Featured Posts

Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
Title Image

Author: Konuk yazar

4 Dec

Raw Food Macerası II

New York'tayım. Şehirde sağlıklı yaşam adına güzel bir keşfe çıkıyorum, etrafım raw food restaurant, vegan bakery, ‘health food store’ dediğimiz sağlıklı yaşam ve beslenmeyle ilgili şeyler satan dükkânlarla dolu. E bir de Whole Foods var tabii. Yemeği seven herkesin aklını kaçıracağı bir organik dükkân burası. Amerika iki uç noktanın yaşanabildiği nadir yerlerden; bir uçta felaket beslenen, obez bir kitle varken bir yandan da sağlıklı yaşama inanılmaz kafayı takmış bir kitle var. Burada da enteresan insanlar ve yerlerle tanıştıktan sonra Florida’ya uçuyorum....
Continue reading
28 Nov

Ayahuasca Yolunda III

Yanımda üç beş tişört, birkaç kitap ve not tutacağım birkaç defterle çıktığım uzun seyahatlerim boyunca hiçbir yerde hiçbir zaman kalıcı olarak kalmayı hayal etmemiştim. Burada ise bir ömür geçirebileceğimi hissetmeye başladım. Bu beni kalmak için değil ayrılmak için motive eden ilk etmen oldu. İkincisi ise Amazonlar'da ormanın derinliklerinde yaşayan bir şamanın kulübesinde yapacağım ve sadece benim ve onun olacağı bir seremoni düşüncesinin beni epey çekiyor olmasıydı. ...
Continue reading
3 Oct

Ayahuasca Yolunda I

Kuru palmiye yapraklarından ve uzun dallardan yapılma yuvarlak ve karanlık bomboş bir odada bağdaş kurmuş oturuyorum. Karşımda tok ses tonu, insanı rahatlatan sakinliği ve gülümsemesiyle bilgeliğine sığınacağım ve bana rehber olacak şaman duruyor. Ormanın orta yerindeyiz. Dört bir tarafımızdan kuş, böcek ve onlarca vahşi hayvanın sesi geliyor. Şaman, odayı terk edip beklemem gerektiğini söyleyip çıkıyor. Karanlık olduğu için boş ve yuvarlak odayı emekleyerek dolaşıyorum. Elim tabandaki bir kabartmaya kayıyor. Uzun, kıvrak ve sonunda oval bir genişlik. Yılan figürü. Bir süre sonra elinde ahşap sürahi, ahşap bardaklar, yapraklar ve yerli usulü mızıkasıyla şaman giriyor içeri. En son katıldığım ve 40 kişinin olduğu seremoninin üzerinden uzun süre geçti ve yeni bir şamanla, yeni bir enerjiyle, yeni bir yolculuğa çıkmak üzere hazırım....
Continue reading