Evet, günün şanslı Doodle‘ı bu sefer de Saul Bass için geldi. Peki, dönem ödevine meyleden bir yaklaşım dışında özetlemeye çalışırsak Saul Bass kimdir ve kısaca kaça ayrılır?

Saul Bass on Doodle Day

Google önemli günler, şahıslar ve kurumlar için uyarladığı Doodle‘larla gündem oluşturmaya devam ediyor. Bu sabah İnternet tarayıcımızı açtığımızda karşımıza çıkan Doodle‘ın ana teması sanat ve grafik tasarım dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Saul Bass‘tı. Saul Bass çok başarılı bir sanatçı olmasına rağmen meslektaşları Andy Warhol ya da Jasper Johns kadar tüketilmiş bir isim değil. Çünkü hayatı boyunca tasarlamış olduğu minimalist eserler, meslektaşlarının gösterişli manifestoları yanında ‘nahif” sayılabilecek bir sadelikle var olmuş diyebiliriz. Tıpkı yıllandıkça değerlenen bir şarap gibi, içeriğindeki sadeliğin gerçek gücü ortaya çıktıkça Bass‘ın eserlerindeki anlamlar da daha iyi anlaşılır hale geldi. Yaşamı boyunca Hollywood‘un en efsane isimleriyle çalışma şansına erişmiş olan Saul Bass; 1996’da hayata gözlerini yumduğu ana kadar aynı şeyi kendisi için de söyletmeyi başarmıştı:

Saul Bass’la çalışma şansına erişmek.

Alfred Hitchcock, Otto Preminger, Billy Wilder, Stanley Kubrick, Martin Scorsese gibi yönetmenlerin filmleri için afiş tasarımları, açılış sekansları ve grafik tasarım çalışmaları yapan Bass, aynı zamanda uluslararası ölçekte tanınan büyük firmalar için kurumsal kimlik çalışmaları da yapmıştı. AT&T, Rockwell, United Airlines gibi kurumların logolarına eminim ki bir çoğunuz zaten aşinasınız. Bunun dışında –2000’li yılların başında yaşanan milenyum çılgınlığı sona erdikten hemen sonra tekrar yükselişe geçen- minimalizm akımının grafik tasarım alanındaki öncülerinden sayılmasına neden olan birçok ünlü film afişi de tasarladı. 1950’lerde benimsediği bu tasarım anlayışı 2013’te bile ilk günkü etkisiyle varlığını sürdürmeye devam ediyor. Hatta bu trend son zamanlarda öyle bir hale geldi ki Etsy‘i dolduran “minimalist / retro” film afişi çılgınlığına yönelik tepkiler bile oluştu.

Saul Bass on Doodle Day

Ben bu yazıda Saul Bass‘ın grafik tasarım alanındaki eserlerinden ziyade, biraz geri planda kalan bir yönü olan “sinemacılığına” değinmek istiyorum. 1960’lara gelindiğinde ünlü yönetmenlerin bir çoğu filmlerinin açılış sekansları kadar hikayelerinin özünü oluşturan Storyboard‘lar ve anahtar sahneler için de Saul Bass‘le çalışmak istiyordu. Birçok filmde, başkalarına genellikle bahşedilmeyen ünvanlarla da anıldı: “Görsel Danışman” ya da “Resim Danışmanı” gibi. Örneğin Spartacus için Gladyatör Okulu‘nun mimari yapısını tasarlamış ve filmin finalindeki Romalılar vs Gladyatörler savaşının Storyboard‘unu çizmişti. 60’ların sansasyonel filmlerinden biri olan Grand Prix‘in yönetmeni John Frankenheimer, biri dışında tüm yarış sahnelerini Saul Bass‘e tasarlatmış ve kurgulatmıştı. Yine kült müzikallerden biri olan West Side Story için de filmin prologue‘unu çekti, dans sahnelerininin çizimlerini yaptı ve filmin kapanış bölümünü tasarladı.

Bass‘ın sinemaya olan sayısız katkıları bir yana, Hitchcock‘la Psycho filmi için yaşadıkları anlaşmazlık, sanatçının sinema kariyerinin en önemli gündem mevzusu olmuştur diyebiliriz. Filmin duşta gerçekleşen unutulmaz cinayet sahnesi için “kimin yönetmenlik yaptığı” konusunda tartışmalar yaşandı. Bass, bu sahnede yönetmenliğe katkıda bulunduğunu iddia ediyordu. Sahnenin kurgulanması, tasarlanması ve görsel etmenler üzerindeki etkisi iddiasına göre tamamen Bass‘e aitti. Bu iddianın gerçekliği hiçbir zaman tam olarak netliğe kavuşmasa da Bass‘in öne sürdükleriyle, Hitchcock’un yönetmenliğinin bir bakıma kesiştiğini söyleyebiliriz. Sahnenin çekildiği sırada seti ve oyuncuları yöneten, üstelik genel anlamda da tüm kararları veren kişi Hitchcock olsa da Bass‘ın payı da gerçekten çok büyüktü. Janet Leigh‘a göre Hitchcock tüm sahneyi birebir olarak Bass‘in çizdiği Storyboard‘a göre çekmişti.

Saul Bass on Doodle Day

Bass‘ın yarattığı etkiyi günümüz görsel dünyasında hala yaşıyoruz: Mad Men, X-Men First Class, Catch Me If You Can gibi yapımların açılış sekansları, Etsy‘i kaplayan minimalist retro afişler, ikonlar… O nedenle Google’ın 93. yaş günü için Saul Bass‘i bir Doodle’la anmasını ve onu yeni nesile hatırlatmış  olmasını son derece anlamlı buluyorum. Umarım yakın bir gelecekte, Bass‘in yönetmenliğini yaptığı tek film olan Phase IV‘u inceleme şansım olacak. Bilimkurgu janrında değeri bilinmemiş mükemmel filmlerden biri olan Phase IV daha fazla izleyici ile buluşmayı hak ediyor.

Bu arada daha önce yazmış olduğum LACMA’daki Stanley Kubrick sergisinde de Bass‘ın The Shining için yaptığı 300’e yakın poster tasarımı ile ilgili dökümanlar, notlar ve taslaklar vardı. Bass,Kubrick‘in mükemmele ulaşma yolundaki çabasına bitmek tükenmek bilmeyen bir tasarım aşkıyla karşılık vermiş ve film için 300’e yakın tasarım yapmış.