Yazdığı kitaplarla hayalgücü ve fantastik dünyanın sınırlarını zorlayan Stephen King’in kitaplarını okumak kadar filmlerini izlemek de zor. Rahatsız bir gece geçirmek istiyorsanız Stephen king filmleri tam aradığınız cinsten.

Carrie (1976)

Sinemaya birçok defa uyarlanan Carrie’nin başrolünü canlandıran Sissy Spacek, bu performansıyla Oscar’ı kazanmıştı. Yönetmenliğini Brian De Palma’nın yaptığı filmde, kan banyosuna doyacaksınız. Daha sonra çekilen hiçbir Carrie versiyonu tabii ki aynı tadı vermedi. Telekinetik güçlere sahip Carrie’nin bağnaz annesinin yetiştirme tarzından ötürü arkadaşları arasında ezilmesi sonucunda gelişen olaylar filmin ana konusu.

The Shining (1980)

Gerçek bir deli bakışına sahip Jack Nicholson kendisine başrolde yer veren Kubrick’in yüzünü kara çıkartmamış. Ailesiyle kış sezonuna giren Overlook Otel‘in bakıcılığı için nefes kesen bir manzarada yer alan otelde insan yüzü görmeden, bir yudum içki içemeden kim 6 ay geçirse herhalde delirirdi. Telepatik küçük başrol oyuncusu Danny ve daha çirkin olamayacak eşiyle otelde başlayan birbirinin aynısı günler, sonunda bir cinnete dönüşüyor ve garip olaylar yaşanmaya başlıyor.

Christine (1983)

1958 model Plymouth Fury’e sahibinin taktığı isimden adını alan filmde Arnie Cunningham Christine’i görür ve ailesiyle tartışarak sonunda arabayı alır. Bakıma ihtiyacı olan arabayı elden geçirir ve bir dizi garip olay yaşanmaya başlar. Bir başka açıdan aşk filmi olarak da bakabileceğiniz filmde aşkın gözü kör ettiğine bir kez daha şahit olacaksınız.

Firestarter (1984)

Henüz üç yaşındayken oyuncak ayısını bakışlarıyla tutuşturan Charlie, sekiz yaşına geldiğinde bu özelliğini kontrol altına almayı öğrenir. Gizli bir örgüt Charlie’nin bu özelliğini silaha dönüştürmek ister ve olaylar gelişir.

Stand By Me (1986)

13-15 yaşlarındaki dört çocuğun kaybolan arkadaşlarını ararken başına gelenlerin anlatıldığı film, Stephen King’in Ceset /The Body isimli kitabından uyarlama. Arkadaşları için boyundan büyük işlere kalkışan çocukların dostluk için neleri göze alabileceğini görüyoruz.

Pet Sematary (1989)

Creed alesi yeni taşındıkalrı evde yeni bir hayata başlayacaklarını düşünürken hemen yanlarındaki hayvan mezarlığını hesaba katmamışlardı.

Misery (1990)

Bir kitabın filmi ne kadar iyi olabilir derseniz cevabımız Misery kadar olacaktır. Ruh hastası bir kadının hayranı olduğu bir yazarı evinde tutsak edişini konu alan filmin başrolünde AHS’nin başrol oyuncularından Kathy Bates’in rol alıyor. Misery/ Sadist, iliklerinize kadar sizi geren bir film.

It (1990)

Paylaçolardan nefret etmemize neden olan It / O, Stephen King’in 1986 yılında en çok satan kitabı. Annette O’Toole, John Ritter ve Richard Thomas’ın oynadığı insanın korkularına karşı rahatsız edici gezintisi küçük bir New England kasabasında geçiyor. Bilinmeyen bir güç, bir palyaçonun şekline bürünüyor ve olaylar gelişiyor.

The Shawshank Redemption (1994)

Türkçeye Esaretin bedeli olarak çevirilen The Swawshank Redemption, sevgilisini öldürdüğü gerekçesiyle 20 yıldır cezaevinde bulunan bankacı Andy Dufresne’nin hapishanede yaşadıklarını anlatıyor. Gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olarak anılan Esaretin bedeli’ni izlemeden ölmeyin.

The Green Mile (1999)

İki kızı öldürmekle suçlanan İyi kalpli dev John Coffey idama mahkum edilmiştir. Sahip olduğu doğaüstü güçleri insanları iyileştirmek için kullanan Coffey, zamanla hapishanedeki herkesin sevgisini kazanır.