Featured Posts

Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
7 Jun

Depresif Filmler Kuşağı

Ordinary People (1980)

Bir ailenin oğullarından birinin ölümüyle ve diğerinin de depresyonuyla başa çıkmasını anlatan Ordinary People, depresif havasıyla etkileyici bir film. Birçok ödüle layık görülen film, muhteşem bir aile draması. Judith Guest’in psikolojik romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Robert Redfort oturuyor.

An Angel at My Table (1990)

Edebiyatçı Janet Frame’in tedirgin ve içine kapanık hayatını anlatan An Angelt at My Table, dizi olup filmleştirilmiş bir yapım. Şizofren tanısı konulmuş fakat otizm belirtileri taşıyan bir kadının acılarını anlatan film biraz uzun olsa da buna değer.

Girl Interrupted (1999)

60’ların ikinci yarısında geçen Girl Interrupted, kadınların kaldığı bir akıl hastanesinde geçiyor. Başrollerinde Angelina Jolie ve Winona Ryder’ın olduğu film, müzikleriyle de nefes kesiyor.

American Beauty (1999)

Kevin Spacey’nin muhteşem bir oyunculuk sergilediği American Beauty, Amerikan toplumunu ve aile yapısını enine boyuna kritik eden bir film. Beş oscara layık görülen American Beauty’de karısı ve kızıyla lüks bir semtte yaşayan Lester’ın orta yaş bunalımına tanık oluyoruz.

Ghost World (2001)

Başrollerinde Scarlett Johansson ve Thora Birch’in oynadığı Ghost World’de, iki genç kız Enid ve Rebecca, liseden mezun olur ve ikisi de üniversiteye gitmek istemez. Oldukça yakın iki arkadaş olmalarına rağmen çok farklı karakterleri olan iki kızın tek ortak özelliği bastıramadıkları öfkeleridir. Enid karakterinin psikolojik durumuna odaklanan filmde gerçekten normal olmanın ne kadar zor olduğu anlatılıyor.

The Hours (2002)

Virginia Woolf’un gerçek hayat hikayesinden uyarlanan The Hours’ın başrolündeki Nicole Kidman, harika bir performans sergiliyor.

Wristcutters: A Love Story (2006)

Kendisini öldüren genç bir adamın hikayesinin anlatıldığı Wristcutters, bir Goran Dukiç filmi. İntiharla birlikte insan yaşamının içinden geçtiği sürecin anlatıldığı film, depresif konusunu nefis bir naiflikle izleyip, tebessüm ettirmeyi başarıyor.

Synechdoce, New York (2008)

Başrolünde hayatını kaybedeli çok olmayan oyuncu Philip Seymour Hoffan’ın rol aldığı Synechdoce, New York, kadrosunda birçok önemli oyuncuyu barındırıyor. Oldukça zorlayıcı bir dram olan film, kasvetli havasıyla depresyonunu size sonuna kadar hissettirecek.

A Single Man (2009)

Christopher Isherwood’ un kitabından uyarlanan Tom Ford imzalı filmde, 1960’larda Amerika’da yaşayan İngiliz Profesör George Higgins’ in (Colin Firth) 16 yıldır beraber olduğu hayat arkadaşı Jim’i trafik kazasında (Matthew Goode) kaybedişi ve Higgins’in bu acıyla başa çıkmaya çalışırken yaşadığı yalnızlık, boşluk ve çelişkiler anlatıyor.

Melancholia (2011)

Lars von Trier imzalı Melancholia’nın başrollerinde Kirsten Dunst, Alexander Skarsgard ve Charlotte Gainsbourg yer alıyor. Dogme stilinde çekilen filmde, Melancholia isimli gezegenin dünyaya yaklaşmasına sayılı günler kala hüküm süren depresif hava anlatılıyor.

AYŞİN İLDEŞ

İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra University of The Arts London ve Chelsea College’da iletişim ve medya üzerine eğitim aldı. Çeşitli yayınlarda yıllardır kültür-sanat, sinema, müzik, seyahat, dekorasyon ve gastronomi alanlarında editörlük yapmanın yanı sıra, markalara ve kişilere dijital iletişim danışmanlığı, yaratıcı içerik ve kurumsal blog yönetimi, kurumsal dergi yaptığı işlerden bazıları. Yazı İşleri Müdürü ve Kurumsal İletişim Sorumlusu olarak çalıştığı Büyük Kulüp'ten ayrıldıktan sonra Kurucu Ortağı olduğu Beyoğlu Creative'i hayata geçirdi. Yeni projeler tasarlamaya ve çeşitli platformlarda yazmaya devam ediyor.

No Comments

Leave a reply