Featured Posts

Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
27 Jun

Röportaj: Kaos Köksal

Kaos Köksal, hem arkası dolu özgüveni hem de müzikal yeteneği ile kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasını umduğumuz genç ve yetenekli bir müzisyen. Kendisinden ve müziğinden bahsetmeye başladığı ilk andan itibaren gözündeki kararlılığı ve heyecanı bizzat yakından görmüş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki: “Tanısan seversin, dinledikçe de dinleyesin gelir.” Kaos ile ilk teklisi Karanlık Günler’in hemen ardından buluştuk ve merak ettiklerimizi sorduk.

“KAOS:  Evrenin düzene girmeden önce içinde bulunduğu, biçimden ve düzenden yoksun, uyumsuz ve karmakarışık olan durumu.”

Böyle orijinal ve derin bir ismin sahibi olarak seni biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

İsmim Kaos. İstanbul’da doğup büyüdüm. Herhalde ömrümün ciddi bir kısmı da yeni tanıştığım insanlara adımın anlamını ve hikayesini anlatmakla geçti. Şikayetim yok, doğal geliyor. İsmim gibi orijinal bir hayat hikayem yok. İstediğim hayatı yaşamak için çabalayan bir kimseyim özetinde.

Müzisyen olabileceğini ilk anladığında ve keşfettiğinde ne hissettin?

Yakın olduğum müzisyen bir akrabamız var. Çocukken komşuyduk. 70’lerin en büyük hitlerinden birini yapmıştır ve aynı zamanda iyi de bir müzisyendir. Birkaç beste yapıp kendisine dinletmiştim. “İçinde müzik ışığı var, unutsan da, umursamasan da o ışık orada kalacak, görürsün.” demişti. O günden beri hiç sönmedi. İyi ki…

Peki bu söz yazarlığı nereden geliyor? En zorlandığın kısım sözleri yazmak mı yoksa bestelemek mi?

Okur yazar bir aileden geliyorum. Beni de öyle yetiştirdiler. Eskiden edebiyat parçalamayı severdim ama şimdi daha dolaysız, daha yalın anlatmaya çalışıyorum ve farkettimki asıl zor olan bu sadeliği yakalayabilmek. Süslü püslü cümleler etmeden bir duyguyu aktarmak daha kıymetli artık. Müziğimi bestelerken hiç tıkanma yaşamadım.

Bilmeyenler için yaptığın müziğin tarzını ve enstrümanlarla olan ilişkini biraz anlatır mısın?

Benim müziğim literatürde “future bass” diye geçiyor ama bana çok kıvırmak gibi geliyor bu terim. Ben pop yapıyorum. Bestelerimi piyanoda yaptım ama elime aldığım her enstrümanı bir süre sonra işime yarayacak kadar çalarım.

Kalben ile birlikte yaptığınız “Bugün Ölemem”  ile sesini duyduk, beğendik. Ortaya çıkan bu güzel işbirliğinin sana dönüşü nasıl oldu?

Ben Kalben’in sesini ilk duyduğumda çarpıldım. Dinleyen hemen herkese de oluyordur herhalde, kendisine de çok söylüyorum. “Allah vergisi” diye bir şey var ya; işte o Kalben’de var. Çalışarak falan elde edebileceğiniz bir şey değil. Bir gün sohbet ediyorduk, ben çıkış parçam için bir kadın sesi arıyordum ama aklımda Kalben yoktu, “Yarın stüdyoyu hazırlayın, ben yapacağım” dedi. Geldi, benim üç günde yaptığım kayıdı yarım saatte okuyup gitti.

 Öncelikle ilk teklin “Karanlık Günler” çok başarılı olsun. Şarkının üretim sürecini, klibi ve devamını bize biraz anlatır mısın?

Teşekkür ederim. Karanlık Günler, benim yaptığım müzik tarzını, multi enstrüman kullanımını, güçlü beat’leri çok iyi yansıtan bir parça oldu. Benim dinlemekten hoşlandığım müzik tam olarak buydu. Bu yüzden çok ısrarcı oldum, bu parçaya klip çekilmesi için. Yaza girerken stratejik bir hata olabilir ama insanların beni, benim müziğimle tanımasını istiyorum. Çok yetenekli dostum Misha Saied klibi birkaç günde çekti, biz de hemen yayınladık. Bu devirde parçanızın görseli olması ve orada bir kalite yakalamak çok mühim.

90’lar Türkçe Pop müzikten beslendiğini biliyorum. Eğer o yıllarda bir şarkıcı olsan hangi şarkıyla çıkış yapmak isterdin?

Hakkımda bir yazıda “90’lar estetiğine bulanmış, synth pop füzyonu” demişlerdi. Bayılmıştım bu yoruma! 90’lar popu bir derya, aslen çok daha fazla sevdiğim parçalar olmasına rağmen bence çıkış parçası tartışmasız: “Ölürüm Sana”. Müzik piyasasına o gitar riff’inin üstüne “ah nihayet” diye girmek nefis olurdu.

İlk teklinin ardından stüdyo çalışmaları nasıl gidiyor? Bu yıl sonuna kadar senden ne gibi haberler alacağız?

Stüdyo çalışmaları hızla devam ediyor. Bu iş ben yaptım oldu diyeceğin bir şey değil. Bu yaz bitmeden yeni bir klip daha var. 4 Ağustos’ta Burgazada’da Paradiso Fest’te minik bir sahne yapacağım. Sonbahara doğru albümüm “Tuhaf Yerlerden Döndüm” çıkacak ve ilk albüm lansmanım olacak.

Müzik piyasasında kendini görmek istediğin yer neresi? Konser veren, sahne alan bir müzisyen olmak mı yoksa sadece dijital mecralarda arz-ı endam eylemek mi?

Benim yerim kesinlikle sahne. Tüm planlarımı oraya göre yapıyorum. Şarkılarımı dinleyicilerle söylemek, etrafı karış karış gezip yeni insanlara ulaşmak için can atıyorum.

Seni bu hayatta en çok heyecanlandıran şey nedir?

Çocukluğumdan beri görmeyi planladığım bir çerçeve var. Bir gün hayatın beni oraya sürüklemesi için uğraşıyorum. Bu hayalin varlığı bile beni heyecanlandırıyor. Ne diye sorma, bana kalsın. Kılıcı kınından çıkartıp güçsüzleştirmek istemiyorum.

1 yıl içinde kesin yapacağım dediğin neler var?

İşimle ilgili o kadar çok şey var ki! Kişisel bir şey söyleyeyim madem bu yıl bitmeden maraton koşmak istiyorum!

Son olarak yeni çıkış yapmış bir söz yazarı, bestekar ve yorumcu olarak kendi bireysel mücadelesini vererek desteksiz bir şeyler yapmaya çalışan genç müzisyenlere ne tavsiyede bulunursun?

Bu neo-liberal milyonerlerin “hayalinizin peşinden koşun” zırvalıklarına inanmayın. Gerçekçi bir plan yapmak zorundasınız. Benim arkamda beni destekleyen, bana yardımcı olan işbirliği yaptığımız bir ekip var o yüzden desteksiz olduğumu söylemek yanlış olur ama bu ekibi de planlı çalışarak kurdum. Namınızı koruyun, her şey gidince o kalıyor.

Kaos Köksal Instagram

 

AYŞİN İLDEŞ

İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra University of The Arts London ve Chelsea College’da iletişim ve medya üzerine eğitim aldı. Çeşitli yayınlarda yıllardır kültür-sanat, sinema, müzik, seyahat, dekorasyon ve gastronomi alanlarında editörlük yapmanın yanı sıra, markalara ve kişilere dijital iletişim danışmanlığı, yaratıcı içerik ve kurumsal blog yönetimi, kurumsal dergi yaptığı işlerden bazıları. Yazı İşleri Müdürü ve Kurumsal İletişim Sorumlusu olarak çalıştığı Büyük Kulüp'ten ayrıldıktan sonra Kurucusu olduğu Beyoğlu Creative'i hayata geçirdi. Yeni projeler tasarlamaya ve çeşitli platformlarda yazmaya devam ediyor.

No Comments

Leave a reply