Norvec 4

Norveç dendiğinde akla ilk ne kadar pahalı olduğu gelir, sonra fjord’lar. Bu yüzden Bergen hakkında yazmadan Norveç’te ekonomik gezmek için neler yaptığımızı yazmak istiyorum. Yanımızda bol bol yiyecek götürdük. Ton balığından neredeyse her gün yediğimiz kuruyemişe, kuru sosislere ya da meyvelere, sırt çantamızın yarısını bizi sonradan büyük masraftan kurtaracak yemeğe ayırdık. Gerçekten de gezinin çok az para harcayarak bitmesi bunun sayesinde oldu. Norveç’te bir bira 10 Euro, bir yemek 30 Euro civarı tutuyor. Marketten alınan inanılmaz ucuz ve lezzetli Norveç somonları da gezimizin en güzel öğünleriydi.

Norvec 3

Her ne kadar oteller çok pahalı olmasa da gece 23.00 de kalkan Oslo – Bergen treni geceyi geçirip vakit kazanmak için muhteşem bir seçenek. Ayrıca trende size özel battaniye, uyku maskesi, kulak tıpası ve şişirmek için yastık verdiklerini de söylemeden geçemeyeceğim. Tek yön gidiş “minipris” biletleri yakalayınca (erken almakta fayda var) 30 Euro civarı tuttu. Yol ise 7 saat sürüyor. İstanbul uçuşları seyrek olsa da Norwegian Air uçmak için müthiş bir seçenek. Münih – Oslo uçuşuna gidiş geliş 90 Euro verdik. Uçakta wifi olduğunu belirteyim.

Norveç’te ücret ödemeden yapılacak aktivitelerin çok olduğunu söylemeliyim. En güzel örnek bir başka yazımda anlatacağım Oslo’daki Vigeland heykel parkı. 24 saat açık ve ücretsiz.

Su satın almayın çok pahalı. Yanınızda bir şişe olsun ve musluk suyunu doldurun. Oslo’da en iyi oranda para bozan yer Karl Johans gate 1’de bulunan Tavex.

Norvec 2

Otel seçimi konusunda da şanslıydık. Bergen hariç. Marken Gjestehus’a Booking.com’dan rezervasyon yapıp otel ile akşam check in yapacağımız konusunda mailleşmiştik. Bergen’e varacağımız gün “Norway in a Nutshell” turunda olduğumuz için telefonumuz kapalıydı. Otel gelmemize 3 saat kala kredi kartından para çekmeye çalışmış ve bir sorun olunca bize rezervasyonunuz iptal oldu diye mesaj atmışlar. Otelin kapısına vardığımızda (otelde herhangi bir resepsiyon yoktu) bir kağıtta rezervasyonumuzun iptal olduğu yazıyordu. Akşam 21.00, hava kararmış ve yorgunluktan ölmüşken bir de otelimizin olmaması bizi sinirlendirdi. Otel kapısındaki bir numarayı aradık ve yaklaşık yarım saat bir görevli ile konuştuk (konuşmanın çoğu sinir krizi geçirip adama bağırmakla geçti). Sonunda bize aynı fiyata Bergen’de başka bir otel bulacağını söyledi ve buldu. O gece kısaca başka bir otelde kaldık.

Norvec 1

Bergen’e gelirsek; uzun zamandır hiçbir şehir beni bu kadar heyecanlandırmamıştı ve kendini bana böyle sevdirmemişti. İskandinavya’nın eşsiz havasını şehirde hissetmemek imkansızdı.

Gezerken hemen information bürosunun da olduğu kıyıya inerseniz Bryggen renkli cephelerini görmeme şansınız yok. Bryggen 1979’dan beri Unesco koruması altında. Büyük yangınlar atlatmış olsa da (son yangın 1955’de) otantik havasını çok iyi korumuş.

Fløibanen füniküleri ile çıkılan Fløyen tepesi, (Starbucks’ın olduğu binanın yanından biraz yukarı çıkınca istasyonu görmek mümkün) Bergen’i tepeden görebilmek için en güzel yer. Bindiğim en dik füniküler buydu sanırım.

Norvec 6

Kinfolk’un Bergen Guide‘ı sayesinde keşfettiğim Kaffee Misjonen hem kahvesi hem de iç mekanı ile en güzel dinlenilecek yer. Pahalı olsa da yerel insanların sıkça gittiği Litteraturhuset‘te yemek molası verilebilir. (Biz bira ve brownie yaptık)
Öğle yemeği için uzun taze balık arayışlarımız sonucu Hav Fisk & Skalldyr AS‘da “best fish & chips ever” terimini dolduracak fish & chipsi yedik. (11 Euro civarı)

Nordik havayı veren sokaklarda yürümek ise en güzel aktivite. Üniversitenin olduğu tepe ve Bryggen’in arkasında kalan sokaklar şehrin bizce en güzel yerleriydi.