Sürreal akımın üstadlarından Luis Bunuel, Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (Le Charme Discret de la Bourgeoisie) isimli filmiyle gerçeküstücülük alanında bir efsane haline gelmiştir desek yalan olmaz. Her filminde benzer oyuncuları görmeye alışık olduğumuz Bunuel’in başrol tercihi yine Fernando Rey‘den yana olmuş. İspanyol yönetmenin tüm filmlerinde rastlanan yarı gerçek yarı rüya hali, sizin hayal gücünüze bırakılan sahneler ve insanoğlunun en arsız tutkularının dışa vuruluş biçimiyle kendisine hayranlık duymamayı imkansız kılıyor. Burjuva hayatına gönderdiği ince eleştirilerle, kendini herkesten önemli zanneden insanlara inceden bir ayar çekiyor usta yönetmen.

1972 yılının Fransa’sında geçen Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’nde, sonradan görmelikleri ve emanetmişçesine yaşadıkları hayatlarıyla üç çiftten oluşan altı kişi başrolü paylaşıyor. Bu insanlar filmin başından sonuna dek biraraya gelip yemek yemeye çalışıyorlar ve evet, film tamamen bu konu üzerinden şekilleniyor. Filmdeki insanların incir çekirdeğini doldurmayacak kadar boş işlerden doğan yoğunlukları, onlara bir yemeği, bir türlü organize edebilme fırsatı bile vermiyor. Bu duruma gösterdiği alaycı yaklaşımla zekasına hayran bırakan Bunuel’in filmindeki en ufak bir mimiğin, ufacık bir objenin bile ne denli önemli olabileceğini, yönetmenin başka eserlerini izledikten sonra  daha iyi anlayacak ve pür dikkat seyredeceksiniz.

 “Burjuva, Diğer İnsanlardır!”

Fransız yazar Jules Renard’ın kaleminden dökülen cümle, burjuvaziyi en iyi tanımlayan sözlerden biri: ‘Burjuvaziden korkmak, burjuvazidir.’

Üst sınıfın yerden yere vurulduğu, parayla saklanamayan görgü yoksunluğunun göz tırmaladığı bu filmde Bunuel’in sözü elbette sadece burjuvaziye yönelik değil. Filmdeki kara mizahtan payını ordudaki askerler, hükümetteki diplomatlar ve kilisedeki din adamları da alıyor.

1973 yılında Burjuvazinin Gizli Çekiciliği ile Yabancı Dilde En İyi Film ödülüne aday gösterilen Bunuel, ödülü kazanıp kazanamayacağını soran gazetecilere ödülü almak için ‘Amerika’ya 25.000 dolar ödediğini ve sözlerinde duracaklarını tahmin ettiğini’ söylemiş. Bunun üzerine ertesi gün, tüm gazeteler Bunuel’in ödülü satın aldığını yazmış ve Bunuel gerçekten de ödülü kazanmış. Ama o günden sonra ödülü gerçekten mi yoksa parayla mı kazandığı hakkında hiçbir açıklama yapmammış ve yöneltilen sorulara sadece gülümsemekle yetinmiş. Bu yüzden bazı eleştirmenlere göre şunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz:

Bunuel bu filmi burjuvazi eleştirisinden ziyade aristokrat sınıfı şaşırtmak için mi çekti yoksa unutulmaya yüz tuttuğuna inandığı sürrealist yönetmenlere bir ayna tutmak için mi?

Bu sorunun cevabını vermek izleyiciye kalıyor.