Takvimde bir gün ileri atıyor ve hop yeni yıldayız. Aslında yeni yılda değişen hiçbir şey yok. Yaklaşık bir aydır ertelenen ve ‘Şu yeni yıl bir geçsin’ denip ötelenen şeyler dışında. Yeni yıl bütçeleri, yeni yıl kararları, yeni yıl imajı, yeni, yeni, yeni…

Yeni bir yıla girerken mesela neden hediye alınır? Yeni yıl gerçekten nasıl başlarsa öyle mi gider? Yeni yıla birlikte girdiğiniz kişiyle mi devam edersiniz mesela? Yeni yıl hevesinizi öldürmek istemem fakat yeni yıl bol para harcayıp, muhtemelen istemediğiniz bir yılbaşı planına uymak zorunda kaldığınız, ertesi günü baş ağrılı mide bulantılı geçirdiğiniz bir gün bana göre.

Yılbaşı’nı dışarıda kutlayıp program yapan, hele hele Taksim’e gitmek gibi bir hatada bulunanlara geçmiş olsun. Klasik ev partileri yine en iyi alternatif gibi gözüküyor. Fakat neden yeni bir yılın gelişini kutluyoruz ki? Bir kere yaşlanıyoruz, dünya gitgide kötüye gidiyor, eksiliyoruz, artık tombala oynamakla veya televizyonda dansözün çıkmasını beklemekle mutlu olamayacak kadar doyumsuzuz.

Ağaç alıyoruz, süs alıyoruz, hediye alıyoruz, alıyoruz, alıyoruz. Yılbaşı para harcamaya yer aradığımız günlerden sadece bir tanesi ve üzgünüz ama ertesi gün yeni bir yılın ilk gününe uyandığınızda pek te bir şey değişmiyor. Bunun yerine her günü yeni bir yılmışçasına ertelemeden, organize olarak ve yeni bir bahaneye ihtiyaç duymadan yaşamak sanırım insanın en güzel ‘yeni’si.

Tabii bir de hayatınıza bu yıl giren özel bir insanın diğer bütün yıllardan güzel bir yıla vesile olabileceğini de unutmamak lazım.