Featured Posts

Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
3 Mar

Muammer Koçak

Muammer Koçak ile geçtiğimiz yaz vizyona giren filmi Durak’ın Siyad adaylarından biri olması hakkında konuştuk. Biz filmi çok beğendik ve ödülü alacağına inanıyoruz.

Öncelikle Durak için seni tebrik etmek isteriz. Türkiye’de çok riskli olan bir kategoride film çekmeye nasıl cesaret ettin?

Teşekkür ederim. Aslına bakarsan herhangi bir konuda film çekme isteği eğer bilincin yerindeyse hep cesaret ister, çoğu insan vizyonu, hikayesi ve ona bir şans verilse muhteşem şeyler çekebileceğini düşünür ama mühim olan bu inancını hayata geçirebilecek gerçek enerjiyi ve ısrarı kendinde bulmaktan geçiyor. Her aşaması çok zordu. Finalde hayatımın geri kalan kısmında asla unutamayacağım çok güzel bir film yaptığımızı düşünüyorum.

Durak’ın senaryosu ve oyuncu kadrosu nasıl şekillendi? “İşte bu!” dediğin anın gelmesi için çok bekledin mi?

Durak’ın senaryosu, günümüz problemlerimden ortaya çıktı. Zamansızlık ve teknoloji, kendi sorunlarımıza odaklanamayacağımız kadar dikkat dağıtıyor. Durak’a başlarken bu fikir üzerinden yola çıktık. Filmin çekilmeye karar verildiği ana kadar yaklaşık 3-4 yıl beklememiz gerekti. O yüzden “işte bu an” diyebileceğim zamanlama kendiliğinden oluştu.

İki senarist ve iki yönetmenin bir noktada bu kadar uyumla buluşması sık rastlanan bir şey değil. Serdar Gözelekli ile bu başarınızın sırrı nedir?

Serdar’la her şeyden önce iyi bir arkadaşız, sektörde tanışıp bu kadar uzun yıllar birlikte vakit geçirdiğim ender insanlardan. Durak’tan önce de zaten birlikte çok fazla çalışmıştık. Kafa yapılarımız aynı ama anlaşamadığımız anlar da oluyor tabii ki. Sonuçta ortak bir hedef için buluştuğunuz zaman işler daha kolay ilerliyor.

Durak filminin Siyad ödüllerine aday olması hakkında ne düşünüyorsun? Böyle bir şey bekliyor muydunuz?

Durak geçen yaz vizyona girdi, filmle ilgili herhangi bir gelişme beklemiyordum. Sürpriz oldu, o yüzden filmin kendi yolunu bulması teorim Siyad sayesinde kendini bir kez daha ispat etti.

İnsanın içindeki kötülüğü bastırmaya çalışması sence de en çok kendine yaptığı bir kötülük değil mi? Bu konuya nasıl yoğunlaştınız?

İnsan etrafına göre şekillenir, sen kötü olmasan bile herkes sana kötüsün derse sana başka bir şans tanınmamış olur, çünkü öyle olmadığında ısrarcı olduğun her an bir telkin ya da aksi bir şey duymadıysan “kötüyüm”ü kabul edersin. Hepimiz etrafımızdaki insanların şekillendirmesiyle başka bir şeye dönüşebiliriz . Özümüzde vahşiyiz ve kendi olanaklarımızı iyi kurabildiğimiz için vahşiliğimizi hiç düşünmez ve yokmuş gibi davranırız. Dünya üzerinde herhangi bir kıtlık başgösterdiğinde ne kadar delirebileceğimize inan hepimiz şaşırırız.

Festival filmi tadı dediğimiz bir tat var. Durak da o filmlerden biri. Fakat gerilim ve korku türündeki filmleri seven izleyici kitlesinden ziyade sanat gözü olan ve daha çok gri alanlarda gezmeyi seven kişilere hitap edecek tarzda bir film yapmak aslında çok da izlenme kaygısı gütmeden ürettiğiniz anlamına geliyor olabilir mi?

“İnsanların alışkanlıklarını acaba kırar mıyız ve onların genel hissiyatına bu kadar yabancı bir filmi kabul ettirebilir miyiz?” di benim kafamdaki. İzlenme kaygısı olmadan film yapmaya başlamak çok kolay değil. Sonuçta ciddi anlamda paralar harcanıyor filmler için. Bir geri dönüşünüz olmak zorunda.

Sırada hangi film projeleri var? Yine fantastik gerilim türünde bir film çekme niyetin var mı?

Şu an çok sevdiğim ve her hareketiyle kafamda oturttuğum bir karakter var, onunla bir yola çıktım ve her gün üzerine bir şeyler koyuyorum ve çok iyi anlaştığım bir yapım evi var arkasında, her şeyin çok başındayız ama güzel ilerliyoruz. Filmin türü bir fikir bulduktan sonra ortaya çıkıyor benim için.

Favori yönetmenlerini sormazsak olmaz. Kimler senin film zevkine hitap ediyor?

Bu aralar yeni takıntım eskiden izlediğim filmleri tekrar izlemek. Artık o filmi 5 kere izledim cümlesini daha fazla kuruyorum. Coen Brothers, Stanley Kubrik ve Brian de Palma bu aralar favorim.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

İnsanlar şartların oluşmasını beklemesinler, o şartları nasıl oluşturabileceklerine odaklansınlar. Beklemek dünya üzerindeki en gereksiz zaman dilimiymiş gibi geliyor bana, tabii bunu sabırsız olarak anlamamak da çok önemli.

Teşekkürler!

 

Photo Credit: Pelin Kaçar

AYŞİN İLDEŞ

İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra University of The Arts London ve Chelsea College’da iletişim ve medya üzerine eğitim aldı. Çeşitli yayınlarda yıllardır kültür-sanat, sinema, müzik, seyahat, dekorasyon ve gastronomi alanlarında editörlük yapmanın yanı sıra, markalara ve kişilere dijital iletişim danışmanlığı, yaratıcı içerik ve kurumsal blog yönetimi, kurumsal dergi yaptığı işlerden bazıları. Yazı İşleri Müdürü ve Kurumsal İletişim Sorumlusu olarak çalıştığı Büyük Kulüp'ten ayrıldıktan sonra Kurucu Ortağı olduğu Beyoğlu Creative'i hayata geçirdi. Yeni projeler tasarlamaya ve çeşitli platformlarda yazmaya devam ediyor.

No Comments

Leave a reply