Featured Posts

Interview: The Lips Liquors
Henüz bu yıl kurulmuş olan The Lips Liquors, grup üyelerinin Çin, Fransa, ve Türkiye gibi farklı ülkelerde yaşadığı bir oluşum. Akademik eğitimlerine hala devam eden grup üyeleri ile ilk röportajlarını gerçekleştirdik.
View Post
Onu Öldür, Beni Güldür / Ali Elmacı
“Onu Öldür, Beni Güldür” sergisindeki fantastik sahnelerde, bal yapan eşek arılarına, abaküse takılmış kurukafalara, bağırsak şeklindeki sarıklara ve gözünü izleyiciye dikmiş huzursuz çocuklara rastlıyoruz. Çekici olanla iticiyi, samimi olanla tehditkarı, doğalla yapayı, kutsalla kitsch'i bir arada seyrederken hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz.
View Post
To top
28 Dec

Tom Ford’un Yalnız Adamı

İzlediğim yüzlerce filmin arasından kendisini asla unutturmayan ve her izleyişimde farklı detaylarla büyülendiğim bir başyapıt Tom Ford’ un A Single Man’i… Christopher Isherwood’ un kitabından uyarlanan filmde Tom Ford’un sanatçı kişiliği o kadar çok hissediliyor ki, çirkin herhangi bir şey asla göremiyorsunuz. Her şey güzel, estetik ve  adeta cennetten çıkmış gibi kusursuz. Bu filmi izlerken kendinizi sinematografik açıdan nirvanaya ulaşmış hissedebilirsiniz.

Film 1960’larda Amerika’da yaşayan İngiliz Profesör George Higgins’ in (Colin Firth) 16 yıldır beraber olduğu hayat arkadaşı Jim’i trafik kazasında (Matthew Goode) kaybedişini ve Higgins’in bu acıyla başa çıkmaya çalışırken yaşadığı yalnızlık, boşluk ve çelişkilerini anlatıyor.

Bu dönemde Profesör Higgins’ e arkadaşı Charley ( Julianne Moore) destek oluyor.  Profesör Higgins’in hayatına öğrencilerinden Kenny (Nicholas Hoult) ‘ nin dahil olmasıyla ilginç olaylar gerçekleşiyor.

Ayrıca filmin zengin bir aforizma kaynağı ve eşsiz bir moda rehberi olduğunu da söyleyebilirim.

            ”Experience is not what happens to a man, it is what a man does with that.”

-Aldous Huxley-

a-single-man-2

Colin Firth, bu filmden sonra artık başrol oyuncusu olduğu mesajını adeta bütün dünyaya verdi ve zaten devamı da geldi. Julianne Moore’ un canlandırdığı histerik Charley karakteri ise gerçekten daha iyi olamazdı. Özellikle Charley’ nin evinde geçen sahnelerde iki usta oyuncu da inanılmaz.

Filmin sinematografisinde beni en çok büyülen detay, renklerin Profesör Higgins’ in ruh haline göre bir canlanıp bir solmasıydı. Buna dikkat ederek izlemenizi tavsiye ederim. Bu anlamda görüntü yönetmeni Eduard Grau kusursuz bir şaheser yaratmış.

 

AYŞİN İLDEŞ

İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra University of The Arts London ve Chelsea College’da iletişim ve medya üzerine eğitim aldı. Çeşitli yayınlarda yıllardır kültür-sanat, sinema, müzik, seyahat, dekorasyon ve gastronomi alanlarında editörlük yapmanın yanı sıra, markalara ve kişilere dijital iletişim danışmanlığı, yaratıcı içerik ve kurumsal blog yönetimi, kurumsal dergi yaptığı işlerden bazıları. Yazı İşleri Müdürü ve Kurumsal İletişim Sorumlusu olarak çalıştığı Büyük Kulüp'ten ayrıldıktan sonra Kurucu Ortağı olduğu Beyoğlu Creative'i hayata geçirdi. Yeni projeler tasarlamaya ve çeşitli platformlarda yazmaya devam ediyor.

No Comments

Leave a reply