25 Aralık 1953’ta İstanbul’da doğup büyüyen sanatçı Mimar Sinan Üniversitesi, Devlet Güzel San’atlar Fakültesi SERAMİK-CAM Ana San’at Bölümü’nü bitirdikten sonra aktif sanat hayatına başladı. Arnavutköy Art Gallery’de gerçekleşen son sergisi “Ruh, Malzeme, Sanat” üzerine sanatçıyla sanat hayatı, sergisi, cam ve sermaik sanatçılığı üzerine kısa bir röportaj gerçekleştirdik.

Sanat hayatınıza nasıl başladınız? Yolun başındayken cam ve seramik  sanatçılığı bilinçli bir tercih miydi?

Bu benim seçimim değildi bilinçli olarak; yaradılış biçimimdi… Üniversitede seramiği seçmemin sebebi eğitimde malzeme ve teknik çeşitliliğiydi. Camı seçme sebebim ise okul sırasında Paşabahçe’ye düzenlenen bir tanıtım gezisiydi. Stajımı Paşabahçe’de yaptım ve cam benim için bir tutku haline geldi, hayatımın ve çalışmalarımın bir parçası oldu.

Japonya, ABD, Fransa, İngiltere gibi uluslararası sanat sahnelerinde, işleriniz sergilendi. Türkiye’de yetişen ve devlet üniversitesinde  eğitim almış bir sanatçı olarak, sanatsal anlamdaki entegrasyonumuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce sanatçılarımızın dünya kültürüne katabilecekleri nelerdir?

Sanat bir var oluş biçimidir,ciddi bir tutkudur. Sanatı zanaatten ayıran birincil etken herhangi bir moda, satma endişesi olmaksızın yaratma telaşıdır. Duyguların malzemeyle, bilgi ve donanımla boyut kazanmasıdır. Bilgi; işi izlemeye ve edinme isteğine değer hale getirir. Bu da kitlelere ulaşmayı sağlar. Yani demiyorum ki sanat sanat içindir, beğenisi yoksa kıymeti de yoktur. Ama ilk hesap edilmesi gereken hangi köşeye yakışır olmamalıdır; sanatçı için de edinmek isteyen için de… Bir savaştır sanat yapmak kendi adına ve şovalyelik gerektirir hile olmaksızın.. Yaptığınız işin ruhtan beslenmesi, mesajı olması ve sadece kendine has bir duruşu olması lazım. Yani fırça darbesiyle, malzemesiyle, tarzıyla, mesajıyla sizi ve söyleyeceklerinizi temsil etmesi gerekir. Yorulmak, çok yorulmak gerekir.B Bugün sanatın bu özgünlükten yoksun modaların peşinde olduğunu görüyoruz ve en büyük sıkıntı da bu; kalıcı tarihe imza atacak eserlerin önü kesiliyor. Akademik bakış, sanatçı için de yönlendiren için de mutlak var olmalı.

Dünya kültürüne bir şey katabilmek içinse, önce bunlara itibar etmek gerekir. Kişilikli sanat ve sanatçı olma direnciyle bir şeyler katabilirsiniz; özgün işlerinizle, tekrarları yaparak değil. Fark yaratmak zorundasınız bu da zor bir yoldur ama tercih meselesi ya kalıcı olursunuz ya da moda… Arada uçurumlar var.

Cenan Uyanusta

Cam ve seramik sanatçılığı dendiği zaman, işin ister istemez  endüstriyel yönü de akla geliyor. Bugün, bu alanda eğitim almak isteyen gençlere profesyonel kariyerleri ve kişisel gelişimleri için ne
önerirsiniz?

Endüstriyel alanda ya tasarımcı olursunuz ya da üreten. Bunların eğitimleri farklıdır ve sıkı bir akademik eğitim sonrasında da teoriden uygulamaya geçmek için deneyim kazanmak, ustaların yanında atölye çalışmaları yapmak gerekir. Öyle ki atölyede yatıp kalkmak her anı özümsemek, sindirmek . Usta çırak ilişkisi her zaman öğrenim safhasında en idealidir. Yorum yapmaksızın ama gerektiğinde sorarak, bir anı bile kaçırmadan ve bunun için de tutku gerekir yine…

Bu haftasonuna kadar görülebilecek olan serginiz için neler söylemek  istersiniz? Yakın gelecekte başka sergi ya da atölye çalışması var mı?

Bu sergim, her zamanki gibi iç dünyamın, tutkumun dışa vurumu, malzemeyle yaşadığım keyfin sunumuydu. Ve izleyicilerin heyecanı yorgunluğu keyfe dönüştürdü. Yorgunluk diyorum çünkü o yaratma süreci çok yorucu; ter içinde kalmadan olmuyor, uykusuz geçen tasarım süreci de cabası…Tabii ki sergilere ve aralıksız atölye çalışmalarına devam. Allah izin verdiği sürece; bu bir ödül ve iyi değerlendirmek gerekir.

Cam ve seramik ürünleri hayatımızın bu derece içinde olmasına rağmen, cam ustalığının toplumsal hafızamızda neredeyse unutulmuş bir meslek  gibi kodlanmış olması hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce bunu  değiştirmek için neler yapılmalı?

Evet cam ve seramik hayatımızda çok olmasına rağmen yakın zamana kadar daha çok kullanım malzemesi idi. Burada işte yine tutkunun önemi ortaya çıkıyor ve bu malzemelerle çalışan sanatçılara çok iş düşüyor. Herkes için yaşamı devam ettirmek çok önemli, önce var olmak lazım ama tutkunun peşinden gitmek, kalıcılık, süreklilik için şart. Azimli olmak vazgeçmemek gerekir. Sancısız, acısız olma ihtimali yok.

Cenan Uyanusta’nın Arnavutköy Art Gallery’deki sergisini, bu haftasonuna kadar görebilirsiniz.