown Cinayeti ve ABD’de Patlayan Ferguson Olayları

Bu yılın Ağustos ayında, ABD’nin Missouri eyaletinin Ferguson bölgesinde meydana gelen bir olayda, 18 yaşındaki siyahi genç Michael Brown 28 yaşındaki polis memuru Darren Wilson tarafından vurularak öldürüldü. Ve bu cinayet, ABD tarihinin en büyük sivil ayaklanmalarından biri olan “Ferguson Olaylarına” sebebiyet verdi. Amerika’da yaşayan Afro-Amerikan toplum, polisin her fırsatta içlerinden birini sorgusuz, sualsiz infaz etmesinden ve bunu “yasal güç kullanımı” doktrinine dayandırmasından bıkmıştı. Brown’ın bölge civarındaki bir marketten puro çaldığı şüphesiyle polisle yüzleşmesi ve bunun sonucunda vurularak infaz edilmesi, modern hukuka çıkan yolların ilk sokağından bu yana tartışılan suç ve ceza dengesiyle, aşırı güç kullanımını tartışmaya açtı. Amerika’nın iç savaş döneminden bu yana son derece hassas dengeler üzerinde ilerleyen ırkçılık problemine karşı tepkiler, Ferguson’daki kayıp ile birleşerek tüm ABD’yi kapladı. Çünkü görgü tanıklarına göre, talihsiz genç vurulduğu sırada ellerini kaldırmış ve teslim olmuş görünüyordu. Ona rağmen Wilson, 8 el ateş ederek Brown’ı katletmişti. Bu eylem, ABD genelindeki polislerin genel tutumu da göze alındığında, açık bir “nefret cinayeti” ve “ırkçılık” olarak algılandı, başta siyahi ABD vatandaşları olmak üzere tüm Amerikalılar günlerce süren, şiddet dolu protestolarla ayağa kalktı.

Bu ayın başında Amerikan sivil toplum önderleriyle bir araya gelen ABD başkanı Obama, federal hükümetin tüm imkanlarını ırkçılık ve şiddet problemini ortadan kaldırmak üzere harcayabileceğini söyledi fakat çıkan yangın, kolay kolay sönecekmiş gibi durmuyor. Şu anda tüm TV kanalları, tartışma programları bu konuyu işliyor ve eğitim sistemindeki temel taşlardan, kamu kuruluşlarına kadar her yere, ırkçılığı engelleyecek antikörlar yerleştirilmesi ve ABD sisteminin görülmemiş bir revizyondan geçirilerek, federal hükümetle siyahi toplumun barışması hedefleniyor. Bu olayın Avrupa toplumunda da sıksık rastlanan “ırkçılık” problemi üzerindeki etkileri beklenildiğinden farklı oldu ve Ferguson’dan ilham alan göçmen toplulukları, seslerini yükseltmeye başladılar. 2015’in bu anlamda oldukça tartışmalı hatta şiddet dolu gelişmelerle dolu olacağını şimdiden öngörebiliriz.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Ebola Salgını

Ebola Salgını

Dünyanın Ebola‘nın gerçek sonuçlarından çok, Ebola olabilme ihtimalinden korktuğu bir yıl oldu 2014. Toplumsal terör olayları ve sürekli ensemizde soluyan kitle imha tehdidi insanları öyle paranoyaklaştırdı ki, bu sene alevlenen Ebola krizi, azıcık ateşi çıkan kişinin bile soluğu Hastalık Kontrol Merkezleri’nde ve karantinada almasına neden oldu. Batı toplumu, birinci dünya ülkelerine özgü bir şımarıklıkla, bu paranoya ile uğraşırken Afrika‘nın batısında 6.000 insan, Ebola virüsünün kurbanı oldu. Bugüne kadar gerçekleşen en büyük Ebola salgını olan bu lanet, kıtlık, iç savaş, Aids gibi korkunç felaketlerle kırılan Afrika’yı yeniden paramparça etti. Hem biyolojik, hem teknolojik hem de varoluş felsefesi açısından Ebola’ya karşı diz çöken insanlığın elinden, salgının “Batı ülkelerine yayılmaması arzusu” dışında birşey gelmiyor. Birçok kişi için bu tarz salgınların ve kitle ölümlerinin Afrika’da görülmesi zaten son derece doğal.

Neyse ki Batının bu şımarıklığını telafi eden sağ duyulu, çalışkan, bilimsel yaklaşıma sahip muhteşem insanlar da var. ABD ve Avrupa başta olmak üzere birçok Batı ülkesinden gelen sağlık görevlisi, canlarını tehlikeye atarak, ellerinden gelen en büyük gayretlerle salgını durdurmak ve insanları yaşatmak için mücadele etti. Yardım kuruluşları hatta bu tarz konularda isteksiz davranmalarıyla ünlü ilaç firmaları bile özel fon ve araştırma grupları kurarak, tüm cephaneleriyle Ebola’ya savaş açtı. (Eğer herkes ölürse ya da ilaçla / aşıyla korunma umudu ciddi zarar görürse, ilaç satacak kimse kalmayacağını fark etmiş olabilirler.) Şimdilik, Ebola’yı yenmekten çok uzağız. Ama önümüzdeki sene, tüm cephelerde Ebola virüsüne karşı savaş açılacağı aşikar.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Microsoft Ceo'su Değişti

Microsoft’un Yeni CEO’su ve Yeni Politikaları

Bu ilk bakışta hayatımza etki etmeyecekmiş gibi görünse de aslında kullandığımız teknolojileri son derece yakından ilgilendiren bir gelişme. Ballmer‘dan sonra star-ceo arayışına giren Microsoft kurulu, kendi yıldızını kendi yarattı: Satya Nadella. Mütevazi fakat yenilikçi bir yaklaşımı olan yeni CEO, Ballmer’dan sonra son derece büyük aıdmlar atarak Microsoft’un yıllardır değişmeyen tutucu çizgisini bozacakmış gibi görünüyor. İlk önce her türlü ürün platformunda “ücretsiz dağıtıma” başlayan Microsoft için, bu gerçekten yeni bir şey. Ayrıca uzun süredir beklenen ürünler de Nedalla yönetiminde birbir çıkmaya başlıyor. Örneğin Ipad için Office sürümü çıktı, .Net ve Visual Studio tüm geliştirilere ücretsiz olarak sunuldu hatta Nokia‘nın satın alınmasıyla birlikte mobil telefon sektöründe önemli bir adım atan Microsoft, ilk defa Windows Mobile‘ı belirli özellikteki ürünler için üreticilere ücretsiz lisans ile sundu.

Peki bu gelişme neden önemli ve hayatımızı nasıl etkileyecek? Tabii ki her şey bir anda olmayacak. Tüm geliştiriciler sahip oldukları deneyimi bir kenara atarak, Microsoft birçok şeyi ‘bedava’ yaptı diye ona doğru koşmayacaklar. Fakat eninde sonunda Google‘ın başını çektiği “ücretsiz servis” alanındaki rekabet artacak, kullanıcılar daha zengin bir çeşitliliğe, geliştiriciler ise daha esnek bir hiyerarşinin imkanlarına sahip olacaklar. Bu da günlük hayatımızı ilgilendiren küçük uygulamalardan, kariyerimizin temel taşı olan büyük teknolojilere birçok ürün ve standartın bu değişim rüzgârına kapılacağı anlamına geliyor. DropBox ortaklığı, Microsoft Band, .Net, Visual Studio, bedava Office falan derken Microsoft’un önemli bir yenilik arayışı içinde olduğunu, hatta agresif fiyat kırma politikalarıyla XBox satışlarını artırarak Playstation 4 ve Sony‘i zorlamaya başladığını da söyleyebiliriz. Şu an bu yazıyı update servisi doğru dürüst çalışmayan bir Windows 8.1‘den yazmama rağmen Microsoft’tan umudumu kesmiyor ve yıllardır üzerine yapışan dinozorluğu, hantallığı atmasını bekliyorum. Bakalım 22 yıldır Microsoft’a çalışan Nadella pro-feministler ve karma ile uğraşmayı bırakıp, bunu başarabilecek mi?

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Celebgate

iCloud’un Hack’lenmesi ve Ünlülerin Çıplak Fotoğraflarının Ortalığa Saçılması

Daha sonradan #Celebgate adını alan bu hacking skandalı hem Hollywood‘u, hem internetteki anonimlerin özgürlüğünü, hem Apple başta olmak üzere teknoloji şirketlerinin geleceğini, hem de çıplak fotoğrafları yüzbinlerce kişiye ulaşan ünlülerin hayatını temelinden değiştirdi. Jennifer Lawrence, Kirsten Dunst, Kate Upton gibi isimleri de barındıran onlarca ünlünün çıplak fotoğraf ve videoları iCloud hesaplarından “çalınarak”, “İnternet’in g*t deliği” olarak tanımlanan 4Chan ve kesintisiz bilgi akışının membası sayılabilecek Reddit‘te paylaşıldı. Bu görseller öyle büyük bir hızla yayıldı ki, herkes sosyal medya hesapları, haber siteleri ve Türkiye’deki gibi sözlükler aracılığıyla “şunun memesi çok güzelmiş”, “bunun poposu çok iyiymiş” diye bu fotoğrafları birbirine göndermeye başladı. Söz konusu hack skandalındaki ünlülerden bazıları olay konusunda sessiz kalırken, Jennifer Jawrence’ın başını çektiği bir grup adeta internet’e savaş açtı. Sonrasında Emma Watson‘ın da dahil olacağı bu isimler özel hayat, kişisel haklar, feminizm ve medeniyetimizin temel kavramlarına kadar varan derinlikte bir perspektifte olayı tartışmaya açarak, bu tarz skandallara verilen toplumsal tepkiyi bir ölçüde biçimlendirdiler.

Kimileri “troll” diyebileceğimiz bir vasatlıkla, yalnızca ünlü oldukları için bu insanların mahremini deşmeyi kendine hak görürken, kimileri de olayı ezeli Samsung / Apple savaşına çevirerek, Apple’ın nasıl patladığını anlatan “manuscriptler” yazdılar. Fotoğrafları çalınan ünlüleri “dikkatsiz olmakla” ya da “çıplak fotoğraf çektirmekle suçlayan bir çok muhafazakar olayın suçunu, mağdurların üzerine yıkmaya kalkıştı. Bu mesele öyle büyük bir etki yarattı ki aylardır konuştuğumuz olaylar, halka halka yayılmaya devam ediyor; ve özel bilgilerin internette paylaşılması konusunda birçok şirket ve medya kuruluşu daha öncekinden farklı politikalar için destek toplamaya çalışıyor. Çok yakında, bu olayı milat alan bir takım sınırlamalar ve cezalandırma politikaları görebilir; hatta internetteki anonimliğie büyük şirketler tarafından büyük bir savaş açıldığına şahit olabiliriz.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Net Neutrality Savaşı

Net Neutrality Savaşı

Ülkemizin dandik ve Ortaçağ’a meyleden karanlık gündemi sağolsun, dünyanın -göreceli olarak- aydınlık tarafını boğmaya kalkan gölgelerden haberdar olamıyoruz. Bunun en güzel örneği, süre gelen Net Neutrality savaşı. Nedir peki bu Net Neutrality? İnternet servis sağlayıcıların tüm markalara, sitelere, ürünlere eşit mesafede yaklaşma zorunluluğunda olması demek. Yani daha açık bir örnek vermek gerekirse, internet hizmetini satın aldığınız şirket daha fazla para verdiği ya da direk hükümet olduğu için AKP sitesini kullanıcılara gösterip, CHP sitesini engelleyemez. Fakat 2010 yılından beri bu tarafsızlığı yok etmek ve interneti parayla satın alınabilir bir eğlence programı haline getirmek isteyen girişimler bitmek bilmiyor. Bu sene bir mahkeme kararlıyla, tüm itirazlara rağmen Net Neutrality / Net Tarafsızlığı öldürülmüş, mahkeme milyonlarca insanın eşit hizmet alabilme şansını imha etmişti. Yargıçın kararına göre ISP’ler (İnternet Servis Sağlayıcılar) altyapının sahibiydi, dolayısı ile sahip oldukları şeyle istediklerini yapabilme hakları vardı. Neyse ki sonra bu karar iptal edildi, fakat henüz savaş bitmiş değil. Karşı cephe çok sıkı bastırıyor ve internet hızınızı, veri yollarını ve bant genişliğini size “daha fazla para karşılığı” satarak, iliğinizi sömürmenin yollarını arıyor.

Net Neutrality / Net Tarafsızlığı ilkesi ölürse başımıza gelecek muhtemel senaryolar şunlar: İnternet bağlantımızla hangi sitelere girebileceğimizi, paket satın alarak seçeceğiz. Örneğin Google sitelerine mi girmek istiyoruz? 50TL verin, Google paketini alın ve Google’ın tüm servislerine hızlıca ulaşın. Microsoft paketi mi istiyorsunuz? 50TL’ye Microsoft paketini alın, fakat Google sitelerinin bir kısmına ulaşamayacak, bir kısmına ise “daha yavaş” ve “ikinci sınıf kaliteyle” ulaşabileceksiniz. Daha bitmedi! Ülkenizdeki özelliştirilmiş en büyük iletişim teknolojileri şirketi (örneğin XCell diye bir telekom şirketi olsun), YCell‘in reklamlarının yayınlanmasını istemiyor! ISP’ye daha çok para ödeyerek -tabii ki sizden aldığı paraları- YCell reklamlarını görme özgürlüğünüzü engelleyecek. Lisans bedelleri, erişim hakkı paketleri, hızlı internet, daha hızlı internet, en hızlı internet üyelikleri havalarda uçuşacak. Ve işte biz o gün, tükeneceğiz.

Amerika’da olan şey neden bizi etkilesin diye düşünüyorsanız, sizi toz pembe hayatınızın spektrumunda dolaşmaya devam etmeniz için şuraya alalım.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Gamergate

Gamergate

Bu sene amma da “gate” yaptı değil mi? Genelde femisintlerin medyanın kurbanı olmasına alıştık fakat onların tiranlıkla suçlandığı bir skandalı, sanırım ilk defa görüyoruz. Özgür internetin yılmaz savunucuları ile sulu kakanın çıkış noktası arasında gidip gelen 4Chan‘in kurucusu Moot‘un “feminist medya” tarafından tehdit edilerek 4Chan’in moderasyon ekibinin ele geçirildiği ve feminist tandanslı makaleleri olan kadın yazarların, oyun basınında kayırıldığı yönündeki iddialar olarak özetleyebileceğimiz Gamergate, gördüğüm en enteresan tartışmaları barındırıyor. Reddit ve Tumblr‘ı -şahsi yorumum değil- “kafa ütüleyen feminist zırvalarını” yaymakla suçlayan bir grup, Moot’un kız arkadaşı da Gawker’la ilişkili olduğu için aynı politikanın 4Chan’de de uygulanmaya başladığını ve daha önce en despot hükümetler tarafından bile sansürlenemeyen 4Chan’in bu yaklaşım sonucunda iç-sansüre uğradığını iddia etti. Buradan patlak veren tartışmalar oyun sektörü ve basınındaki kadınların konumu, algısı ve cinsiyetçi yaklaşımları da içine alan büyük, pis bir yumağa dönüştü. Karşılıklı suçlamalar, tehditler, saldırılar ve küfürlerle Gamergate’in bir parçası olan herkes, nerden tutsan elinde kalacak bir skandalın parçası oldular.

İşin bir skandal olmasına neden olan şey, Altavista‘nın Babelfish çeviricisini kullanılarak dil biliyormuş gibi görünme çabasında bulunan ilk insandan dahi öncesine dayanıyor tabii. Yani sorun, yalnızca küfürleşilen internet kavgaları değil. Feminist kanatta olan kadın eleştirmenler tecavüz ve ölüm tehditleri aldığı için evlerini terk etmek ve yasal koruma ile dolaşmak zorunda kaldılar. Aktivist feministlerin karşısındaki en büyük sosyal birleşmelerden biri olan karşı cephenin yaş ortalaması oldukça küçük gibi görünse de durum ilk bakışta fark edilenden daha ciddi sorunların varlığını işaret ediyor. Çünkü kendini “gamer” olarak tanımlayan bu gençlerin önemli bir kısmı oyunlarda kadınların ve eşcinsellerin varolması gerektiğine inanmamakla birlikte, varolacaklarsa bunun yalnızca “eğlence” amaçlı olmasında bir sorun görmüyor. Benim fikrimi sorarsanız, bu işi yalnızca oyun oynayanlarla sınırlı tutarak ele almak mantıksız. “Sex Sells abi…” görüşü kadınlar arasında bile son derece yaygın ve makale yazarak ya da internet üzerinden insanlarla tartışılarak kalıcı bir bilinçlenme sağlanmıyor. Hatta insanlarla sürekli kavga eden “aşırı zeki ve bilinçli, herşeyin farkında ve had bildirici kızgın” feministler öyle antipatik bir sosyal duyarlılık duruşu yaratıyor ki oluşturdukları bu negatif imaj, savundukları davaya karşı cephedeki kadın düşmanı sapıklardan fazla zarar veriyor.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Uzay Araştırmaları ve ABD Egemenliğinin Sonu

Uzay Araştırmaları ve ABD Egemenliğinin Sonu

Sovyet bloğunun yıkılmasından sonra uzunca bir süre “Uzay Araştırmaları” dendiği vakit, tartışmasız olarak Amerika Birleşik Devletleri akla gelirdi. Fakat son dönemlerde ekonomik bir resesyon içine giren ABD, fakirlikle doğru orantılı muhafazakarlaşmanın direk sonucu olarak uzay yarışındaki avantajını kaybediyormuş gibi görünüyor. Muhafazakarlıkla ne alakası var derseniz, şu alakası var: “İnsanlar açken, uzaya mekik göndermek israf” bakış açısı, kendi açısından haklı noktaları varmış gibi görünse de dar kafalılık belirtisi bir muhafazakarlıktan başka bir şey değil. (Bunu dini bir muhafazakarlıktan ziyade, sosyal bir muhafazakarlıkla ilişkilendirirseniz, sevinirim.) Çünkü açları doyuramamanın temelinde uzay araştırmalarına ayrılan bütçeden ziyade gelir eşitsizliği, sosyal adaletsizlik, yolsuzluk, eğitimsizlik ve insanoğlunun çiğ süt emmişliği falan yatıyor. Dolayısı ile uzaya mekik göndermeseniz de aç karnınız doymayacak, o para başka kaynaklara (ya da kaymaklara) gidecek, siz aşevinde çorba içerken uzaya mekik gönderen ülkeler bu dünyanın kaynaklarını sömürüp uzayı kolonize etmeye başladıklarında, taş toprak yemek üzere evrimleşmediyseniz, açlıktan öleceksiniz. Bu arada ABD’nin egemenliği sona erdi derken aslında mübalağa yapıyorum; ABD’nin üstünlüğü öyle kolay kolay bitmez. Fakat bu sene hem özel sektörün uzay çalışmaları, hem Avrupa Birliği ve Rusya‘nın uzay operasyonları, hem de Çin başta olmak üzere Asya ülkelerinin uzay savaşındaki hamleleri rekabeti kızıştırdı. Patlayan Antares roketinin ABD’ye psikolojik bir mağlubiyet yaşattığını ve Virgin Galactic‘in VSS Enterprise kazasının da üstüne tuz biber olduğunu hatırlatalım.

Sosyal fenomen haline gelen Rosetta görevi (kuyruklu yıldızın üzerine inen uzay aracı) ve Çin’in ABD’yi 4’e katlayan uzay programı bütçesi, Rusya’nın ekonomik krizle boğuşurken bile uzay görevlerini bırakmaması gibi hamleler ABD ve NASA‘yı köşeye sıkıştırıyor; ABD’nin bu konuda geride kalmaya başladığı kendi kongrelerinde dahi dillendiriliyor artık. Bakalım hızlı bir toparlanma eğilimine giren ABD ekonomisi eski canlı günlerine kavuşabilecek mi? Ve bunu başarırlarsa, ne kadarı şaşalı zamanlarındaki gibi NASA’ya ayrılacak? Göreceğiz.

2014'ün En Önemli 10 Olayı: Malezya Havayolları Faciaları

Malezya Havayolları Faciaları

Çifte facia yaşayan Malezya Havayolları‘nı hâlâ kullanan var mı bilmiyorum fakat bu havayolunun başına gelen iki felaket, gelmiş geçmiş en enteresan ve trajik uçak kazası ile tarihe adını yazdırdı. Ardında tek bir iz bırakmadan kaybolan ve 9 aydır akıbeti çözülemeyen Malezya Havayolları’nın MH370 sefer sayılı uçağı, internetin leş gibi Lost esprileri ile dolup taşmasına sebep oldu fakat, uçağın kaybolmasının ardında en az Lost kadar çetrefilli bir hikâye olduğuna artık ben de eminim. Havacılık ve uçak tutkunu bir insan olarak, yıllardır Aircrash Investigation izlerim, bu kadar korku verici bir bilinmezliği havacılık tarihinin hiçbir dönemecinde görmedim. 7 milyar insan, 17 ülke, 7000’den fazla gönüllü bir Boeing 777‘i bulamadık sevgili okular. Ben bile gecelerce, Tomnod üzerinden, piksel piksel okyanus görüntüsü tarayıp, enkaz parçası aradım. O karanlık suların içinde kaybolmak fikri, her daim tüylerimi ürpertiyor. Zaten uçağı bulamamak bir yana, en azından sıradan kamuoyu olarak başına ne geldiğini bile bilmiyoruz. Eğer Mayıs 2015’e kadar bulunamazsa, ekonomik nedenlerle su altı araştırmaları da sonlanacak ve muhtemelen sonsuza kadar uçağın sonunun ne olduğunu bilemeyeceğiz. Bu facianın sonuçları ve bilinmezlik duygusuyla yaşayan kayıp yakınlarının acısını tahmin bile edemiyorum. Eğer böyle giderse, kafalarının içinde dönüp duran çember, hiçbir zaman bir sona ulaşamayacak.

Bir başka felaket, bu listenin diğer maddelerinden biriyle ilişkili olan diğer uçak kazası. Aslında Rusya ve Ukrayna arasındaki krizin, oldukça detaylı bir şekilde yazılması ve başlı başına bir madde olarak bu listede yer alması gerekiyor. Fakat sonuçları ve yaptırımları hala devam ettiği ve muhtemelen 2015’in de gündem maddelerinden birini oluşturacağı için, bunu sadece 2014’le kısıtlamak istemiyorum. Malezya Havayolları’nın 17 sefer sayılı uçağı Ukrayna üzerinde vuruldu bir başka Boeing 777 daha, 298 kayıpla birlikte tarihin kanlı sayfalarına gömüldü. Uzun süre ölen insanlardan çok Rusya mı yaptı, Ukrayna mı, Amerika mı diye tartışıldı, Almanya İstihbarat Örgütü “Ruslar yaptı” dedi, Malezya “araştırmak lazım” dedi, Dünya yine savaşın eşiğine geldi. Şu anda Rusya’nın büyük bir ekonomik kriz yaşaması ve hem Avrupa hem de ABD tarafından ekonomik ambargoya tabii kalmasının çok büyük bir nedeni Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçılar ve Putin‘in politikaları. Bu felaketin de bunda büyük bir payı var. Rusya Ukrayna’dan vazgeçmediği sürece bunun gibi sıcak çatışma ve sivil kayıpları, hatta felaketler meydana gelecek, filler tepinirken çimenler ezilecektir.

2014'ün En Önemli Olayları: Soma Maden Faciası

Soma Maden Faciası

13 Mayıs 2014’te Türkiye‘nin Manisa ilinin Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan facia, toplumsal çürümemizin, bitikliğimizin, halet-i ruhiyetimizin vesikası oldu. O kadar vicdansız, umarsız, insan hayatına değer vermekten uzak, psikolojik sorunların esiri olmuş bir toplum haline geldik ki işin insani yanı, siyasi yanının bir adım gerisinde kaldı. Medeni bir ülkede siyaseten sorumlu görevlilerin, bakanların, iş güvenliği denetçilerinin istifa edip, toplu olarak yargılanacağı bu olayda hiçbir adım atılmayışı, hatta bu mercilerin sorumluların cezalandırılmasını isteyen halkı aşağılayarak, üste çıkışı Türkiye’de yıllardır kanıksadığımız, öğrenilmiş çaresizliğimizin bir parçası. Fakat bu olay, kamuoyu bazında da siyasal bir kutuplaşma, ego savaşı, duyarlılık mastürbasyonu ve kişisel şov meselesi haline geldi.

Ülkenin başbakanı, taziye ziyaretine korumalarla gidip, danışmanlarına protestocu tekmeletip, markette itiş kakışa dahil olup, Somalılara “fıtrat” kefenini giydirdi. Medya, yıllardır olduğu gibi acıları sömürmeye devam etti. Bir gün önce halay çekerek evlilik programı sunanlar, Soma’da vefat eden işçilerin sosyal seviyesine denk kişileri, evlenip ev kurmak için yeterli görmeyenler, seks hayatlarını sosladıkları gazetecilik kariyerlerini arkalarına alıp Armani çantalarıyla olay yerine koşanlar, Soma’yı ulvi varlıklarıyla doldurdu. Hükümeti yağlamanın derdine düşen gazeteler “Bakan da herkes gibi kumanya yedi” ya da “Bakan 4 saat gömleğini değiştirmeden çalıştı” gibi insanlık dışı haberlerle kendilerini kaybettiler. Muhaliflerin önemli bir kısmı, sahip çıktıklarını iddia ettikleri işçilere sırt dönerek “Aman zaten AKP’ye oy veriyorlar, kendileri düşünsün” dediler. Dünya tarihinin görüp görebileceği en rezil, en kan dondurucu, en insanlık dışı olaylar facia ve sonrasında bu topraklarda yaşandı. Ve hiçbir ders alınmadığı için, hiçbir sorumlu ibret olacak ve bu görevlerde yer alanları tedirgin edip, kendine getirecek biçimde cezalandırılmadığı için, 2014 bitmeden Karaman Ermenek‘te bir maden faciası daha yaşadık. Muhtemelen uzun yıllar boyunca benzeri kazalar yaşamaya ve insanlık dışı şartlarda çalışan insanları göstermelik bir ilgiyle “önemsiyormuş gibi yapmaya” devam edeceğiz. “Pekiyi, sen onlar için ne yaptın?” diye sorarsanız, bu eleştiriyi kendim de dahil bu toplumun çoğunluğuna getirdiğimi ve artık ülke gündemiyle ilgilenmeye tahammül bile edemediğimi, aynaya bakmaya yüzüm olmadığını belirtmek isterim.

İşte böyle bir sene geçirdik sevgili okurlar. 2014’ün izlerini, hayatımızın ilerleyen dönemlerinde görmeye devam edeceğiz. Genel anlamıyla karanlık fakat yeni ufuklara yelken açılan, ilginç bir sene oldu bu yıl. Listelerin devamında 2014’ün en iyi filmleri, en iyi dizi ve TV şovları, albümleri, kitapları, sergileri olacak. Bu sene bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz. Şimdiden, seneye de yeni yazılarda buluşabilmek ümidiyle.