Başak’ın son videosunu Facebook’ta gördüğüm zaman hemen hikayesini merak ettim ve ben sordum o başladı anlatmaya. İlk cümlesi ‘Videoyu sadece 3 saatte 30 $ harcayarak çektim’ olunca videoya olan ilgim ve Başak’a olan hayranlığım daha da arttı. Konuşmalar tamamen Facebook chat’te Başak’ın bana anlattığı gibi gerçekleşti… Başak’ı daha yakından tanımak isteyenler geçtiğimiz haftalarda yaptığımız Sendromsuzlar röportajını okuyabilir.

John dedi ki ‘Başak ben senin filmlerinden bir tanesinde olmak istiyorum. Bende ‘Olur bu cumartesi çekelim.’ dedim. Cuma günü oturdum böyle resimlere falan baktım biraz, tam ne çeksem bilmiyordum. Sonra ona birkaç beğendim fotoğrafı yolladım, dedim böyle bir şeyler çekeceğim ve John normal hayatta da o filmdeki gibi giyiniyor. İlk tanıştığımızda da aynı şeyleri giyiyordu zaten. ‘Çekime gelirken o şapkanı da getir.’ dedim. 

Geldi. Çekmeye başladık. Aklımda ilk özlem duyan, yalnız bir adamın görüntüsü vardı, mektup yazarken…Ve birkaç resim beğendiğim. gece John’a mesaj atmıştım yoldan gelirken sigara alsana diye unutmuş. Neyse o gelince gittik sigara aldık…Öyle çektik yani çok spontane… O wide shot var ya mesela o benim aklımda yoktu. John dururken ‘Ben şöyle bir wide shot daha çekeyim şimdi yerler perdeler gözüküyor ama ben bunu post da halledebilirim seni bir yere koyarım ben.’ dedim. Sonra çektim işte, o key frame oldu. Bir de mektup yazıyor ya evde kalem arıyorum ‘Güzel kalem yok mu ya?’ falan diye tükenmez kalem. ‘Ya aslında şu ink kalemlerden olsa süper olur’ dedim John da dedi ki ‘Ya önemli o gidip alalım.’ İşte her şeyi çektikten sonra gittik kalemi aldık $24, onu da John aldı. Süpermarkette John bu giysileriyle bir harikaydı milletin bakışları çok komikti. Sonra yolda Burger King yedik, eve geldik o son mektup yazdığı sahneleri çektik.’