Seks, uyuşturucu ve rock’n roll’dan arta kalan zamanda müzisyenler deli gibi çalışıyor. Ipod’unuzdan dinlediğiniz müzik, yıllar süren çalışmanın sonucunda damıtılarak size ulaşıyor. Doğal olarak bu müzisyenlerin, yıllara tekabül eden deneyimin ışığında “üretkenlik” adına öğrendiği bazı şeyler var. Mick Jagger, Eddie Vedder, Paul McCartney, Brian Eno ve Adam Clayton’ın üretkenlik için uyguladığı formüllerden birkaçı…

MickJagger

Mick Jagger, The Rolling Stones

Geçmişte Yaşamayın, Geleceğe Adım Atın!

Çok çalıştınız, elinizdeki işin tabir-i caizse canına okudunuz, başarı ve belki de çoktan hak edilmiş bir terfi artık sizinle… Peki ya sonra? Büyük başarılar, büyük bir baskıyı da beraberinde getirir ve ulaştığınız standartı devam ettirmek için, büyük beklentilerini karşılamak gerekir. Rolling Stone dergisinin Mick Jagger ile yaptığı bir röportajda ünlü rock yıldızı “başarıyı unutmayı ve bir sonraki işe odaklanmayı” öneriyor:

“Tavsiyem açık ve net; sadece işinizi yapın. Büyük başarılar, aynı yolu geriye doğru takip ederek tekrarlayabileceğiniz şeylerle gelmez ve bu zaten beklenen bir şeydir. Geçmişte yaşamak ya da geçmişteki başarılarınızı olduğu gibi tekrarlamak için çaba sarf etmek doğru değil. Tek yapmanız gereken bir sonraki adımı atmak!”

Fazla söylenecek bir şey yok. Korkmayın, adım atın!

EddieVedder

Eddie Vedder, Pearl Jam

Her “Elimde Hıyar Var” Diyene, Tuzlukla Koşmayın!

İnsanlar verimlilik ve üretkenliği arttırabilmek için sürekli yeni sistemler, yeni iş akışları, yeni yaklaşımlar öneriyor. Niyetleri iyi olabilir, ama siz, sizin için işe yarayan neyse orada kalmalısınız. Tabii eğer yeni araçlar, yaşamınızı gözle görülür ölçüde iyileştirmiyorsa…

Örneğin günümüzde bilgisayarlar birşeyler yazmak için en popüler araç, ama Eddie Vadder hâlâ daktilo kullanıyor — Hatta bazen üç tane birden, çünkü kağıda dökmesi gereken birden fazla fikri var.

“Daktiloları seviyorum çünkü onlarla geç vakit bir şey yazdığınızda, sabah kalkıp kaldığınız yerden devam etme şansınız var. Hemen orada, gözünüzün önünde duruyor. Araya giren başka bir etmen yok. Bazen masanın üzerinde üç tane daktilo bulunduruyorum çünkü kafamda devam eden üç farklı düşünce oluyor. Bilgisayarlar ile klasörler, dosyalar falan oluşturuyorsunuz – ki bunlar hakkında pek bir şey bilmiyorum. Ama benim kelimeler ve paragraflarla kirletilmiş kâğıt yığınlarım var, çünkü benim için iyi olan aracın bu olduğunu keşfettim.”

Çoğu zaman, zaten işimizi gören şeyler yerine teknolojinin nimetlerinden faydalanmak için işin suyunu çıkarıyoruz. Örneğin Vedder’ı bilgisayar kullanmayı öğrenmekten alı koyan hiçbir şey yok, fakat o bunun çok da önemli olmadığının farklında. Çünkü onun için temel görev şarkı sözü yazmak ve bunu daktilo ile yapabildiği için bildiği yöntemden şaşmıyor.

PaulMcCartney

Paul McCartney, The Beatles

İdeal Şartlara Sahip Olmasanız da Çalışmaya Devam Edin! 

Kaç kere sırf internet yavaş diye çalışmayı bıraktınız? Kaç kere karnınız aç olduğu için, yazmanız gereken bir yazıyı “sonra yazarım ya” diye ertelediniz? Eğer bir işi gerçekten yapmak istiyorsanız, onu ne olursa olsun yapmanın yolunu bulmak zorundasınız. Gereken ayarlamaları yapmak sizin işiniz. Paul McCartney’in Clash ile yaptığı röportajda belirttiğine göre şarkı yazabilmek ve yeteneğini müziğe dökmek için yanında daima bir gitar bulundurmaya ihtiyacı varmış. Ama eğer gitarı yoksa da bu onu durdurmuyormuş:

“Bir gün çok uzun, tozlu, yapacak hiçbir şeyin olmadığı bir yolculuktaydım ve arabanın arkasında otururken sözcükler düşünmeye başladım. Geçen üç saatin sonunda, ne yapmak istediğimi bulmuştum. Birazını unuttum ama, geçenlerde Bruce bana hatırlattı; “Hatırlamıyor musun, ben taşınırken daireme geldin ve bana direkt gitarımın olup olmadığını sordun. Ben de evet ama “sağ ele göre var” dediğimde de —McCartney solak— senin için fark etmeyeceğini söyledin. Çünkü tek istediğin akorları çıkarmaktı. Yesterday’i söyleyiverdin ve tüm sözleri yazmıştın bile!”

Yani bir dahaki sefere klavyenizdeki çalışmayan bir tuş hakkında yakınmadan önce, Paul McCartney’nin Grammy kazanan bir şarkıyı, ters elli bir gitarla, çok yorucu bir yolculuğun sonunda yazdığını hatırlayın.

BrianEno

Brian Eno, Roxy Music

Kısayolları Boşverin ve Kendinizi Yeni Şeyler Denemek İçin Zorlayın!

Bir çoğumuz motifler aramak için eğitildik. Eğer bir şey iyi gittiyse, bir sonraki denemede de aynı şeyleri yaparak onu taklit etmeye çalışıyoruz. Nasıl yaptığımız konusunda notlar alıyor, kesin tarifi hatırlamaya çalışıyor ve mükemmel biçimde uygulamaya koymaya çalışıyoruz. Fakat Brian Eno’ya göre bu eski şeyler öğrenmeniz yolundaki en büyük engel:

“Çok eskiden, daha yolun başındayken kendime bugün bile sadık kaldığım bir kural koymuştum; ne kadar muhteşem sonuç verirse versin, synthesizer’daki hiçbir ayarı kaydetme. Bunu yaptım; çünkü eğer muhteşem sesleri kaydedersem sürekli onlarla bir şeyler üreteceğime emin olacak kadar kendimi tanıyordum. Böylece yeni sesler yaratmak için hiç zahmete katlanmayacaktım. Bu, kullandığım enstrümanları taze ve yepyeni tutmak için bir yol oldu.”

Hepimiz zamandan çalmanın kısayollarından ibaretiz, ama bazen uzun yoldan gitmek, yaratıcılığı körükleyen bir şey olabilir. Bir şeyi çok iyi yapmanın yolunu bilmenin zararı yok; ama ona bağlı kalmak, özellikle bir şeyler ters gittiğinde yanlış. Çünkü zaten bildiğiniz şeyin ötesine geçemediğiniz için bir şeyler ters gitmiş olabilir.

AdamClayton

Adam Clayton, U2

Takım Çalışmasında Sadece Yetenek Yerine Sinerjiye Önem Verin!

Başarılı rock grupları incelendiğinde onları bir arada tutan şeyin bireysel yetenek değil, sinerji ve birlikte çalışabilme uyumu olduğu görülür. Böyle grupların tüm üyeleri birden fazla enstrüman çalabilir ve çeşitli roller üstlenebilir. Örneğin Paul McCartney Lead Gitar, Bass Gitar, Ritm Gitar, Klavye çalabilir ve şarkı söyleyebilir. Fakat onu Paul McCartney yapan tüm bunları becerilmesi değil, takımla birlikte üstlendiği her role uyabilmesidir. U2’dan Adam Clayton da aynı şeyi savunuyor:

“Ben (Adam) U2’yu bir araya getiren şeyin ben olduğunu söyleyemem. Benim bass gitar çalmamla olacak bir şey değil. Bazen Edge bass çalabilir, bazen de Bono. En iyi fikir, gitar kimdeyse onun en iyi rolü üstlenmesidir. Bazen hep birlikte çalarız. Bazen ölçülebilir bir durum olmaktan çıkar; ki beni en çok heyecanlandıran şey de budur. U2’yu kurduğumuzda aramızdaki enerji, heyecan ve kıvılcımdı tüm mesele. Ama bunu görmek için, o anda orada olmanız gerekir!”

Takım çalışması yaptığınızda muhtemelen “Bu benim işim, bu da onun işi” diye düşünerek kafanızda işi paylaştırıyorsunuz; ki bu kötü bir şey değil. Ama unutmayın ki iyi bir takım, gerektiğinde herkesin herşeyi üstlenebileceği ve birlikte iyi çalışabildiği bir ekipten oluşur. Ona göre bireylere yüklenmek yerine, herkese birbirinin yükünü ve sorumluluğunu paylaşacak şekilde görev dağıtın.

Son söz:

Evet, düşündüğünüzde rock yıldızları zaten tavsiyelere ihtiyaç duymayacak konumdalar; lüks arabaları yüzme havuzlarına sürüp, hayal bile edemeyeceğiniz bir hayat sürdürüyorlar. Ama bunların bir kısmının dünyanın en başarılı insanları olduğunu ve bunu uzun süre devam ettirdiklerini —hem de tüm o tantanaya rağmen— unutmayın. Başarı kolay gelmiyor. İşiniz neyse, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan çalışmak zorundasınız. Fakat bu emeği kuru kuruya değil, size fayda sağlayabilecek yollardan harcamanız başarıyı getirecek olan şey.