Özellikle Cosmopolitan’daki yazılarını yakından takip ettiğim Özgür Uysal ile yeni projesi İnce İşler’i konuştuk. Adından da anlayacağınız gibi biraz “İnce İşler”…

Selam Özgür, seni zaten daha önceki röportajımızdan tanıyoruz. Şöyle bir geçmişe bakıp 2 yıl kadar öncesine gittiğimizde neler değişmiş hayatta senin için?

Sitene girip baktım hemen. Ağustos 2014’te yapmışız söyleşiyi. Ben o zaman askerden yeni dönmüştüm. Saçlar filan çavuş modeli zaten fotoğraflarda. “Değişmeyen tek şey, değişimin kendisi ve bu klişe lafların söylenmesidir” diyerek başlayayım o zaman.

Askerlik güzel yer öncelikle, tavsiye ediyorum. Gitsin insanlar. Kadın, erkek fark etmez. Türkiye’yi tanımak için hızlandırılmış kurs. Öyle istatistiklerden, marka raporlarından filan tanıyamazlar memleketi. Beyaz yakalı, babasından sponsorlu, büyük şehir ve Kuzey Avrupa’nın entel ülkelerinden başka yere gitmemiş herkesin mutlaka gidip bir er gazinosunda oturması lazım.

Döndüğümde dünyam genişlemişti açıkçası. İtiraf edeyim bir süre, “Boş işlerle uğraşıyoruz. Şimdiden gidip bir yerlerde organik tarım mı yapsak?” dediğim süreçlerim oldu. Olmadı tabii. Yıllardır 2 kişiden başlayıp şimdi 25 kişilik bir ajans haline getirdiğimiz bir şirket var. Öyle, “Kapattık” diyip sandalyeleri ters çevirip gitmek olmuyor. Zira 12 Yapım ve Reklam’ı tam bir dijital ajansa çevirdik. Müşterilerin kalibresi arttı. Koç Grubu gibi büyük holdinglere hizmet veriyoruz. 7-8 yıldır yazdığım Cosmopolitan, Kadıköy Life dergilerine, internette yaşam yazıları yazdığım Indigo Dergisi ve gezilerimi yazdığım Tourmag Dergisi de eklenince artık iyiden iyiye 24 saatlik çalışma döngüsüne girdim. Yani zaten yazdığım şeylerdi, sadece artık bir yerlerde yayınlanıyor. “Ne alaka?” deme lütfen hepsi birbiriyle bağlantılı aslında. İyi de oluyor. Sürekli düşünmek, üretmek, zihnime, ruhuma iyi geliyor. Yoksa benim kafanın içi dolu biraz. Boş bırakınca “Neden buradayız? Ne yapıyoruz? Yaşamın amacı ne?” gibi cevapsız sorulara sarıyor. Galiba çağımızın, sürekli medya tüketen yeni neslin bir hastalığı bu. Sen de benim gibi herbokolojist olduğundan anlıyorsundur eminim demek istediğimi. Rahat duramayıp, “Gün yetmiyor” diye şikayet ederek bir ömür geçecek herhalde. Maksat güzel geçirmek…

ince isler

Bu aralar İnce İşler üzerinde çalıştığını biliyorum. Bize bu yeni projenden bahseder misin?

Beni bu sıralar en çok heyecanlandıran projelerden biri. YouTube üzerinden yayınlanan, seks ve ilişkiler hakkında bilgiler veren bir kanal. Mottosu: “Bi’ arkadaşınıza ilişkiler hakkında seksi bilgiler.” Beni heyecanlandırıyor çünkü Türkiye için de yepyeni bir şey deniyoruz. Kısaca nasıl çıktı onu anlatayım. Zaten 10 yıldır Türkiye’nin en çok okunan kadın ve erkek dergilerinde seks ve ilişkiler hakkında yazıyordum. Dergiler o kadar birikmişti ki arşivlemeye karar verdim. Arşivlerken de yüzlerce konu işlediğimi, binlerce araştırma okuduğumu fark ettim. Elimde acayip bir data vardı. Bunu değerlendirmek istedim. Bu büyük bir sır değil. Türkiye, “Seks” kelimesine en duyarlı ülkelerden biri. Zaten bunu Google aramalarındaki dünya istatistiklerinde görmek mümkün. Ben kendim bile bunun için bir araştırma yapabilirim. “Bir dijital ajansımız var. E-learning eğitimleri de tasarlıyorum. Reklam metni yazıyorum. Hayat, politika, gezi, seks ve ilişikiler üzerine dergilerde yazıyorum” diyorum. Adam tüm bu anlattıklarımdan kafayı çevirip, “Seks” mi diye soruyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç, lisans, yüksek lisans fark etmiyor. Milletçe aradan çekip alıyoruz o kelimeyi. Ben de birkaç sene bunu gözlemledikten sonra ülkede böyle bir ihtiyaç olduğuna karar verdim. Birilerinin bu konudan bahsetmesi gerekiyor. Üstelik öyle gizlice, utanarak ya da rumuzla değil, çıkıp kameranın karşısına konuşarak. Kısa bir süre Youtube içerisinde gezdim.

İki kişi yapıyoruz tüm işi. Can Emre ve ben. Can benim kuzenim. Bana sorarsan dünyanın en yetenekli ve en az egoya sahip yönetmenlerinden biri. Daha ben kısa pantolonla gezerken adam elinde kasetli kamera bir şeyler çekmeye çalışıyordu. Hayranlık duyarım bu kadar kendini adamış olmasına. Ayrıca ben de çalışması hiç kolay biri değilim, bana fazlasıyla katlanıyor. Kurgusu da çok iyi. Aslında ben sadece kamera karşısında konuşuyorum. Gerisini o yapıyor gibi bir şey.. İkimizin de işleri olduğu için gece oturup kurguluyoruz. Ben de okey masasındaki yancı gibi arada fikir veriyorum, o da çenemi çekiyor sağ olsun.

Kanalında yer verdiğin konuları genelde nasıl belirliyorsun? İstek yapabiliyor muyuz :)

Konular hem arşivimden hem de gündemden. Özünde kaynak, gözlemlerim. Bakıyorum etrafıma, yaşadıklarıma, etrafımdaki insanların ilişkilerine. Dinleyip, dikkat edersen kaynak yok. Konu da bitmez söz konusu kadın, erkek ilişkileri olunca. Bunun dışında insanlık tarihindeki seks kültürünü de merak ediyorum. Ergenliğimden beri ilgi alanım. Her erkek çocuğu gibi… Ben sadece işi biraz araştırma boyutuna da taşıyorum. Antik Mısır’da, Eski Yunan ve Roma’da, Hindistan’da bu insanlar seksi nasıl görüyorlarmış, nasıl ritüeller yapıyorlarmış diye okuyorum. Beni şaşırtan, ilginç gelen bilgiler olursa yazıyorum. Aklımın ve ahlakımın aldıklarını tecrübe ediyorum filan.

İstek tabii ki yapabiliyorsunuz. Hatta keşke herkes bu konuda merak ettiği şeyleri bana sorsa. Ben de işlesem o konuları. Birilerine bu konuda faydam olsa ne mutlu bana. Zaten seks ve ilişkiler konusunda insanların bilgi alabileceği sınırlı sayıda insan var. “Ben seks terapistiyim” demiyorum. Öyle anlaşılmasın. Ben de bana soru soran, benden istekte bulunan insanlar kadar amatörce ilgileniyorum bu konuyla. Doktor filan değilim ya. Sadece ilgilenmekten, bunları araştırmaktan ve gözlemlemekten çekinmiyorum. Eğer insanlar bana bu konuda merak ettiklerini sorarlar, özel konu taleplerinde bulunurlarsa hem o konuları işlerim zevkle hem de soruları da online olarak cevaplayabilirim.

Cinsellik seninle röportaj yaptığımız günden bugüne hala tabu olma özeliğini koruyor malum.. İnce İşler TV ile bu anlamda neleri kolaylaştırmayı hedefliyorsun?

Ben ne yaparsam yapayım seks bir tabu olmaktan çıkmayacak uzun bir süre. Şöyle bir yanlış anlaşılma da olmasın. Sanki Türkiye’de bu konular çok büyük tabularmış da Avrupa’da, ABD’de havalarda uçuşuyormuş gibi. Kadın her yerde kadın. Erkek her yerde erkek. Kültürel bir şeyden bahsettiğimiz kadar içgüdüsel, vahşi bir şeyden de bahsediyoruz “Seks” dediğimizde. Zaten güzel ve gizemli olması onu bu kadar merak ve ilgi odağı haline getiriyor. Böyle kalması daha güzel. Sonuçta en antik dönemlerde bile cinsellik kutsal bir olgu. Her şey, hatta bazı eski inanışlarda evrenin ve insanlığın temeli cinsellik üzerine kurulmuş. “İşte bunlar hep seks” dediğimizde yalan söylemiş olmayız herhalde.

Neleri kolaylaştırmayı hedefliyorum sorusuna gelince, “insanların ilişkilerini düzelteceğim” gibi bir iddiam yok. Renk katabilirim en fazla. Bir de geyiği yapılacak bilgiler sağlayabilirim. En önemlisi de insanların artık, “10 adımda ilişkinizi düzeltin. Yatakta yapılması gereken 7 hareket” filan gibi kalıplaşmış konulardan başka bir şeyler dinlemesine, daha cömert bilgiler almasına hem de bunu bir video aracılığıyla, okumaya gerek olmadan yapabilmesine olanak sağlayabilirim. Bunun bir adım ötesi zaten terapistlik. Ben terapist değilim. Ben bu işle özel olarak uzun sayılabilecek bir süredir ilgilenen, araştırmayı ve deneyimlerini anlatmayı seven ve bunu yapmaktan çekinmeyen bir erkeğim sadece.

cosmopolitan

Cinsellik ve seks konularında yazı yazmak ve bu konuda bir kanal açıp yayın yapmak arasında senin için nasıl bir fark var? Hangisi seni daha çok tatmin ediyor?

Ben bu konuları eskiden gene gençlik ve kadın dergilerinde okurdum. Sonra erkek dergileri geldi biraz daha erkek gözüyle bakan birilerinden okuyabilmeye başladım. O zamandan beridir imrenirdim ilişkiler hakkında yazanlara. Gene de samimiyetsiz, politik ve ahlaki olarak doğru olmaya çalışan yazılar gibi gelirdi bana. Bir eksik vardı yani. Sonra internette, şimdiki bloglar gibi olmasa da yazılar bulmak mümkün oluyordu. Tabii “kurtadam.com” gibi acayip sitelerden. Orada bir yazıya rastlamıştım hala unutmam. Adamın biri yazmış kesin. İşte, “Kızla buluşurken şunu giyin. Bu kokuyu kullanın. Arkadaşınızın evinde şöyle yapın. Sonrasında böyle davranın” diye anonim bir yazı. Belli, başına gelmiş bir olayı ya da belki bi’ arkadaşının başına gelmiş bir durumu anlatıyordu. O kadar samimiydi ki yazı. O kadar hoşuma gitmişti ki. O zamandan aklımın bir köşesine yerleşmiş herhalde. Yıllar sonra ben de aynı şeyi yapmaya başladım. Hatta meslek olarak… O yüzden hem yazı yazmak hem de bu konularda yazmak benim için ayrı bir tutku. Yazıda her şeyi anlatabilirsin. Bir matematiği vardır. Bir yerleşimi, biçimi vardır. Her yazanın farklı da olsa vardır. Yazmak, konuşmak gibi karşındakini zorunlu kılan bir eylem değil. Sana biri karşında oturup anlatmaya başlarsa saygıdan, sevgiden dinlemen gerekir. Sıkılsan da dinlemen gerekir. En azından dinliyormuş gibi yapman gerekir. Yazı öyle değil. Biri benim yazımı okurken sıkılıyorsa o anda bırakabilir. Başında durmuyorum ya okuyor mu diye. Kimseye okuyormuş gibi yapmak zorunda değildir. Hele ki seks ve ilişkiler konularını. Dolayısıyla biri benim yazımı okuyorsa, gerçekten okumak istiyordur. Hatta istediği kadarını da okuyabilir. Almak istemediği bilgiyi almak zorunda değildir. Bu yüzden yazmayı ve okunmayı daha samimi bulunuyorum. Youtuber kanalında da aynı şeyi yapmaya çalışıyorum. Daha az bilgi verip uzatmadan, içimden geldiği gibi. Kendi tarzımla… Onun da apayrı bir tatmini var tabii. Daha çok eğlencesi de var. Çekimleri görmelisin. Sonuçta vereceğim bilgi belli. “Argonot Ahtapotu çiftleşme zamanı geldiğinde cinsel organını uzaktan kumandayla gönderir. O cinsel organ bir dişinin içerisine yerleşir. Çiftleşme dönemi bittiğinde çıkar ve bizim ahtapota geri döner.” Bu kadar. Can açıyor kamerayı, “Kayıt” diyor. Başlıyorum anlatmaya. Alt tarafı bir cümle ama “İnsanlarda bu özellik olsa ne yapardık?” diye yorumlamaya başlayınca kopuyor konu. 20 dakika çekiyoruz belki neredeyse hiç çıkmadan kayıttan. Onun içinden tabii daha makul olanları, dinamik olanları koyuyoruz videoya. Geri kalan kısmı hep geyik. Kahkahalar filan. Arada Can’ın aklına soru geliyor. Soruyor arkadan. Hem konuyu genişletiyor hem de beni açıyor iyice kamera karşısında. Özetle videonun çekim ve kurgu tarafı da ayrı bir tatmin benim için.

 

İnce İşler TV için yakın gelecekte plan ve projelerin neler? Kanalını takip edenleri neler bekliyor?

Çılgın projeler var tabii. Konu sınırsız olunca… Mesela şimdi bir instagram ve tinder hesabı yönetiyorum. Sadece “Mini Mouse” gibi bir soyut karakter kullanarak profil oluşturdum. Hiç konuşmuyorum. Sadece erkeklerin kadrajda bir “Mini Mouse” gördüklerinde bile hangi hayal gücüyle ilk cümlelerini kurduklarını, nasıl mesajlar attıklarını merak ediyorum. Bunu da ayrı bir konu serisi yapacağım. Tabii ki kimsenin kişilik haklarına müdahale etmeden. Mini Mouse da artık affeder beni herhalde.

Daha pratik bilgilerim de olacak kanalda. “Tek elle nasıl sütyen açabilirsin. Ayağında sadece çorapla kalmayı nasıl önleyebilirsin” gibi hem geyik hem de hareket içeren bölümler yapacağız. Bir de online olarak soruları cevaplayacağım gene geyikli, canlı seanslarımız da olacak. Konu derya, deniz… Artık biraz da zaman gösterecek.

İnce İşler Youtube

Facebook

Instagram