Unconcealment videosunu daha anlamlı olabilmesi için ‘’Unconcealment’’ kelimesinin anlamı ile ilgili birkaç satır yazmakta fayda görüyorum. ‘’Unconcealment’’ kelimesine ilk kez M. Heidegger’in varoluşçu felsefesi ile ilgili okumalarımda rastladım. Kelimenin birebir Türkçe çevirisi olmadığından orijinal dilinde kullanıyorum.

Kelimenin anlamını bir paragrafta anlatmaya çalışmak anlamsızlıktan öteye gidemez, çünkü Heidegger’in kariyerinin ilerleyen dönemi ile bir önceki dönemini karşılaştırmak, Varlık ve Zaman kitabında başlattığı yeni varoluşçu felsefesi ile beraber irdeledikten sonra, yıllar içinde onun için anlamın ne kadar değiştiğini görüyoruz.

Dolaysıyla tam açılımı için ilgilenenlere PEL podcast’ini dinlemeyi önerebilirim. Unconcealment kelimesi Almanca’da ‘’Unverborgenheit’’ olarak yer almaktadır. Kelimenin kökleri Yunanca’da Alethia olarak ilk defa gündelik hayatta kullanılmıştır. Bu fikirlerden esinlenerek Heidegger, Unconcealmentin anlamını bir sürecin, gerçeklerin ortaya çıktığı ve anlık olarak gözüktüğü sonra üstünün tekrar kapatıldığı sürekli devir daim anları olarak görüyordu.

Belli dönemlerde yasadığımız bir takım gerçek düşünceler zaman ile değişime uğramakta. Örneğin Yunan Medeniyeti’nin güzellik anlayışı ile buğunun güzellik anlayışı arasında fark oluşmakta. İşte bu gerçeklerin ortaya çıkış anları ve yok oluş anları olarak düşünebiliriz Unconcealment’ın kelimenin anlamını.

Bu düşünceyi daha kısa bir zaman dilimi içerisinde görsel olarak yansıtabilir miyiz?

Bu amaçla geçen yıl Francesco Albano ile başladığım video serisine ikincisi ile geçtiğimiz kış film çekimlerine başladım. Çekimler Vermont’un Cornwall eyaletinde yapıldı. Cornwall ağaçları ve uçsuz bucaksız geniş arazileri ile meşhur. Doğanın güzelliğinden çok, Heidegger’in Unconcealment fikrini esas alarak farklı gerçeklerin ortaya çıkış anını yakalamak istiyordum. Bunu yapabilmek için 6 ay mevsim değişikliklerini takip ettim. Yukarıda bahsettiğim varoluşçu ruhu altında doğanın entite olarak ortaya çıkış anlarını yakalamak için saatlerce aynı yerde beklediğimi hatırlıyorum. Asfalt yolun bittiği yerde ekipmanı sırtlanıp saatlerce ormanların içlerine doğru yol aldıktan sonra tam anlamıyla medeniyetin bittiğini hissettiğim yerlerde uzun süreler geçirmeye başlamıştım. Çekimler yalnızlığın tuhaflığı içinde gerçekleşti.

Yaklaşık 3-4 ay sonra elimde istediğim kalitede görüntüler oluşmaya başlamıştı. Çekimleri gerçekleştirdiğim dönemde ne yazık ki babamı kaybettim ve bende derin bir yara bıraktı. Filmin ortasında kamera gökyüzüne doğru süzülmeye başlar çünkü Unconcealment yolculuğumuz artık kozmosa doğru ilerler. Burada bir inanç söz konusu. Kozmos görüntüsünü yakalayabilmek için ufak bir cam kavanoz ve mürekkep kullandım. Yakın çekim planlarını büyüterekten istediğim sonucu elde edebildim.

Müziklerini yıllar önce yaptığım bir fikir üzerinden arşivlerden çıkartarak bir hafta içinde tekrar görüntülere uygun bir şekilde besteledim. En son Steven Soderbergh’in Solaris filmini izleyen, müziğin göndermesini anlamlı bulacaktır çünkü akkor gelişimi ve genel tınısını ondan esinlenerek yarattım.