Karadeniz dendiği vakit aklımıza kazınmış imgeleri sıralamak zor değil, ama Pontus‘u yalnızca tarih derslerindeki birkaç paragraflık müfredatın içeriğinden hatırlıyoruz. Karadeniz’in kıyısında varlığını sürdürmüş olan Pontus Rum İmparatorluğu, bir çoğumuz için tarihin tozlu sayfalarındaki “zararlı cemiyetler” yaftasının altında kalmış bir lekeden fazlası değil. Halbuki kültürel zenginliğimizin en büyük paydaşlarından biri olan Pontus’un, giderken bize miras bıraktığı benzersiz bir büyü var. Zamanla Anadolu’nun binbir medeniyetten beslenen canlılığıyla harmanlanan, kaynaşan, karışan bir büyü bu.

Yunanlar’ın Karadeniz’e verdikleri “Pontos Euxeinos” isminden devşirilerek namına kavuşan Pontus, en güvenilir tarihi kaynakçalardan biri olan Anabasis‘te karşımıza çıkıyor. Başlarda bugünkü Gürcistan‘ın Karadeniz kıyısını refere eden bu ad, zamanla genişleyerek Anadolu kıyılarını da kapsar hale geliyor. Tokat, Amasya, Sinop, Bafra, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize‘yi de içine alan bu bölge uzun yıllar boyunca Roma‘dan, Bizans‘a, Rus İmparatorluğu‘ndan, Osmanlı‘ya hatta Pers İmparatorluğu‘na kadar birçok medeniyetle birlikte varlığını sürdürüyor. Üstelik yaygın bir inanışa göre, Pontus medeniyetinin Amasya‘da, Amazonlar’a ev sahipliği yapmış olabileceği de düşünülüyor. Yani sözün özü, dil-millet-kimlik troykasının en önemli parçalarından birini, Anadolu’nun en münferit kesitlerinden biri olan Pontus mirası oluşturuyor.

Ali Demirel de “Pontus” adını verdiği videosu ile bu kültürel zenginliğin ve derinliğin büyüsünü renklerin, seslerin ve zamanın içine hapsetmiş adeta. Yöresel bir değer olarak sürekli tipleştirilen, benzersiz karakteristik özellikleri törpülenen, yer yer asimile edilen yöre insanını “fıkralarla yöremiz” yüzeyselliğinden kurtarıp, ait olduğu yere taşımış. Kısacık, ama çok etkili bir masal gibi olan videoyu, büyük şair Nurdoğan Abaşişi‘nin “Kendi Masalım” mısraları ile süslemiş. Zaten Gadamer‘in provakatif tezlerinden biri, “Anlaşılabilen varlık dildir” tezidir. Ona göre; “İnsanı anlamak, insanın dilini anlamaktır.” Hâliyle dili anlamak da, toplumu ve hayatı anlamayı önceler. Yalnızca güzel görüntülerin kurgusal akışına değil, yaşamın özünü aktarmaya talip bir hissiyatı olan Pontus’un dünyanın dört bir yanından insanı etkilemesi, Vimeo‘da Staff Pick olması tesadüf değil. Çünkü Abaşişi’den “Meseli Çkimi” sonradan eklenmiş bir baharat değil, Pontus’un özünü temsil ediyor. O öz şairin babannesinin, o topraklarda geçmiş ömrüne şahitlik eden “İsir” sedirine kuruluyor. İşte karşınızda Ali Demirel’in masalı Pontus.

PS: Son bir söz de müzik için gelsin. Daha önce bahsettiğimiz Last of Us‘ın muhteşem müziklerini besteleyen Gustavo Santalolla‘ın seçilmesi çok doğru bir tercih olmuş. Eğer hâlâ görmediyseniz, re-mastered versiyonu ile Last of Us’ı mutlaka oynayın.

Müzik: The Last of Us Theme – Gustavo Santalolla
Seslendirme: Kendi Masalım – Nurdoğan Abaşişi
Yapımcı: Aslı Akkoç / Autonomy
Yönetmen / Kurgu: Ali Demirel
Görüntü Yönetmenliği: Firar Güney Kayran