Evren Erol kimdir, neler yapar?

İstanbul doğumluyum, İzmir’de büyüdüm. 1995 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyorum. 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Serigrafi bölümünden, 2003 yılında Marmara Üniversitesi GSF heykel bölümünden mezun oldum. Kadıköy’deki atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum. Heykel üretiminin yanı sıra edebiyat alanında şiir ve öyküler üzerinden illüstrasyon çalışmaları yapıyorum. Edebiyat, sanat, tarih alanlarında birçok dergi takip ediyorum. Sıkı bir dergi okuyucusuyum diyebilirim. Günlük işler, atölye çalışmalarımın yanı sıra, sanat ve hayat üzerine dost sohbetlerinden çok keyif alırım. Bahar ve yaz aylarını severim. Caddebostan ve Moda sahillerinde çimenlerde dostlarla toplanıp çimen kokusunu içime çekmeye bayılırım.

Dönüşüm, zıtlık, ret ve kabul bağlamı gibi temel metaforlar çerçevesinde üretimler yapıyorsunuz. Bozlu Art Project’de başlayan yeni serginiz Kırmızı Çizgi / Red Line’dan bahseder misiniz?

Modern telaşe bir hayat içinde, psikolojik, sosyolojik, kültürel şemalar ile yaşamaya mecbur bırakılıyoruz. Varoluşun temelindeki esaret ile yüzleşmek cesaret istiyor. Kendimizi karşıtımız ile tanımlıyoruz. Oysa ilk adım, bireyin kendini değiştirmesi ve dönüştürmesi olmalı. “Kırmızı Çizgi” sergisini, kişinin, kendini yeniden var edebilme ihtimali için bir deney alanı olarak görüyorum.

Red Line 2

Yasakları belirten kırmızı çizgiden ilham almanıza sebep olan neydi?

Doğaya, hayvanlara, insana, insanların yaşattıkları diyebilirim. Özgürlük, bir başka varlığın özgürlüğünü ihlal etmediğimizde değer kazanacaktır, düşüncesi benim için değerlidir.

Red Line’da hangi materyalleri hangi sebeplerle kullanmayı seçtiniz?

“Kırmızı Çizgi” metaforu, iki tarafın varlığını zorunlu kılıyordu. Bir ihlal durumunda görünür olan etki-tepki meselesi ortaya çıkıyor. Bu kavrama yaklaşımım, siyasi ve askeri söylemin dışında, bireyin bilinçaltı ile olan yüzleşmesi bazında bir sınır ihlalini temsil ediyor. Sergide yer alan salt ahşap tasarımlarda, renk ve biçimler ile bu karşıtlığı yakalamak istedim. Böylesi doğal bir malzeme ile polyester gibi tamamen sentetik bir malzemenin birlikte kullanımı deneysel bir süreçti. Modern dünyanın kişiye dayattığı yaşam formuna karşı bir sanatçı olarak söyleyeceğim sözü, bu iki zıt malzeme birlikteliği oldukça güçlendirdi.

Red Line’ı ziyaret edecekleri neler bekliyor?

Bireysel olanın çokça toplumsal bir karşılığı olduğuna inanırım. Bilinçaltının bir yansıması olan bu heykellere, izleyici sezgisel olarak yaklaşırsa, kendi duygu ve düşüncelerine ait, tanıdık birşeyler ile karşılaşma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum.

Neler size ilham verir?

Ben daha çok kavramlar üzerinden düşünmek ve hayal kurmaktan zevk alan biriyim. Sorguladığım kavramlar, bazen bir sohbette, bir film repliğinde, okuduklarımda ya da dinlediğim bir müziğin tınısında görüntü olarak var olabiliyor. Neye konsantre oluyorsanız, çekim alanınız içinde onları görüyorsunuz.

Red Line 1

Bir sonraki sergi çalışmalarına başladınız mı? Yakın gelecekte hangi projeler var?

Önümüzdeki süreçlerde sergi, fuar gibi farklı etkinlikler olabilir. Bir açık alan heykeli üzerinde çalışıyorum. Desen defterime yeni projeler karalamaya devam ediyorum. Bir sonraki sergimin nasıl olacağını bende merak ediyorum. Yavaş yavaş tohumları atılıyor. Üçüncü sergimde, mekanı düşünerek sonradan dahil ettiğim heykeller ile birlikte, mekanın heykele ya da enstalasyona dönüştüğü projelerimi hayata geçirmek, beni fazlasıyla heyecanlandırıyor.

Dünya sanatçılarından kimleri severek takip ediyorsunuz?

Kendi alanımdan örnek verecek olursam, Antony Gormley, Isamu Noguchi, Gio Pomodoro, Francis Bacon, Rona Pondick, Henrique Oliveira, Gehard Demetz favorilerimdendir.

Genç sanatçılara vereceğiniz tavsiyeler neler?

Sanatçılar için hayat ülkemizde de, dünyada da hep yokuş yukarı olmuş. Benzer süreçleri yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Sabırla, severek, yaşam biçimi haline getirerek, üretmeye devam edebiliyorsanız, başarılı olma ihtimaliniz oluyor. Dünyada neler yapılıyor izlemek, okumak, takip etmek çok önemli. Üretilen her sanat eserine “Ben olsam” diye bakabilirseniz, yaratıcılığınız ve hayal dünyanız zengileşebiliyor. Hatta çok keyifli bir oyun olabiliyor. Çok sevdiğim bir söz var,” Şans, hazırı sever” bir yerlere not düşülebilir.

Bizi tanıştırmak istediğiniz, tanısanız seversiniz dediğiniz biri ya da birileri var mı?

Mutlu etmekten mutlu olan insan, eşim Zeynep diyebilirim. Çok insan biliyordur ama okumamışlar için İran’lı yazar Samed Behrengi’nin “Küçük Kara Balık”ı ile mutlaka tanışmalı derim.

Kırmızı Çizgi / Red Line 21 Mart 2015’e kadar Bozlu Art Projects’de görülebilir.

Bozlu Art Project